psikoz

1 /
Depresyon, yas veya bir başka psikiyatrik rahatsızlığın derin evrelerinde geçici psikotik belirtiler görülebilir. Buna mukabil oradan buradan okuyup insanların kendine tanı koymaktan uzak durması önemli. Gerçekten dinleyen ve semptomlardan ziyade sendrom odaklı tedavi peşinde olan kaliteli Psikiyatristler bulmak spontan şekilde kendini ifade önemli.

Depresyondaki kişi kendini suçlayıcı ve değersiz görme eğiliminde olduğu için kendini tanımlama konusunda da abartılı korkulara kapılabilir. derin depresyonla kendi başına başa çıkabileceğini düşünerek fasit dairede savrulan kişinin semptomları fazla iyimser yorumlaması da bunun tersi durumdur.
#6678002, tanımlama burada.

psikiyatri dalında uzman bir hekim değilim, biz okurken bu insanlarla kısa süreli muhatap oluyoruz ve gerisi teorik bilgiyle sınırlı kalıyor.

altını çizmek istediğim çünkü vicdanen beni bu insanlarla ilgili zorlayan bizim için ufak onlar için hayat gerçeği olan bazı durumlar var. günümüzde bazı haberler ya da bazı inanışlar neticesinde bu insanların toplumdan soyutlanması, insan olarak görülmemesi sorunu bunların en başında geliyor.

bu insanların önemli bir kısmı, toplum ruh sağlığı merkezleri adlı, ülkenin dört bir yanında var olan yerlerde takip edilmeye çalışılıyor. rutin kontrolleri de var, yolunda gitmeyen durumlarda hastanelerle iletişim kurulması, gerektiğinde yakınlarıyla irtibat halinde olunması gibi şartlara da sahibiz. yalnız, herkes eşit şartlarda doğmuyor ve bu insanlar, bir şekilde özbakımını sağlayamayacak hale gelebiliyorlar, yani takip altında olmaları imkansız oluyor malesef. bu insanlar, ilaçlarını düzenli kullandığında, zararsız bir birey haline gelmekten öte bazı durumlarda, kendi hayatlarını idame ettirecek kadar psikoz durumundan soyutlanabiliyorlar.

ve herkesin bir şeyler söylemeden, sorumluluğu bu insanlara atmadan önce hatırlaması gereken, benim için çok önemli bir detay var;

her sağlıklı insan, yıl içinde %1-2 oranında psikoz tablosuyla giden bir hastalık olan, şizofreni hastalığına yakalanma riski taşıyor. yani, bir gün ansızın bu hale gelebiliriz, yine bilip bilincine varamayacağımız bir mevzudur bu yani, tanıdığım ve ben niye böyleyim diye ağlayan sevimli bir teyzeden beri iki çift laf edemiyorum, çünkü öyle...
Ergenlik döneminin sonlarına doğru kadınlara oranla erkeklerde daha fazla görülür. Şizofreniyle karışabilir ancak şizofreniden farklı ve geniş bir yelpazededir. Kişi yaşadığı travma, depresyon, okb, yas gibi etkenlerden birine veya birkaçına yanıt olarak psikotik disosiyatif tablo içerisine girer. Yapılacak ilk müdahalelerle psikotik belirtilerin azalması sağlanır. Aile durumun iyiye gittiğini düşünse de asıl tablonun ortaya çıkmasıyla verilen ilaçlar yan etki yapabilir ve yaşadığı üzüntüden dolayı öfkelenerek * durumu kabullenmek istemeyebilir çoğu zaman. Malesef iyileşme ihtimali düşük, çok uzun süre tedavi gerektiren en ağır akıl hastalıklarından biridir.
"türlü sebeplerle kişiliğin bütünlük ve uyum gücünü geniş ölçüde yıkan ruhsal bozukluk" şeklinde tanımlanan, sanrılara veya kuruntulara dayalı olan ruhsal bozukluklar için kullanılan psikolojik ve psikiyatrik kavramdır. bu bozukluk psikolog ve psikiyatrların da bilimsel araştırmalarına, çalışmalarına ve saptamalarına göre 12 veya 29'lu yaşlarda ortaya çıkmaktadır. özellikle şizofreni ve şizofreni tipi hastalıklar ve bipolar psikozlar da buna dahildir.

