raif efendi

şayet goethe raif efendi'yi tanısaydı kitabına vereceği isim konusunda bir daha düşünürdü.. genç werther'in acıları'nın, raif efendi'nin çektikleri yanında esamisi bile okunmaz..
devamını gör...
"şimdi, geldiği kadar sebepsiz ve ani, çekilip gidiyordu. yaşadığım müddetçe türlü türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve bilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde, herkeste onu, maria puderi, kürk mantolu madonnayı arayacaktım. onu bulamayacağımı daha şimdiden biliyordum. fakat aramamak elimde olmayacaktı. beni, bütün ömrümce bir meçhulü, mevcut olmayan bir şeyi aramaya mahkum ediyordu. bunu yapmamalıydı..."

demiş ve halimizi tarumar etmiş baş kahraman. maria'nın raif'i o. o kadarla kalmak isterdi.
devamını gör...
babasının almanya'ya okumak için gönderdiği; ama almanya'da okumak şöyle dursun karı kı peşinde koşan, okumadan gelen, bi baltaya sap olamamış, kürk mantolu maronna karakteri. pis herif...
devamını gör...
sahip oldugu tüm güzellikleri ve nimetleri elinin tersiyle iten ruhundaki derin boşluğu kendisini seven ve değer verenlerden uzakta bir yerlerde arayıp hastalıklı bir aşk yaşayan bir sabahattin ali karakteri.

devamını gör...
hakkında yapılan tüm güzellemelere rağmen bir türlü kanımın ısınamadığı http://karakter.bi kere kalenderlikten öte bişeydir onunkisi ensesine vur ekmeğini al durumudur.her başkahramanın sahip olduğu güçlü ve karizmatik erkek tipinden oldukça uzaktadır.yıllar sonra kızının olduğunu öğrenir, görür sahip bile çıkamaz.kimbilir belki de bu sıradışı kahramanı yüzünden kürk mantolu madonna bu kadar yaralayıcı,etkileyici bir romandır.
devamını gör...
sabahattin ali 'nin kürk mantolu madonna romanında maria puder 'e aşık karakter, aşık olunası karakter. o da bir disconnectus erectus . ama selim ışık 'tan daha disconnectus, turgut özben 'den daha erectus. öyle ki ne selim gibi intiharı seçti, ne de turgut gibi başını alıp gitmeyi. tutunamayanlığına, kaderine razı oldu. bu yavşak hayatın kendisini oradan oraya savurmasını çaresiz gözlerle izledi. ayrıca kendisini tanıdıkça "işte böyle aşık olunur!" dedirtiyor insana.
devamını gör...
raif efendi' nin aklına hiç gelmemiştir, hayatına devam ettiği onca yıl, uğruna hayalet olmayı seçtiği o kadının artık yaşamıyor olma ihtimali. yine de kızamayız kendisine. öyle de bir büyüsü vardır bu kitapta bu karakterin. masasının çekmecesinden çıkarıp okuduğu roman süsü verdiği o günlüğünün, yine aynı çekingenlikle ateşe atılmasını istediği o gün; aslında bu sırrı paylaşacağı bir insanın varlığını belki de o an maria' nın keşke yaşıyor olsaydı düşüncesinden daha çok istediğini belli eder.
devamını gör...
türk edebiyatındaki en sağlam karakterlerden biridir. hiç unutmuyorum o hasta yatağında ağlarken ben de gözyaşlarımı tutamamış adeta onun hüznüne ortak olmuştum. (belki de sabahattin ali'nin hüznüne ortak olmuştum demeli.. kim bilir..) bu bir okuyucu için adeta bir lütuf diye düşünüyorum.
devamını gör...
günlüğü okunduğunda bir süre iç burkan karakter.
oysa onu sevmemek için birçok neden vardır. bir kere çok siliktir, sonra babası öldüğünde bile tepkisizdir,
bunun nedenini üstü kapalı olarak ilgisizlik olarak açıklamasına rağmen çocuklarına da aynısını yapmıştır.
hatta bir tanesini öylece bırakıvermiştir, hiç arayıp sormamak üzere. yine de iç burkar işte. bunun nedeni sevdiğinden ayrılması da değildir. çünkü bunu bir dönem kabullenmişti.
zaten maria ile karşılaşmasaydı tasvirleri dışında her şeyiyle aynı olacaktı sonu.
hem o siyah gözlü, kalın kaşlı sevdiği olmasaydı kim ona ''resim de diğer sanat dalları gibi kastettiklerine hitap etmiyor'' derdi!
devamını gör...
-spoiler içerir.-

kürk mantolu madonna'daki sabahattin ali'nin baş karakteridir ki beni benden alıyor. raif efendi resmen cansızlığın, insanları çözmüşlüğün, dolayısıyla sıkılganlığın sembolü. insanı öfkeye, kıskançlığa, samimiliğe ve dahi tüm duygulara/davranışlara götüren sebepleri bildiği ve layıkıyla idrak edebildiği için; karşısındakinin tavrı ne olursa olsun adam şaşırmıyor. kendisine bağıranı, öfkesinin kurbanı olmuş bir insan olarak resmediyor ve asla yadırgamıyor, aksine küçümsenebilecek bir konuma oturtuyor kendi zihninde. öyle ki, onun bu aciz tavrına cevap verme gereği dahi duymuyor, sonunun bir yere varmayacağını bilerek.

tabi raif efendinin ölümü de ilginç oluyor: hayatı boyunca kendisini müşkül durumda bırakanların sözlerini içine atmasını, kendisine yanlış yapanları "o, acziyet içinde." diyerek sineye çekmesini haykırıyor, ve ölüyor.

gariban, sessiz ama bize sessiz insanların da içinde fırtınalar kopabildiğini gösteren bi abimiz raif efendi.

tabi bunu pratik hayatta düşünmüyoruz bu kadar okumamıza rağmen. yani, sohbetle arası pek de iyi olmayan insanı, "hayatın monotonluğuna kendini bırakmış, artık düşünmeye erinen bir zihin hantalı haline gelmiş" diye yaftalıyoruz belki her gün onlarca insanı.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.