Pardon dalmışım

1 /
askerlik görevimi ifa etmiş olduğum çarli birliğinde, askeri terminolojide yeri olmadığını bizzat tecrübe etmiş olduğum söz.

kısaca edok komutanı denilen, orgeneralin birliğimizin yakınından geçeceği haberi alınmıştı. bakın birliğimize gelecek demiyorum, birliğimizin bağlı olduğu garnizonun sınırları içinde bulunacak... bu haber alınınca haliyle bütün garnizon gibi bizim birliğimizde teyakkuza geçti. denetleme durumuna geçildi. Alaylar, taburlar, bölükler, yemekhaneler, cephanelikler, silahlıklar, nöbet kuleleri, ani müdahale mangası, hazır kıta, araçlar, garaj/kademe vb. her yerin tam denetleme durumuna getirilmesi için kollar sıvandı. o aralar, askerlikteki ilk günlerim. hatta 2. günüm filan. görevi yeni devralmışım. ne nedir, ne nasıl yapılır, en ufak fikrim yok. selefim gün içinde uğrayıp, yapılması gerekenleri yapıp, ortadan kayboluyor. ben de elimde kupamla, pencereden kah eğitim alanında ızdıraba boğulan askerleri, kah konya ovasının bitmek bilmeyen ufuk çizgisini izliyorum.

yine böyle boş boş takılırken, silahlığın mazgal kapısının kurcalandığını duydum. dönüp bakacaktım ki, "silahçıııı" diye gürledi, bir ses. sesin sahibi, birliğe benden bir iki hafta önce atanmış, benim de ilk kez gördüğüm bölük komutanıydı. hemen cevapladım "sadaret kethüdası, istanbul, emret komutanım". "napıyorsun sen" bu soruya nasıl cevap verilir. "ufku izleyip vakit öldürüyordum be panpa, sen de ne var yok" demek içimden geçse de, "pardon dalmışım komutanım" dedim. bir şey demeden yanıma geldi ve omzuyla omzuma var gücüyle geçirdi bir tane. boşta bulunduğum için sendeleyip, bir refleksle en yakındaki tüfeğe kasaturasından tutunundum. "şimdi ananı laciverde boyadım" senin dercesine doğrulup, "emredersiniz komutanım" dedim. komutan hiç duymamış gibi yürüyüp yanımdan geçti. öylece dikiliyorken aynı şekilde bir omuz da sırtıma attı. öne doğru sendelerken "artık yettin lan sen" dercesine dönüp, esas duruşa geçtim yine. "bana bak silahçı, eğitimde sana pardon dalmışım demeyi öğrettiler de mi, diyorsun lan?" dedi. içimden "keşke en başta aklıma gelen ufku izleyip vakit öldürüyordum be panpa, sen de ne var yok" cevabını verseydim diye düşündüm. çünkü onu da öğretmemişlerdi. "15 dakika sonra geri geleceğim, silahlık tekmilini öğrenmiş şekilde karşımda göreceğim. yoksa daldığın yerden çıkarmam seni" dedi. "yürrrrü kereste müdürü" dercesine "emredersiniz komutanım" dedim.

o gün bugündür, dargınım dalmalara. dalamam.
Konudan uzaklaşan şahıs cümlesi.

- efendim ne dedin canım? bi daha soylesene
- Oooo sen beni hiç dinlemiyorsun ki ama ne anlatiyorum sabahtan beri. yok ya ne anlatacam bi daha.
- güzelliğine dalmışım kolay mi senin karşında güzelliğine dalıp gitmeden dinlemek.

- yalançiiiiii. Dur anlatıyorum dur.