psikozun ana semptomları üç kategoriye ayrılmıştır ve her biri ayrı ayrı incelenir: pozitif semptomlar, negatif semptomlar ve bilişsel semptomlar (düşünce bozuklukları).

pozitif semptomlar:

halüsinasyon: kişi, sessiz bir odada tek başına olduğu hâlde gürültüler, konuşmalar ve sesler duyabilir, insanları, nesneleri, renkleri veya şekilleri değişikliğe uğramış hâlde görür, bazı odaları kötü kokuyormuş şekilde algılar (tıpkı zehirli gazlar gibi), bazı yemeklerin tadını sanki zehir karıştırılmış gibi algılar.

kuruntu: kişi, "ben birilerinin takibinin kurbanıyım", "kafayı bana takmış ve beni rahat bırakmayan kişilerin olduğunu biliyorum", "beni diğer insanlardan ayıran olağanüstü yeteneklerim var", "benim önemli güçlerle ve kişilerle yakın ilişkim var", "ben bu gezegendeki tüm insanların mutluluğundan sorumluyum" vb. cümleler kurabilir veya bunların etkisi altında olabilir, bunlar da kişinin ruh sağlığını önemli ve geniş ölçüde etkilemektedir.

negatif semptomlar:

- kişi, sabahları yataktan kalkmaktan zorlanabilir ve öylece yatağında yatar veya uyuyakalır.

- bazı görevlerin üstesinden gelemez.

- kendisini sık sık bitkin ve isteksiz hissedebilir.

- diğer insanlarla ilişki kurmaya yönelik olan ilgisini tümüyle veya biraz da olsa kaybedebilir.

- artık hiç doğru dürüst sevilmediğini düşünebilir ve kimseye doğru dürüst açılamaz.

- eskiye oranla genel olarak az konuşabilir.

- bazen kendisinin hiçbir şey umurunda olmayabilir, kendini kısmen uyuşturulmuş ve kulağında çanlar çalışıyormuş gibi hissedebilir.

bilişsel semptomlar:

- kişi, bazen bir düşüncenin sonunu getiremez.

- kafasında aynı anda birden fazla düşünce olabilir.

- bazen uzun süreli olarak konsantre olamaz.

- bazen bir konudan diğerine atlayabilir.

- hafıza artık eskisi gibi çalışmayabilir.

psikoz, genellikle hastalığa yatkın olan yani ruhsal anlamda çok hassas ve kırılgan kişilerde meydana gelebilmektedir. hastalığa yatkın olan insanların da daha zayıf oldukları ve hayatlarının sıkıntılı dönemlerinde psikotik semptomlarla tepki verebildikleri görülmüştür.

bir psikozun ise olası erken belirtileri şöyle belirtilmiştir:

- huyun değişmesi: gerginlik (huzursuzluk ve sinirlilik), çabuk kızma, aşırı hassaslık, aşırı alınganlık, kafa karışıklığı, uyku bozuklukları (aşırı uyku veya uyuyamama), iştahsızlık, kendini ihmal etme, garip kıyafetler giyme, ilginin, girişimciliğin ve enerjinin aniden azalması.

- duyguların değişmesi: depresyon, duygularda sığlaşma veya ruh hâli dalgalanmaları, korkular (özellikle zarar görme ve tehdit edilme korkusu).

- verimliliğin değişmesi: fazla sıkıntı kaldıramama (özellikle stres altındayken), konsantrasyon bozuklukları, dikkatin çabuk dağılması ve performans düşüklüğü.

- toplumsal açıdan değişme: güvensizlik, sosyal geri çekilme, izolasyon, ilişkilerde problemler, ilişkilerin kesilmesi.

- ilgi alanlarının değişmesi: aniden değişik şeylere ilgi duymak, mesela dinsel veya doğaüstü şeyler, büyü vb.

