sözlük yazarlarının karalama defteri

1 /
Çocuklar gibi şenim Bugün. Kar yağışını en çok da sayesinde içimi böyle bir sevinç kapladığı için seviyorum. Harika, harika.
çoğu şey olması gerektiği gibi olağan şekilde ilerlerken bir şey tersine tersine gidiyor. bir şey.
allahın sınama şekli bu olabilir, allahın koruma şekli bu olabilir, allahın merhamet şekli bu olabilir. ne bileyim biliyorsunuz dünya düzeni karmakarışık bir mesele.
ama olsun oyunlarından çok öğrendiğim var diyerek kendimizi avutuyoruz.
bir süre evvel avuç içimdeki kargaşanın usulca verdiği evhamın gölgelerinin bir kısmı erişti yüreğime kısa bir aydınlığın ardından. ben hep yüreğimin yeterince karanlık olduğunu zannederdim. değilmiş. birkaç ay geriye gitmek istiyorum. hep sustuğum gibi susmak için. söylediklerimin bazılarını söylememiş olmak istiyorum. kendimi kaybetmemiş olmak istiyorum. işin kötü yanı kendimi kaybedeceğimi her zaman bilirdim ben. * o yüzden uzakta idim. alaycı bir mesafe vardı olup bitebileceklerle aramda. yalnızca bir kereliğine saçma sapan sebeplerin peşinden seğirtiverdim ve iç dünyam darmadağın oldu. allah izan, intizam versin...
o kadar okumak istediğim tanım var ama zihnim çok yorgun.

Memnun musunuz, mutlu/mutsuz bir son ile yeniden dirilişi bekliyoruz; ancak benim de belirli bir kapasitem var tanımları okurken, kalıcı ve verimli olması açısından zihne yüklenmemek gerek, ayrıca da son dakika ders çalışma potansiyeline sahip ama bunu bir şekilde organize edemeyen insanlar taifesinden olan ben de nereden başlayacağımı bir türlü bilemedim. Geziniyorum ama istediğim kadar rahatlıkta ve "zaten zamanın var, hepsini birden okuma, iyicene öğreneyim." diyemiyorum. O beni strese sokuyor ve burada çok bilgili insanlar var ve kitap gibi ama kitap kadar uzun olmayan içeriklerle karşımıza çıkıyorlar. Örneğin; ben Bilinç Eşiği ve Pictorem'i çok çok okumak isterdim. Aklıma gelenler şimdi ilk onlar ve düşünün iki yazardan bahsediyorum ama onca yazarın tanımları ilgimi çekiyor. Araftayım şu an, lütfen geri dönün ve tanımlarınızı beraberinizde getirin. O hazineye ben de erişmek isterim.
siz işinizi layığıyla yapmaya ve yardım etmeye çalışırken, neden anında sizi kullanmaya ve işleri size yıkmaya başlarlar asla anlayamıyorum. halbuki "abi işini gördüm maaşının bir bölümünü de ver bana" dediğinizde karşılığı ne olur merak etmiyor değilim. siz iyi niyetinizle ve ekstra çalışmaktan oluşan çeşitli yıpranmalarla ortada kalırken, onlar kervanlarını yürütmeye devam ederler bir şekilde.
siz severek yaptığınız işi sevmeye devam etmek için çabalarken ve artık tak eden sabrınızdan ötürü karşılık vermişken mobingler başlar bu sefer de. kısacası deveyi gütmek ve terketmek arasında bir seçime zorlanırsınız.
Bugün benim için haftanın en yoğun ve dolu ikinci günü ancak bütün gün buralarda takılasım var ki işleri gevşetebildiğim kadar salıp gün boyu online olup ara ara okumayı düşünüyorum.

