türk

#özgürler 

1.
dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse. *

orta asya'dan dünyanın muhtelif yerlerine yayıldığı söylene-gelir.
devamını gör...
2.
ingilizce'de (bkz: turkish) ve (bkz: turkic) ayrımı vardır bu kelimeyle karşılamaya çalıştığımız iki farklı anlam için. turkic kelimesini biz "türki cumhuriyetler" dediğimizde sondaki *i ile karşılıyoruz. ama yine de insanlar aradaki ayrımın farkında olamayabiliyor. turkish dediğimiz ise biz, tc vatandaşı türkler oluyoruz ki; bi kısmımız kafkas insanlarına, misal ben laza*, bi kısmımız ortadoğu halklarına, misal akrabalarımın bir kısmı o pek beğenmedikleri kürtlere, benziyoruz. sırf bu bile turkic türklerin orta asya'dan gelip de burdaki onca insanı katletmeyip onlarla kaynaştığını** ve dolayısıyla o kadar da (bkz: safkan) olmadığımızı göstermeye yeterlidir*.
devamını gör...
türk, orta asya kökenli, aşırı göçe meyilli, atılgan, kendi kavimleri içinde anlaşmaz tavrı yüzünden tüm dünyaya yayılmış, yönetici, bürokrat ve asker karakterli bir toplumdur. yaşam tarzı, toplum yapısı ve yaratılışı tarih boyunca türk ü daima sanattan, kültürden ve dilini geliştirmekten uzak tutmuştur. bunun yanında türk atılgan, cengaver, mert yapısı nedeniyle bulunduğu yerlerdeki halkları korumuş, savunmuş, sevilmiş ve yönetmiştir. bir yahudi için şirket ne ise bir türk için devlet kurmak odur.

türkler orta asya'da çin ve moğollarla büyük mücadelelere girişmiş ve burada büyük imparatorluklar kurmuşlardır. hunlar, göktürkler ve uygurlar uzun yıllar çine kök söktürmüş, moğoları emri altında tutmuştur. askerlikte onlu sistem mete zamanında düzenlenmiştir ve moğollarda büyük oranda türkleşmiş kavimlerdir. en azından devlet yapısı ve askerlikte türkleri taklit etmişlerdir. cengiz han türkler ve moğollların hakimi sıfatını kullanmıştır.

kavimler göçü ve türklerin, özellikle de diğer boylara oranla daha asil, savaşçı bir ruh barındıran oğuzların batıya göçmeleri ise yine tarihin akışını değiştirmiştir.
karadeniz'in kuzeyinden avrupa'ya göç eden hunlar burada avrupa'yı istila etti ve içinden atilla gibi büyük bir komutanı çıkardı. roma imparatorluğu'nun ikiye bölünmesine neden olup büyük değişikliklere sebebiyet verdiyse de sonraları hristiyanlaştı ve türklüğünü kaybedip avrupalı hale geldi. bugünkü macarlar hunlardan gelir.

karadeniz'in güneyinden anadolu'ya giren oğuzların önderliğindeki diğer kavimler ise islam'ı da seçerek yeni bir bakış açısı kazandılar. hayatlarını verip, savaşlarını kazanacakları daha büyük bir idealleri vardı artık. cihat!
gazneliler, karahanlılar, harzemşahlar büyük imparatorluklardır ve tarihe damlgalarını vurmuşlardır. ancak oğuzların tarihe en büyük etkisi selçuklular döneminde olmuştur. selçuklu dönemi'nde türkler arap ve iranlıları belki de halifelerden sonra ilk kez bir araya tek çatı altında toplamayı başardı.
başarıyla yönetip islam toplumlarına zenginlik kazandırdı.

türkler, lider karakterleri ve geniş kitleler tarafından sevilmelerine neden olarak karizmaları nedeniyle daima arapların ve iranlıların aydın kesimlerince sevilmemişlerdir ve bölgenin halklarından kürtlerin önemli bir kısmı da türkleri esasında kısmen sevmemiştir. arapların ve iranlıların alt tabakaları, yani avam kısmı türk hayranlığını açığa vururken, bilhassa kürt aşiretlerin bazıları sadece türklerin güçlü olup devletlerini yücelttikleri dönemlerde çıkar amaçlı türkleri sevmişler; bunun dışında zor zamanlarda daima türklerin başına bela olmuşlardır. bu tamamen ayrı bir konu olsa bile vurgulanmalıdır. bunda elbette oğuzların ortadoğu'ya gelmesiyle bu bölgede bu halkların siyasi olarak etkinliklerini kaybetmelerinin etkisi büyüktür.

türk en son osmanlı ile islam dünyasına şeref üzerine şeref kazandırmış, aynı zamanda islam'ın bayrağını taşıma şerefine erişmiştir.

