rahatsız eden gerçekler

1 /
Evrenin yaşı ve büyüklüğü düşünüldüğünde muhtemelen canlılığın bulunduğu tek gezegen biz değiliz. Zaten evrenin merkezinde hiç değiliz. Bu bilgiyi düşününce, Gündelik hayatta uğraştığımız birçok şeyin salakça olduğu fikri bana çok rahatsız edici geliyor açıkçası.
Hoşumuza gitse de gitmese de hiçbir şeyin faturasını tek bir kişiye, tek bir sebebe yıkma hakkımız yok. Yaşadığımız her şeyde bir payımız ve sorumluluğumuz var.
Birazdan yazacağım demiştim ancak olmadı. Meşgaleler birbirini kovaladı, gecikti burası. Zaten yazacağımda da bir şey yok da, yine de ne olduğunu söylemek güzel geliyor.

Herkes hayatta birçok şeyden dolayı acı çekiyor. Bunların bir kısmı, yaşayan kişinin hayatını baştan sona etkileyen ve etkilemeye devam edecek olan şeyler. Misal yanlış bir meslek seçimi, yanlış bir evlilik gibi şeyler, ömrümüzü tamamen pişmanlık ve israf yumağına çevirebilir. Rahatsız eden gerçek, bunun hiç kimsenin umrunda olmayacağıdır. Mesela hayatını ayyaş bir adamla evlendiği için sürünerek geçiren ve bu şekilde tüm hayatını yaşayıp ölen bir kadın, aslında kendisi açısından dünyanın en büyük trajedisini yaşıyor olsa da, sonradan kimse için o kadar da büyük bir dert kaynağı olmayacaktır. Demem o ki, kendimiz için büyük olan belalar, aslında kimsenin o kadar umrunda değil. Bu bence rahatsız eden bir gerçek.

Aynı şey başarılarımız için de geçerli. Eğer çok çok çok istisnai bir azınlıkta değilsek (ün kazanıp şöhret yoluyla hatırlananlardan değilsek), hayatta başardığımız şeyler geriye kalanlar için hiçbir şey olacak. Bir iki kişi "o da şunu şöyle becerirdi" diyecek, sonra onlar da bun unutacak. Bizim çok değer atfettiğimiz eserlerimiz, koleksiyonlarımız vb. ler çokçok büyük ihtimalle çöp yığını olarak değerlendirilip hoyrat ellerde yok edilecek.

Sözün özü, düşündüğümüzden ve sandığımızdan çok daha değersiz ve önemsiziz. Bu da rahatsız edici bir hakikat.
hayali kurulan hayatların hayal olarak kalırken birilerinin yaşam gerçekliği olması.

yani insan bazen hayret ediyor ama işte sonra gidip otuz buçuk saat nöbet tutuyor ama kafamız nasıl güzel nasıl. *
Hepimizin gece- gündüz " kur korumalı fayiz" yiyen tefecilere çalışıyor olmamız.

Dinin direğinin! bu hususta pek işe yaramaması.

Geleceğin, emeğin, ekmeğin, evliliğin, sevdiğin, umutların, ahiretin " kur korumalı tefeciler" e gidiyor. Hala mı Allah'ın yasalarını istemiyorsun? Uçkur ve kafa demleme özgürlüğünün hatrına bu zulmün devamını savunuyorsun.
Gerçeklerin çoğunu teşkil eden topluluk.

Bir bardak su gibi çalkandı dünyâ;
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikât, al sana rûyâ!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

aradığım başlık. aklımdan geçenleri yazmak istiyor ancak yazacak uygun başlığı bulamıyor ve yazamıyordum. yeni başlık olarak ne açacağımı da kestirememiştim. (işte bu yüzden rastgele butonu, belki gelir yoksa kafası daha berrak olan birinin gelip başlığı sola taşımasını beklemek durumundayız)

rahatsız eden gerçeği birazdan yazmaya çalışacağım.