okutulan siğilin iyileşmesi

1 /
bir önceki tanımım gibi bu tanımımın da herhangi bir kişi veya kurumu hedef almadığı mevzu. özellikle iyi insanları. *
bana cevap olarak yazılan ve tevekkülü tarifleyen tanımlar başlığın ve benim yazdığım tanımın konusu değil.
başlık altındaki inançlı insanların dahi "böyle şeylere inanmam ama" ile başlayan önyargılarının olduğu bir konuda böyle şeylere inanmamaları gerektiğini destekleyecek bir soru sordum sadece.
okutulan siğilin iyileştiğine inanan kişi, okutulan fıtıkların bir sonraki mr'da yok olduğunu görmüş ya da duymuş mu?
biraz gülelim diye hortlattım konu nerelere geldi başlığı.

inandığım dinin kutsal kitabında geçen cümlelerden şifa beklemenin durumu basitleştirdiğini düşünmüyorum. önce tedbir sonra tevekkül prensibi gereğince örneğin safra taşı olan biri ben dua ediyorum, tevekkül edip sabrediyorum deyip hiçbir şey yapmadan pankreatit olup erken sepsisten ölmeyi bekliyorsa bu en basit tabiriyle cehalettir. aklı başında insanlar neyden neyi ne zaman hangi şartlarda beklemesi gerektiğini bilir. gerisi lafıgüzaf.

saygılar. *
forumsal olacak ama alttaki soruya ve eleştiriye cevap vermek lazım. bu tip bazı sorunlarda (siğil) klasik tıbbi tedavi yöntemleri çok etki göstermez hatta işe yaramadığı da olur çoğu zaman. modern tıp henüz modern olmamışken beyin tümörleri, safra taşlarını, kalp sorunlarını tespit ve tedavi edemiyorken bu siğiller çok basitçe tespit ediliyormuş varsayımını kolaylıkla yaparak, modern tıbbın gelişmesini beklemek yerine insanlarda farklı arayışlara girerler, sonuçta şifa bulanlarda olmuş olmaya da devam ediyor. böyle şifa bulanların çokluğu günümüze kadar referans olmuş. ha biz bahsi geçen amansız hastalıklarda dahil her koşulda ve nihayetinde şifayı yaratıcının verdiğini biliyoruz. siğili de beyinde ki tümörü de yaratan ve yok eden aynı güç. birinde sebebe ilaç diyoruz birinde dua vs. her derdi olan okutsun veya önce okutalım sonra tıbbi desteğe falan mesajı çıkmaz buradan. her 2 yöntem kesin tedavi de sunamaz,sunmuyor. yine de bilimsel olsun bir parça diyorsak plasebo etkisi dersin. olayın özünde bir hakikatin, uzay zamanda bilimsel olarak gözlenebilmesi ölçülebilmesi ve ispatlanabilir olması zorunluluğuna ihtiyacımız yok.

edit: editten sonra bu tanım cevap niteliğini kaybetmiş kişisel fikir halini almıştır.

edit2: (bkz: metodların çalışırlığını anlama yöntemi )
peki siz hiç okutulan kanserli dokunun, beyin tümörünün, safra kesesi taşının iyileştiğini, okutulan damarları tıkalı kalbin saat gibi çalışmaya başladığını duydunuz mu?
tanrının iyileştirme gücü sadece siğillere yetecek kadar mı var?

edit : gereksiz yargı bildiren ve tetikleyici olduğunu düşündüğüm son cümle silinmiştir.

Geçen yıl bu zamanlar içinde olduğum durum. Ayak tabanında iki tane kocaman siğil vardı. Tamda göz şeklinde. Bir arkadaşım okumamı söyledi, ama ben yapmadım. Bide akıllı ben gittim kafama göre siğil ilacı aldım, onuda siğilin etrafına yedirecek sürdüm. Meğerse sadece siğile sürmek gerekiyormuş. Cildiye doktoru verilmiş sadaka varmış dedi. O kadar derine inmiş ki siğil. 3 hafta ayağımın üstüne basamadım, enfeksiyon kaptı bacağıma vurdu. Antibiyotik filan kullandım. Ne rezil günlerdi. Şimdi şükür yok bişey. Doktor tekrar edebilir demesine rağmen çıkmadı bir daha. Okutmadım, sadece önce şifayı aradım. Eğer çaresiz kalsam bende okuturdum heralde.

Not :hassasiyeti olanlar bakmasın lütfen.

git
şaman öğretilerinin el alma yöntemiyle bu güne ulaşmış şekilleridir. siğiller , korkmak gibi marazi durumlara etkin şifa verirler. benim bizzat yaşadığım durumlardan bilirim.
Benim başıma geldi bu, önceleri hurafe diyordum, etkisini görünce inandım. Okuyan bir arkadaşımdı, önce siğile üfledi, ip de bağladı yanlış hatırlamıyorsam, sonra 7 tane buğdayı bir kuyuya atmamı istedi. Dediğini yaptım ve bir hafta sonra siğile bakmak aklıma geldi ama yerinde yoktu. İnanamadım çünkü 20 senedir kulağımın arkasında olan şey yok olmuştu. Çok teşekkür ettim tabi arkadaşa sonuçta bir şey de istememişti.
Yıllar sonra sağ elimde 2 yerde çıktı bundan. Küçük ama İşyerinde filan gözüme batıyor, toplantılarda rahatsız ediyordu. Tabi doğal olarak okunacak duayı bulmaya çalıştım, o arkadaşımla birbirimizden kopmuştuk. Epey bi araştırmadan sonra bir kaç dua tesbit ettim ve hepsini okudum, buğday aldım ve kuyuyu da bulup içine attım. Bir zaman sonra yine siğilim aklıma geldi ve puff! biri gitmiş öbüründe de az bir iz kalmıştı sadece.

Ben yaşadım. İnanmayan inanmaz. Bizzat yaşadım.