diğer yandan türkler aynı zamanda birçok devlet kurmuşlardır ki bu devletlerin halkları türk değilken askeri ve bürokrasi takımı türklerden oluşmuştur. mısır halkını uzun yıllar yöneten memlükler, iran'da kurulan safeviler, hindistan'da kurular babürler bunlardan bazılarıdır ve her biri yönetim anlamında halklar tarafından sevilmişler, takdir görmüşlerdir.
zaten türk ün en önemli özelliği devlet yönetirken asla baskı uygulamaması, kendini sevdirmesi, davasına sahip çıkıp onu mertçe savunması, savaşması ve kazanmasıdır. bu sayede karizmatik bir görünüme kavuşmuş; çok eski zamanlarda çin ve moğol gibi kafir topluluklara, daha ykaın dönemde haçlılar'a, bizans'a, osmanlı döneminde tüm avrupa'ya meydan okumasıyla büyük şöhrete kavuşmuştur. bugün dahi avrupalı topluluklarda gizli bir türk nefretiyle karışık türk hayranlığı bulunur ve bunu açığa vurmamak için özel bir çaba sarfederler.

türk ün en büyük şanssızlığı ise, tüm bu cengaverliğine ve atılganlığına rağmen kendi toplumunun insanları tarafından azınlıkları memnun etme pahasına aşağılanmış olmasıdır.
sanki diğer halklar safkanmış gibi türklerin safkan olmadığından bahsedilir.
diğer birçok halk sanattan o kadar anlamamasına rağmen türklere etrak bi idrak denmiştir. şüphesiz bir bir kıskançlıktan ileri gelmektedir.
türkler sırf azınlık halklar rahatsızlanmasın diye hep özellikle yine türkler tarafından kötülenmiş, eleştirilmiştir. gerçi büyük olanun kaderi eleştirilmektir. ancak yiğidi öldürüp hakkını yememek gerekir.

şimdi...
bir türk olarak. şahsım adına konuşuyorum...
üstün olduğuma inanmıyorum. ama cesurum.
ırkım diğerlerinden üstün değil, ancak bir dava uğruna ölmek yapılacak en büyük şey ise, bunca şehit benim!
semerkant'ta, buhara'da, kahire'de, bosna'da, kırım'da, istanbul'da, şam'da ve budin'de ben varım!
her yer benim kanımla sulandı. islam için onca savaş yaptım.
cengiz'in ordularına abbasiler kahpece bir anlaşma mektubu yollarken, moğollara karşı durup yenilen orduda ben vardım!
celaleddin isimli yiğit atamdır. sultan baybars atamdır. atilla'nın, alparslan'ın, melikşah'ın hatırasına sadığım...
fatih, kanuni Allah için çarpışırken, ordularında ben vardım.
yüzlerce savaş yaptım, bin kez yenildim, bin kez kazandım.
kazanmanın da kaybetmenin de onurunu yaşadım.

işte bugün, türkiye ile ayağa kalkan, soyuna layık hareket eden yine benim. dinimi savunmak için meydan okuyan yine benim. islam için ölmeye hazır olan benim.
cesaret benim,
mertlik benim,
onur benim,
ve kim var denildiğinde arkama bakmadan öne çıkan ben varım.

şimdi, üç beş çapulcu istemiyor diye yönetme arzumdan, kazanma arzumdan vazgeçip kendi milletimi kötüleyecek değilim.

ey rabbim, milletime yine islam ın bayrağını taşıma şerefini yaşat. atalarıma layık bir şekilde milletimi islam'ın kalkanı yap. halkımı tüm kötü niyetlilere karşı sen koru.
devamını gör...
millet ve kavmiyet arasındaki farkı bilmeyen ve müslüman olduğunu idda edenlerin kürt milletini aşağılamaya ya da karalamaya çalışmaları son derece manidardır.

mağduruz da mağduruz edebiyatları ile kudüs semalarında dolaşmaktalar. *
devamını gör...
timurtaş uçar hocam'ın anlattığına göre; eskiden dağ kürtleriyleriymiş türkler. dağlar karlı olduğundan, yürürken kart turk diye ses çıkarmış ve adları bu yüzden türk kalmış.*

hep derim müslümanın faşisti de hiç çekilmez.
devamını gör...
nesimi'nin siirinde hem "guzel", hem de "yikici-yagmaci" anlaminda kullanilan sozcuk. sadece nesimi'de degil, genelde eski turk siirinde bu iki anlamda kullanilmistir. nesimi'den uc ornek:

yusifim, misrim, ezizim, dövletim, başım tacı.
şekkerü qendü nebatım, türkü tatarım menim.

könül yağma qılanımdır, meni derde salanımdır,
gene derman qılanımdır, avan türki-tatarımdır.

şol ali çox ala gözün könlüm evin yağmaladı,
yağmaçi türkün adeti her qandasa yağma imiş.
devamını gör...
her işi son dakikaya bırakmayı hayat felsefesi edinmesine karşın afet yönetimini bir türlü öğrenememiş insandır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.