peygamber sümüğü hadisi

1 /
resulullah malayani olan tüm tartışmalardan yüz çevirmiş,bizleri de bundan men etmişken önü ardı belli olmayan bir bilgiyi sunmak ve bunu da insanlara tartışma konusu yapmak sümük kadar tiksindiricidir.
hadisi sıhhati, zahiri ya da batıni yönü söyle dursun insanlar cidden meselenin kunhune vakıf olma gayesinde değil. hz peygamber diyor ki misvak kullanın biz anlıyoruz misvak önemli. sonra misvagin önemini artıracak araştırmalar yapıp kendimizi besliyoruz. Ulan mesele misvak değil kafan niye basmıyor acaba? sümük muhabbeti yapılıyor aksi grup sümük gömüyor. Ne saçma hadis uydurma vs. diyelim uydurma böyle bir fikre sahipsin. o zaman açıp bu hadisin senet zincirine bakacaksın rivayetin kime ne için ne zaman hangi koşulda söylendigini bulacaksın. sonra bunun kurani kerim ile çelişip celismedigine bakıp mukayese yapacaksin. hz Muhammedin uygulamalari dönemin alternatif tıp anlayışı hepsini derini şekilde inceleyeceksin en sonunda da bak arkadaşım bu işin zahiri ve batıni yönüne baktım işin keyfiyetine dair araştırma yapıp bu hadisin uydurma olabileceği kanaatine vardım diyeceksin. uydurma değil bak uydurma olabileceği kanaati. çünkü net olacaksan elinde net bir delilin olmalıdır.

ortaya bir hadis atıp ulan bu ne saçma söz yahut bu ne kadar güzel bir hadis diyerek varacağımiz nokta tahminen subzero olacaktır. kimsenin bisi öğrenme araştırma ve öğretme kaygısı yok. Bir kesim la bu uydurma saçmalık diğer grup peygamber afedersin s.csa şifa mantığında zir cahil. neden sürekli çift taraflı marjinal fikirlere endeksliyoruz kendimizi? çünkü işin aslı umurumuzda bile değil. birinin derdi hadisler sakat kuran önemli demeye getirmek ve bu vesile ile hadisleri dışlamak diğer kesim hadis adı altında yazılan her cümleye sorgusuz sualsiz tapmak uydurma bile olsa hermonitik yaparak onun doğruluğunu destekleyici karineler aramak bulamazsa da peygamber demiş sonuçta diye kestirip atmak.

belki de sırf bu iki kutup arasında sıkışıp kalmanın bir sonucu olarak ülke olarak gerek dini gerek fikri ilerlemele gösteremiyoruzdur ne dersiniz? aksiyon-reaksiyon, etki - tepki kontekstinde ortaya koyulan her eylem ya da fikir kargaşa ve problemlere neden olur. ve şu an bizler hala bu tür problemleri konuşuyoruz. bakın tartışmak falan demedim sadece boş boş konuşuyoruz. Allah ıslah etsin her iki kesimi de.
mursel bir rivayettir. olay hudeybiye'de geçmektedir. iki ravisinden biri olan Mervân b. el-Hakem sahabeden değildir. diğer ravi Misver b. Mahreme de söz konusu olaya şahit olmuş değildir. Misver babasıyla birlikte Mekke’nin fethinden sonra Resûlullah'ın (sav) yanına gelmiştir ve henüz küçük bir çocuktur. buhari'yi şerhedenler bu notu düşerler.

tartışma da -bunun yaşandığını varsaymamız halinde- böylesi sosyolojik bir olaydan fıkhı bir hükmün çıkarılıp çıkarılmayacağı konusundadır. mesele bu sümüğe veya tükürüğe veya balgama değer vermek, alıp yüze göze sürmek değil, bu olaydan bize düşenin ne olduğu meselesidir. sorun buradadır ve henüz aşılabilmiş değildir.

