sözlük yazarlarının karalama defteri

1 /
bunun altından kalkabilecek kadar güçlüsün, endişelenme yapabilirsin, gayet iyi gidiyorsun, birlikte halledebiliriz bana kalırsa gibi değer veren, destek atan cümleleri kendisinden duyamayacağım ve kendisine kuramayacağım toksik insanların tek bir hık sesine dahi tahammülüm kalmadı. varlıklarından haberdar olunca dahi gerilip tüm gardımı aktifleştiriyorum.

en ufak insanlık kırıntısına misliyle karşılık vermem bundan, zira beklenti eksi bilmem kaç.

kaşe, imza, kaşe, imza, kaşe, imza.
Var git yoluna , kahkahalarını da topla kulaklarımdan, sakin bir odaya koy beni kalbinde ve kapıyı kapat çık oradan. Güzel anılarını biriktir sevdiğinle susuyorken ben hâla. Cevapların kıracak belliki, susmak susadığın halde yapılabilecek en zor eylemdir gidecek yeri yoksa kelimelerimin , ağzıma hapsettiğim güzellikler solacak yazılmadan satırlara , değerlenmemiş tablolar gibi replika görüneceğim aslım farkedilmeden müzayedelerde. Kilit vurun gün ışığıma , görünür kılan tüm güzelliklere kapalıyım şatomun çatısındaki baykuşla, geceler emdi ruhumu Şafak vakti kustu kaldırımlara parçalarımı. Ayaklara bulaşmadan bir yağmur temizler beni soğuk ve sağanak olanından.
hiçbir şeye tam anlamıyla yetişemiyorum. bir yerdeyken, bir işi yaparken aklım hep olmam gereken diğer yerlerde ve yapmam gereken diğer işlerde.
Yaşama olayına ayak uyduramadım bir türlü.
Ülkemde kaçak göçmen ve Suriyeli sığınmacı istemiyorum dediğimde ak parti sayesinde torpille işe girmiş adamların ümmetçilik oynamasına hala alışamadım. Lan torpille işe girmiş birilerinin gerçek anlamda hakkına yemişsin. Neyin ümmetçiliğini yapıyorsun sen?
Diyemedim ya la.
Ana-babamın hakemi tayin edildiğim ve tarafsız kaldığımda dahi suçlandığım yolun son demlerine yaklaşmış bulunduğumu umuyorum.
Bakın buradan dünya sözlük okurlarına sesleniyorum.*
Kendiniz iyi değilken başkasını iyi edeceğim/ediyorum diye kendinizi kandırmayın.
O sizin bomboş* bi kendinizi tatmin* mekanizmanız; "Kendime yetemiyor olamam, çünkü o bile bana muhtaç"
Gidin tek başınıza bi iyi olun kardeşim. Herkes önce bi kendi aç psikolojisini doyursun. Bizim toplumun bunca iç içeliğinin doğurduğu en büyük dertlerden biri bu. Kimsenin kendinden haberi yok. Sen annenin kolusun, öteki de babasının bacağı zaten.

(bkz: kendi olmak)
beşinci çocuğunu doğuran 23-24 yaşında kadınlar görüyorum. çocuğunu doğurduktan sonra çocuktan tarafa tenezzül edip bakmayanlar görüyorum. kan görüyorum, kaos görüyorum.

bir süre güneşli günler görmeyeceğimiz günlerdeyiz imera, üzülme sen halen gençsin onlar daha çocuk.
burada yazmaya başlayınca özlediğimi farkediyorum sözlük. biz yazmayı sevenler bu tür ortamlarda yazmaktan keyif alıyoruz ama tabi madalyonun diğer yüzü böyle değil. her neyse... spora başladım, kemik yığını bana herkesin veremli damat gözüyle bakması 5 barfiks çekmemle son buldu. derslerim iyi fakat birinci üniversitenin vize sınavına yetişemedim ona çok üzüldüm.
ikincisinin dersleri çok iyi gidiyor. hâlâ okuyor musun bu tanımı? Allah ne muradın varsa versin...
Yoğun bir koşuşturmanın içinde bir ritim tutturmaya çalışırken “Kaç yıl geçti?” Sorusu zihnime geliyor kendini hatırlatıyor sürekli. Bu soruyu düşünürken Zaman kavramının son yıllarda acayip bir hal aldığını fark ediyorum. Daha dün gibi hissettiğim birçok şeyin üstünden yıllar geçmiş. O duygu, hüzün, mutluluk, aitlik… her şey çok yakın zamanda olmuş gibi ama üzerinden yıllar geçmiş olmasını hala tam anlamıyla kabullenemiyorum.

Düşüncelerde kaybolurken istemsiz “unutmuş mudur?” Sorusu beliriyor zihnimde. Unutmaması için hiçbir nedeni yok, neden hatırlasın ki? Ne garip, bambaşka hayatlar içinde bambaşka olaylar yaşarken birinin sizi hatırlayıp hatırlamadığını merak ederken buluyorsunuz kendinizi. Hatırlamayacağını bildiğiniz halde.