sözlük yazarlarının karalama defteri

1 /
Yas çekmiş insanların uzaktan, kolayca yas algılama sistemi gelişiyor. Epey de faydalı bir yetenek aslında. İncecik kalp bağları oluşuyor sonucunda. Kıymetli iplikçikler.


Bu sıralar tamino'yu keşfediyorum. Çok güzelliğinin yanında yine de minik bir olmamışlık seziyorum ama şikayetçi değilim.
İnsan söylenen söz yüzünden değil o sözün hissettirdikleri yüzünden kahroluyor. Çaresizce beklentiye girdiğim insanların her seferinde nazarımda sınıfta kalmalarıyla yüzleşiyorum. Kimine göre gerçek dertlerim yok. Zaten gerçek dert nedir?

Elektrik voltajının düşüklüğü sizi öldürmeyebilir ancak düşük voltajın sürekliliği zamanla bozulmalara sebep olur. İşte böyle bir durum içinde hissediyorum. Maruziyetin sürekliliğiyle eriyorum.
bir kaç yaz önce, mayıs-ekim boyunca sandalet giyen F kişisi yine sezonu açmıştır. babacığımsa çorapsız ayakkabı olayına halen alışamamış her sabah beni uğurlarken "ayağını böcek ısırır, farketmezsin" diyerek başka ayakkabılara yönelmemi sağlamaya çalışmakta. yine günlerden bir gün bu minvalde bir vaaz dinlemişim ve haklısınız babacım diyerek yine de sandaletlerle sokağa çıkmışım. içimden de ne alaka böcek, kütüphaneye gidiyorum akrep mi sokacak diye geçiriyorum.
kütüphanede mola verdim bahçedeki çimlerde biraz yürüyüş yapayım dedim ve inanılmaz bir acı ve sonrasında ağrı baş parmağımda peyda oldu. ve evet arı sokmuştu. neyse ki arkadaşların hepsi de doktordu da anafilaksi olursam beni acile yetiştirirlerdi. bir şey olmadı, babam haklı çıktı, ben sandalet giymeye devam ettim.
Yakın zamanda iki yakın arkadaşım depresyondaydı ben hakikaten duruma bir hayli üzülüyordum bir şeyler yapmaya çalışıyordum hatta biri psikolojik destek almaya başlamıştı.

Gel zaman git zaman ikisi de hiç ortaklıkta böyle bir durum yokken hızlıca nişanlanma durumuna geldiler. İkisinin de depresyonu şak diye bitti. Ağlasam mı gülsem mi bilemedim ama artık bekarların varoluş sancılarına da depresyonlarına da itimat etmiyorum. Böyle biri görsem evlensin geçer kafasındayım. Bundan sonra sadece evli dostlarımın dertleriyle dertleneceğim.* bir de bu ikisi bana zorla twitter hesabı açtırıp sonra hesaplarını kapatıp gittiler. Vay canına yaw.

Bu arada helali hoş olsun dostlarıma.*
Ben artık pek yazamıyorum. Neden bilmem çoğun iki kelimeyi bir araya getiremiyorum. O yüzden yine alıntıya sığınayım:

Canı cehenneme rahat uyuyanın
Kapısını örtenin perdesini çekenin
Yüreği yalnız kendiyle dolu olanın
Duvarları ancak çarpınca görenin
Canı cehenneme başkasının yangınıyla
Evini ısıtıp yemeğini pişirenin

Bahçesine dek gelen alevleri
Şehrayin sanan aptalın
Canı cehenneme, camlarında
Parçalanmış cesetler uçarken
Bir iğdiş incelikle çiçekleri sulayanın.
Mutfakla yatak odası arasında
Çarşılarla gövdesi bencillik hırsı
Yılgınlıkla yenilgisi arasında
Dünyayı tüketenin canı cehenneme.

Orda dağlar bir mezarlık
Bulutlar kan salkımı, sular toprakta düğüm
Orda evler oda oda kanarken
Burda yeşerenin canı cehenneme.

Ey bir halkın gözyaşıyla ruhunu yıkayan kin
Ey zulümle yükselen başarı
Ölü sayısına endeksli maaş,
Uzun masallar ardında mağrur
Boynunda ölüm çanıyla oturan güç
Senin de senin de canın cehenneme
Ey sultan hamit tuğralı korucu alayları
Kardeşi kardeşe kırdıran siyaset

Bir gün elbet bir gün elbet
Örter üstünü bu ağır yanlışın
Sevgiyle, yalnızca sevgiyle işlenen
Bir dal incelik, bir simli gülüş
Bir kardeş mavi

-şükrü erbaş-
sevdiklerimize karşı duyduğumuz Özlem Bazen dayanılmayacak bir hal alıyor. Ama dayanıyoruz, dayanamayacağımızı sandığımız şeylerin bile bir şekilde üstesinden geliyoruz. Üstesinden gelmeye çalışma durumu epey yoruyor, tüketiyor.