son mektup

1 /
1969 yılı filmi hakkında konusacak olursam;

boş vaktinizde beklentiyi düşürerek izleyebileceğiniz bir yapım.oyunculuklar iyi,senaryo klasik yeşilçam türü.
günün önemine binaen son mektuptan kastım deniz gezmiş'ten kalan mektuptur.

Deniz Gezmiş‘in son istekleri hakkında kesin bir bilgi yok. Yazar Erdal Öz’ün yaptığı görüşmelerde en son olarak Rodrigo’nun Aranjuez Konçertosunu dinlemek ve bir bardak çay içmek istediği geçse de avukatı bunu doğrulamamıştır. Ancak ölümünden sonra kendisi gibi devrimci arkadaşı Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istediği babasına yazdığı mektupta yer alamaktadır.

mektup şöyledir:

“Baba,
Mektup elinize geçtiğinde ben aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum, insanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok fazla yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil Türkiye’de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara’da 1969’da ölen arkadaşım Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul’a götürmeye kalkma, annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda yaptıklarımdan en ufak pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım.
Oğlun Deniz Gezmiş. Merkez Cezaevi”
her ne kadar zerrin özer tarafından da yorumlanmış ve büyük ilgi görmüş olsa da
bizim hakkı bulut tan dinlemeye alışık olduğumuz şarkı.
mektup ile ayrılık devrimize pek uygun değil,
mesajla, whatsapp la ayrılıklar moda bu dönemde,
bir önceki nesil ise maillerle ayrılığı bilir,
ama mektupla ayrılık nasıl olur ki?

eskiden de böyle sevgililer mektuplaşmazdı aslında,
tabi erkek askere gitmediği müddetçe...
şimdi bu şarkıyı bir de askerdeki sevgiliye gelen mektup gibi düşünüp dinleyin...
işte o zaman taşlar yerine oturuyor...


--- alıntı ---

yazdığın son mektup şuan elimde
okuyup ağlıyorum her kelimede
demek ki yalanmış aşkın sevgin de
mutlu ol diyorsun sensiz olur mu

teselli artık neyi değiştirir ki
elinle kabrimi kazdın demek ki
ben zaten dünyada gün görmedim ki
son darbeyi vurdun bu son mektupla

ayrılsak da mutluluk dilerim sana
katlanmak zorundayım gözyaşlarıma
yazdığın haberin her satırına
ecelimi yazsan da bu son mektupla...

demek ki sevenler böyle yanarmış
tanrının verdiği canı kul alırmış
benim kaderimde ayrılmak varmış
herşeyi anladım bu son mektupla...

--- alıntı ---
tam bir yaşayan dinazor olduğumu ispatlayan rafet el roman parçası. bunu dinleyip hüzünlenirdim bi'de.
türkçe yazdığım için eleştirilmeyeceğimden emin olduğum nakaratı:
aklımda son veda günü
duruşun bana bakışların
gözlerinden dudaklarından
öperim seni öperim
samanyolu tv'de yayınlanan bir proram. şu an izlemekteyim. hayretler içerisinde kaldım. vermişler alttan müziği, mikrofona ekoyu kadının biri mektup okuyor gören de sanır ki attila ilhan'dan şiir okuyor. yahu bu ne ya, ne yapıyorsunuz, bu tavırlar ne?