takıntı

1 /
obsesyon.

boyutu kişiden kişiye değişmekle birlikte kompülsiyon denilen davranışlarla bertaraf etme üzerine yoğunlaşıldığı takdirde kişiyi daha yüksek sıkıntılara sürükleyen bir durum bu. hastalık boyutundan bahsetmeyeceğim ancak hayata dair ufak ufak kendini belli eden ve yok saymayıp örtbas etmek adına tepkisel yaklaştığınız her şeyin çığ gibi büyüme potansiyeli vardır. o yüzdendir ki, takmayın, düşünmeyin demekten ziyade bu konular akla geldiğinde mutlaka odak noktanızı değiştirecek şeyler geliştirmelisiniz. bunu o kadar pratikleştirmelisiniz ki endişe duymaya vaktiniz kalmasın.

zira ilaç tedavisi takıntıları azaltmıyor. takıntıyı karşılayacak davranışı yapmadığınızda duyduğunuz endişeyi azaltıyor. bu kesin bir çözüm değil, gerçekten çok zor durumlar var.

belli bir kişi üzerineyse düşünsel olarak hayli yıpratır. Takıntı haline gelen kişinin sürünmesi, ziyan olması, kötüyse daha da beter olması falan temenni edilebilir.
üstüne birtakım teoriler geliştirdiğim rahatsızlık türü. fakat hastalık olduğunu söylemek çok doğru olmaz eğer hayata büyük tesiri yoksa.

şimdik şöyle ki; bazı insanların içinde tarifsiz bir iç sıkıntısı, huzursuzluk bulunur. bunun sebepleri muhtelif olabilir o kısmına girmiyorum yalnızca bir sıkıntı olduğunu kabul edelim. bu sıkıntıyı insiyaki(içgüdüsel) olarak bertaraf etmek isteyen insan psikolojik savunma mekanizmasını devreye sokar. bu sıkıntı kişinin yapısına ve karakterine göre takıntıya yahud da panik atağa dönüşür. fakat temelde hepsinin kaynağı birdir. bu saydığım rahatsızlıklar arasında ise kesin bir tefrik yoktur. yani kendisinde panik atak bulunan bir kişi takıntıya da sahip olabilir, bir gün hiç endişe, kaygı yaşamayıp diğer gün bin beter de olabilir.

anksiyete denen şeyi panik atak ya da takıntı gibi bir rahatsızlık olarak tarif etmekten ziyade aslında sıkıntının, derdin tasanın ya da adını ne koyuyorsak onun en şiddetli hali diye tarif etmek daha uygun olur.

sıkıntıyı, huzursuzluğu potansiyel enerji kabul edelim.
takıntı, panik atak gibi rahatsızlıklar kinetik, elektrik, nükleer enerji vs. türlerine girerler.
arada bir tebeddülat kaçınılmazdır.

takıntıdan kurtulmak için ise bir psikologdan youtube'da dinlediğim tavsiye şudur: kaçma ya da onunla mücadele etme. gidermeye çalışma. sadece kabullen ve işine gücüne bak. elinin temiz olmadığı düşüncesinin aksini kendine ispatlama çalışma sadece o düşünceye kulak asma, umursama. bunu yaptığın ilk seferlerde üstüne basan sıkıntı dayanılmaz şekilde artacak, seni çok beter edecek fakat bu davranışını sürdürdüğün vakit takıntıların tedricen azalacak ve eskisi kadar rahatsız etmemeye başlayacak.

asıl sıkıntı algı ve inançta olduğundan ilaç ile çözülmesi mukadder değildir. çünkü ilaç, başın ağrıdığında alıp ağrını unuttuğun bir ağrı kesici misali kullandığın kadar dertlerini çok hafifleten bir uyuşturucudur. fakat temelde mantalite problemini çözmediğinde ilaç kullanmayı bıraktığında aynı takıntılar ya da farklı rahatsızlıklar baş gösterir ki bu çoğu hastanın başına gelmiştir.
Başarının anahtarıdır.
Başarı; bir çeşit işi-uğraşı takıntılı bir şekilde yapma sonucudur çünkü. Biz bunu Tutku lu biyografiler olarak okuruz Çoğu zaman ama esası Saplantıdır.

Uzaktan bakan birinin akıl sağlığınızda sorun olduğunu düşünmesine sebebiyet veren bir işi kendinizden geçercesine yapıyorsanız, takıntı geliştirmiş olmanız muhtemeldir.
takılan şey olarak telakki edilirse saat bilezik bileklik gibi nesneler diyebiliriz. bu açıdan takıntılı insanlar için kemal sunal "ben adama bilezik gibi geçiririm" bile demiştir.