sait faik abasıyanık

1 /
müzikten öte[dünya sözlük radyo programı]'ında da üzerine bahsedilen güzel yürekli şairimiz. Arkeolog dostu Halet Çambel'e yazmış olduğu kısa ama duygulu şiir benim içime işler. bir arkadaşa ne kadar samimi yazılabilirse öyle yazmış.

"Haletçiğim,
Yahu bir gün gel be, şöyle dolaşır, oturur konuşur, denize gireriz. Seninle dereden tepeden konuşmaya çok ihtiyacım var. Yarın perşembe, Ada'dayım. Cuma ineceğim. Cumartesi pazar yine Ada'dayım. Bugünlerin birinde gelirsen beni ihya edersin. Sana okuyacak olmasa bile anlatacak yazı projeleri var. Bugünlerin birinde geleceğini tahmin ederim. Sana, vapurların sabah ve öğle hareket saatlerini yazıyorum. Burgaz Ada'da oturduğumu ve Ada'nın iskelesinde bekleyeceğimi yazıyorum ki belki de nerede oturduğumu bile unutmuşsundur. Gözlerinden öperim kardeşim.
Sait
Sabah:..........
Öğle: 1.30
2.15
Sait Faik Abasıyanık Müzesi Arşivi No:9


birbirine içten kardeşim diyen, -ciğim ile hitap eden kaç arkadaş kaldı? Kaç kişi arkadaşını gelecek diye ada iskelesinde bekler ki?
Sait Faik Abasıyanık (18 Kasım ya da 22 Kasım ya da 23 Kasım 1906 – 11 Mayıs 1954), Türk öykü ve roman yazarı, şair. Türk hikâyeciliğinin önde gelen yazarlarından sayılan Abasıyanık, çağdaş hikâyeciliğe yaptığı katkılarla Türk edebiyatında bir dönüm noktası sayılır. Modern Türk hikâyeciliğinin öncülerinden olan Sait Faik, getirdiği yeniliklerle 'kökü kendisinde olan' bir yazar olarak kabul edilir.

Maviye olan sevdası herkesçe bilinen üstadı konuya ilişkin bir şiiri ile anmak istedim,


Aşkın bir çok rengi vardır.
Mavi,
Koyu mavi,
Kapalı mavi,
Açık mavi,

Deniz mavisi,
Havuz mavisi,
Okyanus mavisi,
Gökyüzü mavisi..
Sen yeter ki iste.!
Hadi gülümse, bulutlar gitsin.!


edebiyatımıza çağdaş hikayecilik konusunda kattıkları yadsınamayacak yazarımızdır. insanları sever o, umudu, denizi, maviliği sever. zaten eserlerinde de içinizi sıcacık edecek bir samimiyet vardır.

fakat ölümüne yakın zamanda kaleme aldığı eserleri karamsar bir bakış açısıyla yazılmıştır. ölüm gerçeği en umutlu insanı bile karamsar bir hale bürüyebiliyor ne yazık ki. fakat yine de o karamsar bakış açısında bile insanın yüreğine dokunan bir şeyler bulur okur.

— size ay ışığı ne gibi bir arzu verir?
cevap beklemeden:
—bana, diyorum. ağlamak arzusu verir.
"Sizi bekliyorum. Sizi göreceğim, içimde bir şey koşacak. Siz görmeden geçeceksiniz. Ben kederle sevinci duyup dalacağım istediğim âleme. Dünyayı yeniden kederlerle kuracağım. Sonra çarşılardan çarşılara, insan sesleri arasında, her şeyi sizinle kurulmuş bir şehirde dolaşacağım."
--- alıntı ---

ali, semaveri içinde ne ızdırap, ne grev, ne de kazan olan bir fabrikaya benzetirdi. ondan yalnız koku, buhar ve sabahın saadeti istihsal ederdi. -semaver-

--- alıntı ---

--- alıntı ---

ali'nin annesine ölüm, bir misafir, bir başörtülü namazında niyazında bir komşu hanım gelir gibi geldi..... sonra ölüye baktı. hiç de korkunç değildi. bilakis çehresi eskisi kadar müşfik eskisi kadar mülayimdi. yolda kayıkla giderken ölüme alışmış gibiydi. yanyana kucak kucağa aynı yorganın içinde yatmışlardı. yalnız biraz soğuktu. ölüm bildiğimiz kadar korkunç bir şey değildi. yalnız biraz soğuktu, o kadar.

--- alıntı ---