spartacus dizisindeki crixus

1 /
spartacus[dizi] karakterlerinden biridir.
yenilmez galyalı lakabından da anlaşılacağı üzere galyalıdır. batiatus ludus'unun gladyatörlerinden biridir. ludus'a oğul batiatus döneminde katılmıştır.

bir murmillodur. yani geniş dikdörtgen bir kalkan ve iri kılıçla dövüşür. kılıç tuttukları elleri omuzlarına ve hatta göğsünün yarısını kaplayacak şekilde zırhlıdır. aynı şekilde bacaklarında dizlerinin üstüne kadar uzanan bir zırh giyerler.


savaşçı bir babanın 5 oğlundan biriydi, gençken Galya'da Arverni kabilesinin köyünü istila etmesini ve ailesini gözleri önünde öldürmesini izledi. o günden sora savaşmayı öğrenmeyi, bir gladyatör kadar güçlü olmayı kafasına koydu. köyünün istila edilmesinin ardından köle olarak satıldı ve capua'lı iş adamı Tullius'un ellerine geçti. güçlüydü ancak becerikli değildi, tullius onu capua'daki yeni arena inşaatında taş taşımak üzere çalıştırmayı satın almıştı.

crixus, tullius'un emrinde çalışırken yanlarından geçen genç bir lanistanın(gladyatör okulu sahibi) gladyatörler hakkında konuştuğunu duydu. taş taşıyan bir köle olarak kalmaktansa ölmeyi çoktan göze almıştı. karşısına çıkan bu fırsatı ölümle cezalandırılmak pahasına kullanacaktı. bunun için yanındaki daha iri başka bir köleye saldırdı. o sıralarda genç lanista batiatus da şehrin şöhretli isimleriyle iyi ilişkiler kurmayı amaçlıyor bunun için fırsat kolluyordu. tullius şehrin ileri gelenleriyle bir arada bulunan zengin ve bir çok alanda iş yapan, önemli bir adamdı. bu asiliğinden dolayı tullius crixus'u cezalandırırken, genç batiatus tullius'a yaranmak bahanesiyle emirlere bile itaat etmeyi beceremeyen crixus gibi bir köleyi değerinin çok üzerinde bir para vererek satın aldı.


crixus, ashur, dagan, indus gibi isimlerle birlikte gladyatör adayı olarak oğul lentulus batiatus döneminde ludus'a katılmıştır. diğerleri batiatus'un pis işlerini gördüğü için gladyatörlük sınavına tabi tutulmadan, gladyatör nişanı alırken aralarında bir tek crixus gerçek gladyatörlük sınavı ile bu ünvanı almıştır, arenada bu ünvanı kazanmıştır.

yeni arena'nın açılış primus'unda dövüşmüş ateş çemberinin dışında kalmıştır. bu dövüşte kendisini kıskanan ve öldürmeye çalışan ashur'un da bacağını kırarak gladyatörlük kariyerini bitirmiştir. bu dövüşün sonunda ayakta kalan gannicus'a özgürlüğü verilmiştir. ashur, bundan dolayı hep crixus'a düşman olmuştur, crixus'un hem büyük bir şampiyon olmasını kıskanmaktadır, hem de o dövüşte sinsi bir şekilde son kalanı öldürebileceğine ve böylece özgürlüğü kendisinin alacağına inanmaktadır.

crixus kısa sürede batiatus evinde hem eski doctore ulpis'ten hem yeni doktore oenomaus'tan hem hayranı olduğu gannicus'tan ders almış, ludus'ta antreman yaptığı barca'dan,actus'tan ve tüm gladyatörlerden bir şeyler öğrenmiş kendini geliştirmiş ve capua'nın yenilmez şampiyonu olmuştur.

ayrıca arenada batiatus evinden actus(barca'nın sevgilisidir) öldürmüştür. spartacus'ü yenmiştir. gladyatörlük sınavında da küçük bir kumaş parçası yüzünden 2.maçında spartacus'e yenilmiştir. gagan ikizlerini ve daha nicelerini arenada yenmiş yenilmez bir şampiyodur. ayrıca theokles'e karşı savaşta spartacus ile birlikte savaşmıştır, spartacus'ün theokles'i yenmesinin ve kahramanlık ünvanının ardında crixus'un miğferi ile theokles'in dikkatini dağıtması vardır. ancak tüm serüven boyunca bundan asla ne spartacus'e ne başkasına bahsetmez. bu savaştan ağır yaralı kurtulmuştur. yaraları iyileşinceye kadar geçen sürede ünvanını ve şöhretini spartacus'e kaptırır.

diğer taraftan ludus'un sahibesi lucretia'da gönlünü crixus'a kaptırmıştır. onu kişisel tatmini için kullanmaktadır.

bir taş işçisiyken yüksek bir değere satın alınması iyi bir eğitimle bir şampiyona dönüşmesi nedeniyle hep batiatus konağına bir minnet duyar. taa ki sevdiği kadın, lucretia'nın baş hizmetkarı naevia'ya yapılanları öğreninceye kadar.

ashur, crixus ile naevia'nın ilişkisini öğrenmiştir. bu sırada gözü senatoda olan ve bu uğurda tehlikeli işlere kalkışan, suikastler düzenleyen sahibinin pis işlerini görmekte, organize etmektedir ve sahibinin gözünde iyice yükselmiştir. bu işlerden birinde elde ettiği başarıya karşılık ödüllendirilecektir. ödül olarak naevia'yı talep eder. bu talep naevia ile crixus'un ilişkisini de ortaya çıkaracaktır. öfkeden ve kıskançlıktan deliye dönen lucretia naevia'yı sürer.

sevdiğinin kaybıyla son noktaya gelen crixus son anda spartacus'un isyanına katılır ve batiatus evini yerle bir eder. spartacus'ün crixus'u kurtarmak için arenaya saldırması ve naevia'yı bulması için ona yardım etmesi onları yakınlaştırır. isyanın sonuna kadar spartacus'ün yanında isyanın liderlerinden biri olarak kalır. glaber ve lejyonunu yendikten sonra güçsüz ve savaşamayacak durumda olanları güvenli bir yere götürmek ve saldırarak romayı tamamen yok etmek üzere fikir ayrılığına düşerler. crixus emrindeki ordu ile bir çok roma şehrini yerle bir eder, en son başkent romaya saldırısı sırasında birliği yenik düşer ve öldürülür.

adil bir dövüşte spartacus'ü yenebileceğini arenada göstermiştir. ayrıca sevdiği kadının gidişinden sonra spartacüs gibi başka teselliler aramamış hep ona sadık kalmıştır. spartacus ilithia'nın kendisinden hamile olduğunu öğrendiği tavrı ile, crixus'un lucretia'ya karşı tavrı aralarındaki fark başka bir örnek. dağlarda kar fırtınasında kaldıklarında yine olayı cirxus çözmüştür, hele boş cadıra saldırdıklarında korkaklar diye peşinden bağıran romalılara geri dönüp onları biçmesi ayrı bir olay.



serüvenin bence en asil ve en güçlü karakterlerinden biri. spartacus'ten her alanda daha üstün olduğunu defalarca kanıtlamıştır.