salma

1 /
salmak fiili. [is.]

salıverilmiş, başı boş, serbest:
salma davar.

musluksuz, sürekli akan su, horhor.

kuş yetiştirmeye ayrılmış yer.

kendi hâline bırakma.

pirinç ve etle pişirilen bir çeşit zeytinyağlı yemek.

elbiselerin kol yeninden sarkan parça.

bir konu veya işle sınırlı olarak konulan vergi.

köy ihtiyar heyetince konulan bir konu veya işle ilgili vergi.

osmanlı devletinde âsâyişi temin için dolaşan gece devriyesi. [tar.]
*
salma, yelkenli teknelerin altında bulunan denge sağlamaya yarayan ağırlıktır. genelde kurşundan yapılır, ağır olması gerekir çünkü yelkenlerin yarattığı kuvvete dengeleyici bir ters kuvvet üretmesi gerekir. eğer yeteri kadar ağır olmazsa tekne sert bir rüzgârda alabora olabilir.