- algılama ve hissedişin değişmesi: tuhaf algılamalar (örneğin ses ve renklerin yoğunlaşması veya değişmesi, kendinin veya çevrenin değiştiği hissine kapılmak, diğer insanların algılamadığı şeyleri görme, duyma, tatma veya koklama hissine kapılmak), kendine özgü düşünceler ve tuhaf hissedişler (örneğin kendinle ilişkilendirme, hasta başka insanların yaşadıklarını veya faaliyetlerini, daha doğrusu ifadelerini kendinle ilişkilendirme, izleniyormuş hissine kapılmak ve yönlendirme düşüncesi; başkalarının bana veya düşüncelerime erişebilecekleri, beni kontrol veya idare edebilecekleri hissi gibi).

psikozlar şu şekilde ayrılmışlardır:

uyuşturucuya bağlı psikoz: uyuşturucu ve / veya alkol kullanmak veya bunları bırakmak, görülen psikotik semptomlarla bağlantılı olabilir. normal şartlarda semptomlar uyuşturucuyu bıraktıktan sonra doğrudan kaybolabilirler.

organik psikoz: psikotik semptomlar bazen, örneğin ensefalit (beyin iltihabı da denir), aids, tümör veya sara gibi beyin işlevlerinin bozulduğu hastalıklar kapsamında görülür. normal şartlarda bu tür durumlarda başka fizyolojik semptomlar da görülür.

kısa psikotik bozukluk: bu tür psikopatik semptomlar ise çoğunlukla aniden ve sık sık büyük bir kişisel strese tepki olarak, örneğin bir yakının ölümüyle tetiklenir. bu tür durumlarda semptomlar genellikle çok ağırdır fakat çoğu hasta kısa zamanda tekrar iyileşir.

paranoid bozukluklar: bu türdeki en büyük problem ise belirgin kuruntulardır. diğer semptomlar ise geçici ve hafif şekillerde görülmektedir.

şizofreni: davranış değişiklerinin ve buna eşlik eden semptomların en az altı ay boyunca görüldüğü bir psikotik bozukluğu tanımlar. semptomlar ve hastalığın süresi kişiden kişiye değişebilir. çoğu kişi şizofreni hastalığına rağmen mutlu ve başarılı bir hayat sürebilmektedir.

şizofreniform bozukluk: şizofrenideki kriterlerin aynısı geçerlidir. yalnızca davranış değişiklikleri ve buna eşlik eden semptomlar altı aydan kısa sürer.

bipolar bozukluk: bu bozukluğa psikozun semptomları eklendiği için, bipolar bozukluk da psikozun türlerinin içinde yer almaktadır. örneğin büyüklük hastalığı veya takip edilme korkusu gibi.

git .
kişinin gerçeklik algısının bozulduğu, neyin gerçek neyin hayal ürünü olduğunu ayırt edemediği tabloya verilen isim.

madde kullanımı, psikiyatrik bozukluklar gibi birçok sebebe bağlı olarak geçici veya uzun süreli olarak ortaya çıkabilir.
hastanın, gerçeği değerlendirmede bozukluk yaşaması anlamına gelen bir terimdir. kişi zihnindeki olayları gerçek sanıp, doğruluğuna inanmaya başlar. kendisine has bir dünya geliştirir, çoğunlukla bunların bir hastalıktan kaynaklandığının farkında değildir. psikiyatride psikotik bozukluklar : şizofreni, sansıral bozukluk, kısa psikotik bozukluk, şizofeniform bozukluk, paylaşılmış psikotik bozukluk.
düşünce ve duyunun ağır oranda bozulması durumudur. hasta çoğu zaman halüsinasyonlar görür ve bunu gerçekmiş gibi kabul eder. bu durum kişinin psikolojisinde ağır bir tahribata neden olacağından çoğunlukla tıp dünyası bu vakaları akıl hastası olarak kabul eder. zaten hasta çoğu zaman bu baskıcı durumun altında kalacağından o safhaya kadar gelir. gerçeklikle bağlantının kopması olarak nitelendirilen bu zihinsel hastalık, hekim tarafından teşhisi konulup tedavisine başlansa bile durdurulması zor olandır. gelelim halkımızın ağzından düşmeyen bakırköydeki tedavi şekline. bakırköy'de tedavi bana şöyle uygulanmıştı; öncelikle günün belli saatlerinde hap gelir ve hemşire hapı yutup yutmadığını özellikle kontrol eder. valla benim ağzımı açıp bakıyodu. daha sonra grup seansları vardır. ortada terapist olur hastalar etrafındadır ve tek tek anlatırlar kendilerinde sıkıntı olan durumu. grup terapisinden önce hastalığı ağır olana birebir muamele yapılır. sonra kişi gruba dahil edilir. ilk birebir görüşmüştüm bende. anlattıklarımı başlıklar halinde not aldığını gördüm.