radyo

1 /
Çocukken neredeyse dibinden kalkmadığım iletişim aracı. Bir de TV. Şarkı türkü piyes dinlemeyi çok severdim. Arkası yarınlar.. hâlâ da severim. gizemli gelirdi toyluk zamanları.
Telefonu alırken en mutlu olduğum özellik olmuştu. Bilmiyordum öyle bir özelliği olduğunu görünce süpriz olmuştu. artık eskisi gibi de üretilmiyor. Nostaljik ayağına güzel bir radyo aldım geçen bugün geldi tabi sadece görünüm nostaljik. Açıp ilk o cızırtı gelince insan ayrı bir mutlu oluyor.
Bir zamanlar her evin olmazsa olmazlarından; şimdilerdeyse nostaljik bir unsur olarak görülen cihaz.
Zamana yenilmiş gibi görünse de teknolojiye rağmen radyo dinleme etkinliğini zevkli hale getirebilecek git bir uygulama yapmışlar. Hem de telefonda arka planda çalışıyor. Bence başarılı.
Eskilerden kalan elbet bir radyonuz bir yerlerde duruyordur ve herkesin aklında işte havada dalgalar var onu alıyor öyle çalışıyor diye bilinir.

Evet doğru peki bu işi nasıl yapar?
FM türü yani frequency modulation’a uğramış dalgalar radyo vericilerince üretilir. Bu ne demektir derseniz.
FM : göndereceğiniz ses verisine doğru orantılı olarak sesin frekansının değiştirilmesi işidir.
Aklınıza bir sinüs sinyali getirin o hep gördüğünüz. Şöyle çok uzun bir tane... şimdi bunu bir yaymış gibi hayal edin. Kimi yerlerde bunu daha sıkı yapar kimi yerlerde aralarını açarsanız karşınıza fm benzeri bir dalga çıkar.

Çok iyi bildiğimiz diğer türe gelirsek yani Am ise amplitude modulation’ın kısaltmasıdır. Fm’in aksine burada ise frekans değil dalganın boyu değiltirilir. Lakin sesi taşımak için kullanılan enerjinin ses verisinin kendisine oranı en fazla %33 ü göreceği için çok verimsiz bir teknolojidir ama kurulumu ve gerekli malzemeleri çok ucuz ve basittir.

Sesi modüle ettiniz peki nasıl ileteceksiniz?
Bu modüle sinyali (carrier) alıp başka bir frekans seviyesine yükseltirsiniz. Bir sesin anlamlı olabilmesi iyi iletilmesi için 3000 hz yeterli bir aralıktır peki biz niye 100 mhz’de bir radyo dinliyoruz? Yani benim işime 3000 yeterken neden 100000000 hz’e kadar bu bilgiyi çıkartmam gerekiyor?
Çünkü sadece ben yayın yapmıyorum. Yayım yapan birçok kanal var ve ben bana verilen aralıkta çalışırım. 3 khz’e kadar olan sinyalimi alıp frekans değeri 100mhz olan bir sinüs sinyali ile çarparsam bu bana kompleks fazda 100 mhzde bir sinyal verir.

Daha türkçesi ile; herkes elindeki 3 khzlik (çok küçüçük bir kitap gibi düşünün gibi ) bilgiyi alır ve onu bir rafa yerleştirir (bunu da bu taşınmış frekans olarak düşünün ). Kullanıcı istediği rafı seçip sizin verilerinize ulaşır.

Peki ben bu veriyi nasıl alıcam?
Bu veri havada çok şükür o kadar az bulunur ki, aksi taktirde hepimizin üçüncü gözü çoktan çıkmış olurdu.
Anten yardımı ile bu verileri alıp tekrar bir elektronik sinyale çeviririz. Ardından bjt veya fet yardımı ile sinyali şehir elektriğini kullanıp yükseltirim. Bunu da şöyle düşünebilirsiniz. Elimde küçücük bir minyatür var ve birisi gelip dediki bu minyatürün bir heykel kadar büyük bir yapıya birebir benzetilmesini istiyorum sana da sonsuz büyüktükte bir kaya veriyorum. Bu transistor denen iyi ustalar. O küçük minyatüre bakıp aynısını bu kayaya işlerler. Birçok süzgeçten daha geçtikten sonra elinizde tekrar ses oluşur.

Birçok farklı hoparlör tipi vardır elbet ama eskilerde en çok kullanılan içinde küçük kristal yapılarım bulunduğu hoparlörlerdir. Elektrik sinyali ile bu parçalar titreşir ve bizim duyduğumuz ses ortaya çıkar.

İşte elinizde bir radyo var.
hertz dalgaları yoluyla düzenli program yayımlanan radyoelektrik istasyonu: [lat. is.]
ankara radyosu, radyo birlik.

radyo evi.

radyo yayınlarını dinlemekte kullanılan alıcı cihaz.
radyoyu açmış, küçük sofrayı kurmuş-z.osman
*