reçel blog

''kadınların ve bilhassa müslüman kadınların; gündelik deneyimlerine, toplumsal meseleleri algılayışlarına, ilgilerine, meraklarına, dertlerine, umutlarına, kaygılarına, mücadelelerine dair kendi sözümüzü söyleyeceğimiz bir mecramız olsun istedik.

kalemimizi, klavyemizi, tenceremizi, meyvelerimizi, şekerimizi aldık geldik. '' diyerek yola çıkan okunası, farklı bir blog. içerisindeki her yazıyı beğenip katılmasam da takip etmekte fayda var.
devamını gör...
içerdiği bazı yazılar ağır feminizm koksa da her hatun kişisinin kendinden bir şeyler bulabileceği blog .
devamını gör...
yazı sitili hoş değil.

paragraflar çok uzun. insanda okuma isteği uyandırmıyor.

seçilen konu başlıkları ilgi çekse de yazılar aynı doyuruculukta değil.

şu haliyle olmamış gibime geldi. daha çok emek gerektiriyor.
devamını gör...
tam da reçel prosesi ile ilgili ödev yaparken umuda kaptırmış ama hiç alakası olunmamış başlık tanesi.
devamını gör...
(bkz: kadınların serbest olması erkekleri neden korkutur)

--- alıntı ---
kadınların serbest olması erkekleri niye korkutur?

konuk yazar:halife kadın



bir hikayeyle başlamak istiyorum. bir kadın ve bir erkek arasında geçen bir hikaye. böyle hikayeler hep ilginçtir. çünkü herkes kendinden bir şey bulur, geçmişinden, özleminden, hayalinden, fantezisinden bazen de rüyasından… bir aşk hikayesi anlatacağım sanılmasın. bir aşk ihtimaline engel olan bir mesele oluşturuyor aslında bu hikayenin konusunu. bazı kadınların serbest olmalarının bazı erkekler için kabul edilemez olması gibi…

hikaye bir erkeğin bir düğünde bir kadını beğenmesiyle başlar…bu beğenme yalnızca fiziksel bir çekimden ibarettir. zira sevgi için gereken tanıma ve emekten yoksundur. görüşmek ister erkek, görüşmek istediğini aracılarla dile getirir. kadının kafası karışıktır. böyle bir şekilde -böyle geleneksel bir usul ile- başlayacak bir ilişkinin öznesi olabileceğini hiç ummamıştır. şaşırmıştır, çevresi ise baskı yapmaktadır görüşmesi için. o hala kişinin kendisinin bir şey yapmasını, bir şey söylemesini, karşısına geçmesini, isteğini dillendirmesini beklemektedir. velhasıl böyle bir görüşme olmamıştır, olayın gidişatının çok da bir önemi yok çünkü mevzu o değil.

evet, artık gelelim mevzuya. sonrasında erkek kadının ‘serbest’ olduğu için onunla zaten anlaşamayacağını söylemiştir çevresine. ve kadın duymuştur bunu. dışardan gelen bu tarz yorumlar insanı bir içe dönmeye, acabalı düşüncelere sevk eder. mevzu kadının iç ses’ine dair. serbest olmak özgür olmayı, bağımsız olmayı, kendi tercihlerinin ve arzularının peşinde koşmayı ifade ediyor ise bu niye kabul edilemez olsun ki? serbest kadın biraz da kendi kişisel tercihlerinin peşinden gitmek isteyecek kadındır. ve iki kişi ile başlayan bir kurum olan evlilik için böyle bir kadının tehlikesi ‘esas sorumluluklarını’ yerine getirmeme ihtimaliyle ilişkilidir. çünkü ev içi iş bölümünde kadın daha fazla sorumluluk alacak olandır ve onun serbest ve özgür olması o evi yaşanmaz hale getirebilir beyler için. çünkü onların ev içine yönelik emek vermekte pek bir yetenekleri yoktur malum. burada mesele tabiî ki kadının öznelliğini ortaya koyması demek olan serbestlik değil, mesele erkeklerin erkeklik avantaj ve konforlarını bozma ihtimali olan bir varoluşu kabul etmemeleri. kadının ortaya koyduğu serbestlik ve bağımsızlığın , erkeğin ‘erkeklik’ini tehlikeye atması var bir de. hani şu aslında her beşer gibi aciz ve zayıf olan erkeklerin güç aldığı ‘erkeklik’ var ya, işte o… iki kişinin bir araya gelmesiyle oluşacak bir aile için kadının serbestliği niye tehlikedir de erkeğinki değildir. yuvayı dişi kuş yapar ondan mı ?? toplumsal cinsiyet rollerinin kadını ezmek isteyen ve aile olmanın sorumluluğunu yalnızca kadının sırtına yükleme fırsatını kaçırmayan erkekler tarafından devam ettirildiğini unutmamak gerek. zira hikayedeki erkek kadının çalışmasını istemektedir. kadının ev içi emeğinin yanı sıra kamusal alandan getirdiği ekonomik gücünü de kullanacaktır. ama lütfen bu kadın ‘serbest’ olmasın…