edit: buhari böylesi bir rivayeti eserine neden almıştır? Resûlullah'ın (sav) sümüğüne bir değer atfetmek için mi? değildir. konu başlığı giysiye bulaşan tükürük, sümük ve benzeri şeylerin hükmüyle, bunların pis olup olmadığıyla ilgilidir. giysiye bulaşan sümük ve benzeri şeylerin namazı bozmayacağı konusunda delil olarak bu rivayete de yer vermiştir.
Bugün sümüğe, balgama kutsiyet atfedenler daha sonra sidiğe ve kana hatta büyük abdeste şifa diyebilirler.
olayın İslamla ve müslümanlarla alakası yok.
Sevmeyi bilmeyenlerin anlamayacağı hadise. Birisini sevdiği için adam öldüren de var. Sevdiğinin tek kolu yok diye kolunu kesen de var. Evet bunlar bize akılsızca ve mantıksızca geliyor ama böyle sevgiler var işte. Sevince akıl baştan gidiyor demekki.
Hadisin sahih olması demek o olayı aktaran kişi, olayın ya da peygamberimizin sarfettiği sözün tamamına mutlaka şahit olmuş ve tamamını mutlaka doğru anlayıp doğru aktarmıştır demek değildir. Hadisin sahih olması demek peygamber sözünü ve peygamberin etrafında gelişen olayı, ilk tanığının bir başkasına aktarması ve sözü ya da olayı bize kadar taşımış bütün aktarıcıların tamamının bilgisine ulaşılabiliyor olması demektir. Sahihi buharideki hadislerin ilk tanığından bu yana bütün aktarıcıları sabit olmakla beraber bu hadisler kesinkes doğru hükümler ve olayları ortaya koymaz, sadece bize ulaştığı kanalın güvenilir olduğunu gösterir çünkü bu kitapta birbiriyle çelişen hadisler de vardır. Burada anlamamız gereken konu şudur:

1. Bütün insanlar gibi sahabelerin de bir olayı, sözü anlama, anlamlandırma düzeyi birbirinden farklıdır. bir insanın bize söylediği her şey doğru bile olsa bu doğru onun yanlış değerlendirmesinin bir sonucu olabilir.

2. Diğer bütün insanlar gibi sahabelerin de kendi hayatları, meşguliyetleri ve özel ihtiyaçları vardır. Bu insani durumlar sahabelerin tüm vaktini peygamberle geçirmesine doğal olarak manidir. O yüzden hadislerle bize ulaşmış bir olayın tanığı, olayın tamamına şahit olmuş olabileceği gibi sadece başına, ortasına ya da sonuna da yetişmiş olabilir. Peygamberin sözüne, davranışına verilen kıymetin bir neticesi olarak da sahabeler her neye tanık olduysa onu kendi anladığı şekilde nakletmiştir.

Bu iki maddeyi dikkate alarak diyebiliriz ki yukarıdaki hadis gerçekten vuku bulmuştur. Fakat peygamberimizin sahabelerin bu davranışlarına tepkisi ne olmuştur hadis metninde yer almıyor gördüğünüz gibi. Peygamberimiz ben de sadece sizin gibi bir insanım manasında tepki vermiş de olabilir, sözüyle ya da sessizliğiyle onaylamış da. Benim aklım ilkini kabul eder fakat ikincisini de yalanlayamaz, bu kısımda inanç ve takva devreye girer çünkü. Yukarda bir arkadaşın dediği gibi islam akıl dini değildir, akla uygundur sadece.

Bu durumda şöyle bir sorun çıkıyor ortaya. Dini uygulama konusunda hadislerden faydalanıyorsak, tanıklarının olayın ve sözün tamamına şahit olup, doğru anlayıp, aktardığından nasıl emin olup hangi hadisi uygulayacağız? İşte bu noktada da bugün adını mezhep koyduğumuz büyük alimlerin bir çok ilimle kuranı ve hadisi birlikte değerlendirip yaptıkları çıkarımlara müracaat edeceğiz. Tabi varsa aramızda dönemin tarihini, kültürünü, dilini çok iyi bilip, kuranı ve yüzlerce hadisi orjinal metni ile anlayıp hıfzetmiş müslümanlar, onlar kendileri de kıyas edip bir sonuca varabilirler.
"Abdestin mantığı yok, o halde sümüğün de mantığını arama" diye yorum almıştır. Senin abdestinden kime ne, yaptığın kişisel ibadetlerden, nusuklardan, ritlerden bize ne. Ama , ahlakın, adaletin kurallarına dokunamazsın kardeşim. Adalet, hak, paylaşım, yasalar Allah'ın olmak şartıyla git kendi dünyanda neyi kutsarsan kutsa. kendi şeyhini, kutbunu kutsallaştırmak için peygamberime fıtrata aykırı şeyler yüklemeyi bırak.