temel fıkraları

1 /
Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... Devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel.. Ortaya bir fikir atılır... Halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak. Amerikan vatandaşı söz alır:
-Bizim Amerika’da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız... Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız...
Derken Avrupalı söz alır ve:
- Bizim Avrupa’da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce yere bir daire çizeriz... Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız...
Sıra bizim Temel’e gelir ve başlar anlatmaya:
-Ula uşaklar Bizde hükümet halktan toplar vergileri... Atar havaya. Yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar... Havaya kalanlar halka hizmet olarak geri döner...
at yarışına giden temel, seyirciler arasında yerini almış. yarış başladığında her şey yolunda giderken temel bakmış ki para yatırdığı at en geriden koşuyor. herkes heyecanla kendi atına tezahürat yaparken temel de ayağa kalkıp başlamış bağırmaya;

-hey yavrum hey, ata bakun ata. katti hepsini önüne dört nala gidiyy.
madem öyle.

temel çok hasta olmuş. bilimin imkanlarını kullanarak, gitmediği üfürükçü hoca kalmamış. sonunda da doktora gitmiş. doktor iyice incelemiş. tahlildi, filmdi, faturayı kabartacak her şeyi yaptıktan sonra, temel'i almış karşısına.

-"evladım durumun çok kötü. türk filmlerinde sık görülen, 6 ay sonra öleceksin hastalığına yakalanmışsın" demiş.

temel:

-"uuiiyyyyy" demiş. doktor, temelce bildiği için, bunun "ne olacak şimdi, ne yapacağım ben" anlamına geldiğini anlamış tabi.

doktor:

-"iyileşmek istiyosan, yeni doğum yapmış bir kadının sütünden içmen gerekiyor" demiş. modern tıp işte, elden ne gelir.

temel de:

-"daaa" deyip ayrılmış. doktor şaşırmış. çünkü bu diyalogun "haçan" içermemesini, bir temel fıkrası için eksilik olarak görmüş.

neyse. temel köye dönerken, aklına yeni doğum yapan, dursun'un refikası fadime gelmiş. "onun sütü vardır. gidip konuşayım bir" diye düşünmüş. temelce dilinde, düşünülürken, uyyy, haçan, daa, geliyirum, kideyirum gibi bir iç ses olmaz.

temel, dursunların kapının karşısında soteye yatmış. dursun evden çıkar çıkmaz, dayanmış kapıya. fadime kapıyı açınca temel anlatmış durumu. yeni doğum yapmış bir kadının sütüne ihtiyacı olduğunu, lisan-ı münasip ile aktarmış. fadime de, durumun vehameti ve dünyanın temelsiz kalma tehlikesi karşsında, içeri davet etmiş.

neyse efenim. fadime, lisan-ı münasip ile temel'e sütünden vermiş. temel'in süt ile şifa araması, fadime'nin hoşuna gitmiş. "ula temel, yanina başka bir şey ister misun?" demiş. temel de "piskuvi yokmiyidi, böyle yavan kalayi" demiş.

komik mi? hayır.
temel bir gün röportaj veriyormuş. karşısındaki gazeteci kadına "500 tane mercedes makam aracı var, bu günahtır. bunun yerine renoya binseler de olur. " demiş. kadın temele sizin makam aracınız ne diye sorduğunda; temel kadına mercedes demiş.
Güldüren fıkralardir bazen.

Temel bir gün sevdiği kadın olan fadimeye evlenme teklifi etmek ister.

Temel: ula Fadime pen seni çok seveyrum penumle evlenir misun?
Fadime: uy uşağum olmaz pen lezbiyenim.
Temel: lezbiyen ne demek Fadime?
Fadime: kadınlardan hoşlanıyorum yanı Temel.
Temel: ula usagum o zaman pen de lezbiyenim pen de kadınlardan hoslanayrum.
Temel, yüksek bir binanın tepesinden aşağı doğru bakarken küçücük bir nokta görmüş. Ne olduğunu merak etmek için iyice aşağı inmiş . sonunda yukarıdan nokta gibi görünen şeyin, normal boyutlarıyla bir adam olduğunu görünce inmiş ve adamın ensesine tokadı yapıştırmış. Adam dönüp ne oluyor demeye kalmadan Temel :
- sus, konuşma! Ben senin küçüklüğünü bilirim.