sözlük yazarlarının karalama defteri

1 /
saatlerdir pencerenin yanında oturmuş önce yağmurun sonra karın yağışını seyrettim. sanki dünyadaki tüm kötülükler, umutsuzluklar, mutsuzluklar o tanelerin yere vurmasıyla yok olup gitti. her yeri temizledi gökyüzü. taki sabah olup insanlar tekrar kirletesiye kadar.
“türk telekomdan eda diye bi kız 2 günde bir arıyor bu da abayı yakmış bize bi de icra borç morç diyip duruyor başka bahane bulamadın mı güzelim :d“
aynı sınavla gelenlerle bir whatsapp grubu içindeyim ve aralarından ilk başlayan olarak, tüm bu kağıt işlerini önceden bitirdim.

içeri adım atacakları andan itibaren sağa mı yoksa sola mı döneceğine kadar sordu bir tanesi, her şeyi sordu, allah ne verdiyse sordu, o kadar sordu ki, bir limiti olsa o limiti zorlayıp zorlamadığını bile soracak kadar sordu. insan paylaştırarak sorar, koluna girip her yeri turlamamı da isteyecek diye korktum. şimdi başka bir tanesi de, başvuruda getirilecek şeylerin olduğu fotoğrafı kendi elleriyle atmış olmasına rağmen 12 fotoğraftı değil mi diye yazmış, hayır bacım, sen 5 tane getir onlar çoğaltsın, işleri ne sanki.

sınanmamak için muhatap olmayacaklarım sıralı tam liste, ikinizi de yazdım pikaçu'lar.....
resmen işimi yapmak için mücadele ediyorum. cehaletle mücadele diyebilir miyim bilmiyorum. cehaletten mi kaynaklanıyor, işgüzarlıktan mı, çok bilip karıştırmaktan mı, bilmeyip öğrenmek istememekten mi algılayamıyorum.
ben de mi böyleydim, ben de mi böyleyim? düşünüyorum ayırt edemiyorum da.
eskiden sinirlenirdim ama artık komik de geliyor.

çıkamıyorum işin içinden.
ama olmuyor değil mi, insan kendinden daha kötü durumda olanlara hiç bakamıyor. geçip gitse de yaşadıkları bir kendisinin travmaları var bir kendisi acı çekti. şükürsüzlük berbat bir hastalık ve ben de bundan muzdaribim ama şunu da savunmadan edemeyeceğim: bir insana verilebilecek en büyük cezalardan biri onu belirsizlikte bırakmaktır. git
Yine ben sözlük. Eşyalarım sığdı çok şükür, hem de kitaplar dahil. Yazıcımı, fırınımı ve yemek masamı götüremedim ama olsun, buna da şükür. Sonuçta doblo ya da transporter gibi bir araçla çıkmadık yola. Bu arada yola çıktık. Ege diyarından batı Karadeniz'e yolculuğumuz. Allah hayırlı eylesin. Doğup büyüdüğüm şehre veda ediyorum.
Taşınmak çok zor işmiş sözlük. Tek başıma taşınıyorum ama o kadar çok eşyam var ki, yarın arabaya nasıl sığdıracağım hiç bilmiyorum. Kitaplarımı bile götüremeyeceğim. Kışlık kıyafetler o kadar çok yer kaplıyor ki, bahar döneminde taşınsam işler çok daha kolay olacakmış. sihirli bir değneğim olsaydı tüm eşyalarımın bir çırpıda orada olması için sallardım. Bu gece baba ocağından ayrılıyorum sözlük. İçim biraz buruk. Uykum var, güzel yatağımda son bir uyku daha çekmeye gidiyorum şimdi. Odamdaki canım mobilyalarımı da daha bu sene almıştım oysa. Doyamadan gidiyorum.
bir boşlukta savruluyorum aylardır. Ne iş ile meşgul olsam anlık olarak ona adıyorum. Önceden çok fazla anlatıp, kalbimi hafifletme ihtiyacı hissederdim şimdi kimseye bir şey anlatmak istemiyorum. Mecalim kalmadı. Evet, düştüğüm yerden tekrar doğruldum ama o kadar. Kim el uzatırsa uzatsın ileriye bir adım atasım gelmiyor. Bir yanım bildiğin gibi hala sonbahar. Diğer yanım bahar bahçe. Kalplerine dokunabildiğim onlarca çocuklarım var. Ah onlar bi bilse nasıl güzel olduklarını, nasıl şifa olduklarını... hayatımdaki en büyük iyi ki belki de. Çok seviyorum, çok...