övülünce ne yapacağını bilememek

1 /
Sürekli çocuklarını yerme eğiliminde olan ülkem ebeveyninin yetiştirdiği çocuklar muzdarip bu durumdan. Daha yetiştirilirken okulun en başarılı çocuklarından biri de olsan hep senden daha iyisi olduğu fikri ilmek ilmek işlendiği için büyüyüp başarılı bir insan olduğunda da övgüyle karşılaşınca ne yapacaksın bilemiyorsun tabii. Çünkü niye, yetersizsin.
Mesela ağbim Türkiye'nin en başarılı simültane tercümanlarından biri. Ne zaman biri yanına gelip çok başarılı çeviri yaptığını söylese, "konuşmacı iyiydi, ses sistemi güzeldi." Gibi argümanlarla aldığı övgüyü göğsünde yumuşatıp başka tarafa paslardı. Birgün bir arkadaşı bu durumu fark edip "oğlum adam sana övgülerini bildiriyor sen niye teşekkür edip geçmiyorsun da bu övgüyü üstünden atmaya çalışıyorsun" demiş. Bunu anlatınca dedik ki ulan bu bizim aklımıza niye gelmedi bu zamana kadar. Bir övgü alınca teşekkür et geç.
Niye aklımıza gelmedi hemen söyleyeyim çünkü mahallede şu an küçük esnaflık yapan imamın oğlu hep bizden daha iyiydi. Bize bu öğretildi.
Yooo gayet ne yapacağımı biliyorum..
Evet o benim diyorum.. çünkü o övgü sözlerine mazhar olan şahıs benim...
Ne demiş Erdal demirkiran ""olanı soylemek neden ukalalik oluyor?"
İdeal üvücülüğün dışına çıkılmışsa övülen taraf hemen alçak gönüllü olur en zayıf anıdır gafil avlanmak için tam zamanıdır.
Orantısız övülmekten kaçının.
"allah'ın en büyük ihsanı, verdiği ihsanı hissettirmemesiymiş" cümlesinin geçtiği bir deneme okumuştum. sanırım, övülünce ne yapacağını bilememek, tam da verilen ihsandan bihaber olan insanın eylemi. yine de sahip olduklarımızın farkına varalım, övgüyü zarafetle kabul edelim.

Gaz vermek ve yalakalıktan ayrı duygulardır. Karşınızdaki kişi ahlaki bir yapınıza, karakterinize ve şerefli bir fiiliyatınıza saygı göstermiştir. Dürüstlüğüne saygı gösterilen insanların zamanla dürüstlük karakterleri olur.

Bir kişinin Zenginliğine, arabasına, tipine yapılan övgüler çok hassasiyet ister. Elindeki nimetin farkına varmasından kıçının havalanmasına kadar gider iş.
Selmani Farisi hzleri sizi yüzünüze karşı övenin yüzüne bir avuç toprak atın buyurmuş. Bir insana yapılabilecek en büyük kötülük, bakın bu kadar iddialı söylüyorum, en büyük kötülük bir insanı yüzüne karşı övmektir.
samimi olduğunu düşünüyorsam şayet, en tabii olarak kulak hizasına kadar sıcaklık artışı ile birlikte kızarıyorum.

birkaç hık bık sonrası teşekkür ediyorum. samimi olduğumu hissetme kaydıyla misliyle karşılık veriyorum. ardından konuyu değiştiriyorum.

en sonunda da imera sen norveç değilsin abartma deyip tüm sevmediğim özelliklerime odaklanarak olayı zihnimin en ücra köşesine atarak kapatıyorum.
muzdarip olduğum bir dert. sizler övülünce ne yapıyorsunuz? ben otomatik estağfurullah falan çekiyorum bazen, söylenen doğru olsa bile, bazen öven kişiye karşı kompliman yapmaya çalışıyorum ama yalan olma ihtimali can sıkıyor, ne yaparsam yapayım elim ayağıma dolaşıyor ve komik duruma düştüğümü hissediyorum. siz ne yapıyorsunuz?