nurullah genç

1 /
son derece tutarlı, sağlam bir fikriyatı ve kendi tarzı var. belli bir çıtayı aşan şiirleri epey var, fakat sürekli tamlamalı cümleler kurma eğilimi şiirlerinin tamamına yayılmış ve bazen zorlama olduğu hissiyatı uyandırıyor. bu yönünü aşmış olsaydı türk şiirinde daha derin izler bırakabilirdi zannımca.
“ülkemden hatırıma hep sefiller geliyor
bin yüzlü ebrehe’ler, kara filler geliyor
şimdi devran değişti; ebâbiller geliyor
ibrahim bahçesinden taze güller geliyor“


Diyen şair. Pek bir severim. Dizeleri umut verir. Hakkı anlatır, hakkı söyler. Anlayabilene...görebilene...
Çok güzel bir üslubu, tebessümü var. Tam olarak kalbe hitap ediyor. Gönülden yazıyor çünkü belli. Şu röportajı ile gönül insanı oluşu daha iyi anlaşılıyor:

">git
Kendisini ankara acıları şiiriyle tanımıştım. Dizeleri nakış nakış işlemiş kıymetli bir insan.

hüznümün dudağıdır gökte açan karanfil
talih, bir cellat gibi vurdu yüreğimizi
ateşler ülkesinde o ve ben, iki mahkum
kâh bir sevda çölünde parlayan ay ışığı
kâh rüya bahçesinin zehirli sarmaşığı
uzaklardan bir rüzgar esiyor efil efil
sessizlik, acze düşen bir hayal kadar sefil
şimdi gül, ey korkular şehrinin yelpazesi
hasretin o en uzun, acının en tazesi
neden hala tütüyor burnumda karanlığın
ruhum neden yıllardır kahrının pervanesi
bu esrar senin midir, yoksa gemilerin mi
hemen hergün bir yıldız kayıyor gözlerinden
gözlerin kan ağlayan deniz kadar derin mi
yoksa habersiz misin ruhumun kederinden ah,
bağrımda pütürlü bir bıçak kadar keskin
tabutumu bekliyor ankara acıları
bu ne bir aşk masalı, ne de heyula ve kin
dumanlı bir çöküşün en kara acıları.
Geceye kendini anlatacakken yine bizi bize anlatmış olan bir şiirini bırakalım. Adı: benim şiirim.

“Bakmayın çevremi kuşatanlara
Hüznün, yalnızlığın şairiyim ben
Issız ovaların nehiriyim ben
İçimde işliyor derin bir yara
Aşkın öldürmeyen zehiriyim ben
Bakmayın çevremi kuşatanlara
Hüznün, yalnızlığın şairiyim ben
Kapattım kalbimin son kapısını
Dokunun; boşlukta bir taş gibiyim
Hafızası ölü nakkaş gibiyim
Çekiyorum mutsuzluğun yasını
Ayaklara mahkum bir baş gibiyim
Kapattım kalbimin son kapısını
Dokunun;boşlukta bir taş gibiyim
Ölümü yaşadım ölmeden önce
Bana sonsuzluğu beklemek düştü
Mazide benim de yüzüm gülmüştü
Uyandım,mutsuzluk geri dönünce
Ölümü yaşadım ölmeden önce
Bana sonsuzluğu beklemek düştü
Gelsene,nerdesin,ey sessiz ölüm
Adını yazsana dudaklarıma
Zaman kan süzüyor kulaklarıma
Hıçkırığa mahkum biçare gönlüm
Haydi takılıver ayaklarıma
Gelsene,nerdesin,ey sessiz ölüm
Adını yazsana dudaklarımaBulsam Kafdağı'nın eteklerini
Başımı çevirip gitsem mi bilmem
Ben ki yaranamam,şakaya gelmem
Kuruttum bengisu peteklerini
Karanlık dolu bir dünyada gülmem
Bulsam Kafdağı'nın eteklerini
Başımı çevirip gitsem mi bilmemUmutlar sultanı anlayamadı
Sizler beni asla anlamazsınız
Biraz sevdasınız,biraz nazsınız
Kimse benim gibi ağlayamadı
Belki gülersiniz,inanmazsınız
Umutlar sultanı anlayamadı
Sizler beni asla anlamazsınız”