Modum biraz düşük o yüzden hayatı sevmiyorum kahvaltılarından birisini yaptım. dünyasözlük için dua ederek uyudum ve dua ederek uyandım. Sonradan dahil olan birisi olarak dahi alışkanlık kesbetmiş meğer, sürecin de etkisiyle hayatımda bu kadar yer ettiğini fark edememişim. Özlemlere dayanıklı, vedalara alışkın olduğumu yazmıştım burada. ancak sanırım burası kendimle olduğum her şeyden ayrı soyutlanabildiğim, yer yer farklı yönlerimi bile yansıtabildiğim bir dünya olduğu için böylesine buruldu içim. Anlayamadım neden? Ben de şaşkınım. Üzülmemek için kendimi koruma refleksi olarak böyle şeylere fazla anlam yüklemekten kaçınırım ama insanın elinde olmuyor demek ki bazen.

Sözlükler ergenliğimden beri beni sosyal medya maymunluklarından çok uzak tutmuş ve oraların pisliğinden tamamiyle korumuş, tüm sancılı süreçlerime şahit olmuş ve dengede kılabilmiş mecralar; vefalı bir dost gibi her zaman ve her yerde olabilen. Ayrılıklardan sonra genelde arkaya dönemeyen biriyim ancak bu sefer ben de vefamı göstermeye niyet ettim. Gayret ve sebat edeceğim bu noktada.

insan kalbi sevmeye yatkın olarak yaratıldığı kadar kabz hallerine de çok müsait kılınmış işte. Ta buradan muhabbetinin gidebildiği mesafeye kadar bağlanabilirken, herkesin hüznünü başına toplarcasına sıkışıp kalıveriyor. Tüm bunlardan haberdar olan o sonsuz güzellikteki yaratıcı kalbimizdeki hüzünleri de sonsuz güzellikte bahçelere kalbolacak birer tohum hükmünde kabul etsin.
başta sözlük yöneticileri olarak en ufak da olsa bu hüznü hisseden ve içsel olarak ızdırap duyan tüm yazar arkadaşlar için de ayrıca dua ettim.

Allah kalbimizdeki hüznü çekip alacak yeni ve daha güzel, hayırlı başlangıçlara gebe kılsın yılın bu son günlerini. Şimdi güçlü durmak ve hayata olduğu yerden sarılmak zamanı ki kabzlar güzel bastlara kapılar açabilsin, habercisi olabilsin sonsuz güzelliklerin...
2015 yılında yine bu zamanlarda sözlüğün bir açılma kapanma olayı olmuştu o zaman ben mod tayfasındaydım. Gönüllü çalıştığım derneğin bir projesi kapsamında bursa, çanakkale, edirne, istanbul turuna çıkmıştık sözlüğün yeniden açıldığı gece istanbul'da flaş tv binasının karşısında beyoğlu'nda pera otelde kalıyorduk liseden beri en yakın arkadaşımla. Bir ara diğer odadaki bir arkadaşı ziyarete gitmiştim telefonu odada unutmuşum gruba milyon tane mesaj gelince dostum da açıp bakmış, tabii anlamlandıramamış mesajı da olayı da. Böylece ifşa olmuştum bütün gece ona sözlüğü ve yazarları anlattım benim tanımları bayağı okudu, sonra yazar yazar sayfalarına girip fink attı. Hala isim verip gururlandırmayayım ama buluşunca hani şöyle bir yazar vardı tanımlarını açsana deyip okur, konuşur, güleriz. Bu akşam bir nostalji oldu benim için o geziyi ve geceyi andım. Led ışıklı estetik yanılgıları da o gün anmıştım.

Küçük bir lokantada çok iyi ev yemekleri yemiştik otel civarında lokantanın ismini hatırlamıyorum. İşletme sahibiyle bayağı sohbet etmiştik çay parasını almadı bir daha gelince verin böylece bahaneniz olur demişti de sonra birkaç kez gitsem de istanbul'a ziyaretlerim günübirlik olduğundan imkan olmadı. Hikayeler, anılar, anılar.

Hayatımda yediğim en iyi tantuniyi de edirne'de yemiştim tekrar aynı yerde tantuni yemeden göçmeyiz inşallah.* *