tehlikeli oyunlar

1 /
" - gerçekten böyle bir yerde mi yaşıyorsun?
- gerçekten yaşamadığımı söylemiştim. acı bir yaşantıdan sonra insan, ancak bedenine eziyet ederek günlerini geçirebiliyor. "

sayfa 139.
ilk bir kaç sayfasını neredeyse ezberleyecek kadar çok başladığım ama yarıdan öteye gidemediğim oğuzcuğum atay kitabı. hep bu kitabın tutunamayanlardan daha iyi olduğunu söyleyen insanlar yüzünden. resmen insanları yalanlarken elimde materyal olsun diye okumak istiyorum, muhtemelen o yüzden kendimi ikna edemiyorum. bitirirsem selim'e ayıp olur şimdi.*
3 yıl sonra size generalim diyebilir miyim albayım cümlesinde bayağı güldürmüştür. Aslında yaptığı betimlemeler hastane odalarını anımsatıyor. bağıran insanları duymamak için yastığa kafayı gömmek, rutubeti anımsatan bunaltıcı boğucu odalar.
İlk sayfaları hastane odalarını anlatan bir kitap aslında2. kısmı dul idi yanlış hatırlamıyorsam.
Ya zaten yarım yamalak bi psikolojim vardı 2009 yılında ilk defa bu kitabı okuduktan sonra o da gitti. O döneme kadar hal ve hareketlerim yüzünden bipolar bozukluğum olduğunu düşünürken kitabı okuduktan sonra aşırı adamlıktan olduğuna karar verdim.

Ayrıca bu kitabı okumayanlar da okuyacaksa sözlüklerde falan araştırmasın, hiçbir tadı kalmaz. Hoş öyle bir ortam oluştu ki overlokçular gibi mahalle mahalle bağırarak oğuz atay sözleri dinletiliyor. Kaçmak imkansız.
üsküdar sahaf festivalinde bu kitabın ilk basımı ile karşılaştım. sende var bu kitap aman yeniden alma diyen bir arkadaş sözüne kanıp almadım bu baskıyı. o gün bu gündür ara ara içime gelip oturur bu pişmanlık. o kitabı nasıl almadım.
az önce bunalmaktan bile bunalıp, kalkıp raftan çekip altını çizdiğim yerleri tekrar okumaya başladığım kitap.
maalesef yalnış bir tercihti, bunalmaktan bunamam, daha da bunalımlara sürükledi beni. en son sigortaların attığı yerde altını çizdiğim bir bölümü elime aldığım 500 lük markerla odanın duvarına yazdım. hani şu kolilerin üzerine yazı yazmak için kalın markerlar var ya...

"fakat allah kahretsin! insan anlatmak istiyor albayım,
öyle budalaca bir özleme kapılıyor.
bir yandanda hiç konuşmak istemiyor
tıpkı oyunlarda ki gibi çelişik duyguların altında eziliyor.
fakat benimde sevmeye hakkım yok mu albayım?
yok.
peki albayım.
bende susarım o zaman,
gecekondumda oturur anlaşılmayı beklerim.
fakat albayım, adresimi bilmeden nasıl bulup anlayacaklar?
sorarım size, nasıl kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı?
ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek.
bir yandan da gözucuyla ölümümün nasıl karşılacağını seyretmek istiyorum.
tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan,
bir yandan da kılına zarar gelsin istyemiyor.
küçük oyunlar istemiyorum albayım.
kelimeler, kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor…"

gitti depozito anasını satayım.