kamusal alanda çalışan kadın tartışmalarını biraz aşmış gibi görünsek de özel alandaki adaletli iş bölümünü yapabilmiş değiliz ne yazık ki. kadının çalışması tartışmasının aşılmış görünme sebebi ise büyük ölçüde ekonomik. günümüz şehir yaşam koşullarında eğer ailenizden gelen maddi bir desteğiniz yoksa hem kiraları ödemek hem orta sınıf yaşam standartlarını tutturmak zor.(aaaaa lütfen tabiî ki orta sınıf değerlerini tartışmıyoruz burada!?) dolayısıyla kadının çalışmasının tartışılmasının ötelenmesi kadınların kamusal alanda görünürlüklerinin, öznelliklerinin kabul edilmesinden çok orta sınıf yaşam standartlarının dayatmasının kabulüyle ilgili. erkek kadının çalışmasına izin veriyorsa o çok eşitlikçi ve adil olarak algılanıyor. hikayedeki kadın çalışmasının izne tabi olduğundan habersiz olduğundan olsa gerek, ‘bak adam çalışan istiyormuş zaten. çalışmana da bir şey demeyecek.’ sözleri gerekli etkiyi uyandırmamıştır. kadın ve erkek arasındaki mahrem ilişkideki adalet ise görünmez olandır. kadın dışarıda çalışır ve eve gelince yine çalışır, kadın hiç oturmaz, kadın mükemmel olmak zorundadır. erkeğin yerine de güçlü olmalıdır. bir de kadın erkeğin güçsüzlüğünü ona hiç hatırlatmamalıdır mesela. durumundan hiç yakınmamalıdır. sahte bir güçlü kadın olarak yaşayıp erkeğine ‘güçlü’ olduğunu hissettirmelidir. kendisi yalancı bir güçlü olduğu oyunu oynarken karşısındaki de yalancı bir güçlü olduğu yanılsamasıyla yaşamalıdır ki aile devam etsin.

peki ya Allah’ın kitabında bahsettiği kadın ve erkek halifelerinin arasındaki ilişkinin neresindeyiz? biraz uzağında gibi görünüyoruz da! bazı bekar müslüman insanların yalnızlıkları bu ilişkinin hayalinde olmalarındandır belki…
neyse ki kitabında sizi birbirinizde huzur bulasınız diye eşler olarak yarattık diyen bir rabb var. huzur için yalnızlığı göze aldığımız şu günlere yardımcı olan bir rabb’ e hamdolsun

--- alıntı ---
devamını gör...
hayatta haklı ya da haksız önyargı beslediğim için sırf okumadığım kitaplar, dinlemediğim yazarlar, ilgilenmediğim müzikler varsa, reçel blog için de aynısını düşünebilirim sanırım.
devamını gör...
reçel yapmak ne kadar güzel bir şey ya.ah çok fena tavım şeftalininin, eriğin, çileğin şeker ve ateşle büyülü dansına. kavanozdaki görüntüsüne. ve dahi kendi yaptiğin reçeli yerken içine dolan o hoş duyguya.
devamını gör...
varlığı, amacı, yolu bile güzel. reçel blog büyük bir boşluğu dolduruyor. daha da gelişip güzelleşmesi umuduyla.
devamını gör...
blogtaki yazıları okuyunca ulan bunlar nereden türemiş, acaba yazarlarının nasıl bir aile ve sosyal ortamı var diye merak ettiren site.
seküler-muhafazakar fark etmez her türlü feminizm itici oluyor.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.