teşhirciliğin sınırları

1 /
Jeremy benthamdan Saidi nursiye kadar bir çok bilim insanı, düşünürün ilgi alanına giren hazcilik teshircilikten bağımsız olamaz. Ayrica bu düşünürler itham değil direkt hazcilik yani hedonist tavir gelistirmislerdir. Tabii konu aynı ama anlamları farklı şekillerde ele alınmış tartışılmış bir olgudan bahsediyoruz. Nudistler bu konuda çok rahatlar. Adam bir başkasının kendisini beğenmesine aldırış etmeden hazzin keyiflerine ulaşıyor. Konu tabii teshircilik ve hemen sınır koyucu kuşatan olgular devreye giriyor. Bireysel mutluluk tanımı sinirlandiriliyor. Konu ahlaken ve hukuken belli kurallara bağlanarak bir yol aranıyor. 2012 yılında Amerika kamusal alanda çıplaklık konusunda sinirlandirmayi tartıştı ey cemaati Müslümin.
Tabii teşhir konusu salt göstermeci nobran bir tavırsa konu pornografiye kadar gidiyor ki. Allah korusun. Bu eziyeti çocuklarımıza yasatmayalim.
teşhire bir sınır biçmek mümkün ama içinde bulunduğumuz çağdaki modern hukuk sistemlerinin tek sınırı rejime ilişkindir. rejim tehdit edilmediği sürece geri kalan her şeye aslında cevaz var sadece kimi zaman toplum buna hazır olmadığından ortaya çıkma imkanı bulamıyor.

teşhir faaliyetleri insan hakları kapsamında ifade özgürlüğü içine dahil edildiğinden; din, coğrafi faktörler, teknolojik- bilimsel gelişmeler ve örf-adetin şekillendirdiği toplumsal ahlak burada geçici ya da daha doğru bir tabirle güncel ahlaki sınırı oluşturur ama bu bir mihenk taşı değil. yani yeterince güçlü ve propagandanı doğru bir şekilde yaptığında bu sınırı sen belirlemiş olursun. işte, bu düzenin hukuki öngörülebilirlik noktasında büyük bir zaafı var.

dinde sınırlar daha belirgindir ama mevcut toplum ahlak anlayışını belirleyen faktörler daha fazla olduğundan ki bu hukuk sistemiyle de alakalı. dini yalnız bireysel gördüğümüzde, kurum ve kurallarına yaptırım uygulamadığımızda müslüman bile buna ilişkin hem bilgiye hem yaşam tarzına ulaşmak için bireysel çaba oluşturmak zorunda kalıyor ve eksen kayması yaşanıyor. temel sınıra uymayanı yeri geldiğinde uyarmak istediğin zaman kimsenin hayatına kimse karışamaz kıvamında karşılık alındığından bu durum pratik karşılığını bulmakta zorlanıyor.

Genel bir kural koyulması mümkün olmayan sınır. Çünkü insandan insana, toplumdan topluma, dinden dine, coğrafyadan coğrafyaya ilaahir değişen bir sınır bu. Afrika kabilesindeki kadını bugün bizim mahallede gezdirsek burayı yıkarlar* mesela. Ya da ne bileyim instagramdaki şallı bir ablayı irana götürsek bu sefer de orayı yıkarlar. Ya da körfez arapları endonezyadaki ablaların giyimini görse bunlar kuranı nasıl anladılar diye kınarlar. Hep kadınlardan örnek vermem sinirime dokundu, neyse.

Bu durumda aslında en güzeli “gördüğün zaman anlarsın” taktiğini kullanmak. Yani yaşadığımız yerin nabzını ölçebilecek bir ferasete sahipsek buna da uygun giyinmek kadar güzel bir şey yoktur. Ne bileyim istanbuldan anadolunun bir köyüne gidince mesela ona göre davranmak lazım, boşuna milletin frekanslarını bozmaya gerek yok.
Tehşircilik, bir şeyi teşhir etmek ise mevzu bence Teşhirciliğe sınır getirmeyelim. Teşhirde sınır teşhir'leyen arkadaşın keyfi ve kahyası ile alakalı. Kime ne? Arkadaş özetlemiş işte, her kafadan bi teşhir özeti var zaten. herkes bildiği gibi takılsın. Gül gibi geçinip gidelim.
liberal dünyada özgürlük, ancak ve ancak başkasının özgürlüğüyle kısıtlanabilen bir mefhum. ah başkaları olmasa, o zaman ne sınır kalır ne ethica... ama maalesef ki başkaları var. kılık kıyafet özgürlüğünün de bu yüzden maalesef bir sınırı var. bugün bu sınır sadece teşhircilik boyutundaki şeyler için geçerli. peki teşhirciliğin limiti ne ? ne olursa teşhircilik ne olursa özgürlük...

medyada ve sosyal medyada teşhirciliğin bir sınırı var. erkek için cinsel organdan ibaret bir sınır bu. kadın içinse cinsel organ artı -bağışlayın- göğüs ucu. hepsi bu kadar. geri kalan her türlü çıplaklık serbest.

sokakta ayrı bir sınır var, örneğin plajda gezdiğiniz gibi sokakta gezemiyorsunuz bunu kimse normal bulmuyor. özetle sadece iç çamaşırıyla dışarı çıkmak doğru bulunmuyor.

bir de tabii gri alan var, semtten semte değişen bir sınır. işte o gri alan sürekli olarak taciz-tecavüz olaylarıyla çatıştırılarak ayakta duruyor. esasen teşhirciliğe giren bir giyim tarzı "siz bakmayacaksınız" gibi faşizan bir tavırla savunuluyor.

yalnız kadının giyimi için değil, erkeğinki için de böyle. atletle, aşırı dar gömlekle gezip kendini sergileyen bir sınıf da var. bunların teşhirci olarak görülmesi örneğin daha kolay. çünkü taciz tecavüz tehdidi olmadığı için o kişiye, "salağa bak et yığını gibi geziyor" denebiliyor. yani aslında mevzu kadın olunca iş değişiyor. çünkü bir tarafta da her şeye hallenen ve taciz için kendine mazeret arayan bir güruh var.

dinde sınırlar net belirlenmiş gibi gözükse de aslında o da istismara açık. çünkü setri avret bir örtmeden ibaret değil. erkeğin kadına göre daha serbest bırakılması, muhtemelen beden gücüyle yapması gereken işlerde rahat olması gerektiğinden ileri geliyor. yoksa islam'ın youtube'da gördüğümüz kaslı dar badili abilere bu şekilde dini sohbet vermeleri için yolu açtığını sanmıyorum. çünkü bilirsiniz bu dinde "ihram" diye bir kavram var. erkekler umrede sağ kollarını açıp sol kollarını ve üst vücudu kapatırlar. yani salt diz kapağıyla göbeği kapatıp gezmezler gerekmedikçe. sağ kolun çıplak bırakılması da kafirlere karşı bir güç gösterisidir. yani istisnai olarak teşhire iziin verilmiştir ihramlıyken. bunun mefhumu muhalifinden, ben erkeğim sadece diz kapağı göbek arası kardeşim diyerek çıplak gezilemeyeceği veya aşırı dar giyilemeyeceği anlamı da çıkar.

velhasıl, dine göre teşhirin iki cinste de belirli sınırları var. yaşadığımız dünyanın ise epey kafası karışık. fakat biz de resmi olarak, o dünyaya göre yapılmış kanunlara tabiyiz.