Toksik ilişkiler vs yalnızlık

1 /
elbette toksik ilişkiler!

bir detayla başlayalım: bu versusun iki kanadı arasında kalarak cevap vermiş biri bal gibi de yalnızlığından şikayetçidir.
toksik ilişkiye tenezzül etmeyecek kişi, versusun sağ tarafını yalnızlık olarak okumaz zaten.

hepimiz deriz zaten yok öyle mutsuz olacağıma yalnız olurum daha iyi falan filan... yok öyle bi dünya kardeşim!

hepimiz köpek gibi sevilmek istiyoruz. birinin kafasında mıh gibi çakılmış olduğumuzu bilmek bize derin bir haz veriyor.
birini mahvetme tekeline sahip olmak, bir insanın sahip olabileceği en tehlikeli yetki değil de nedir!!!

sevginin ne olduğunu bilemesek de sevgi sandığımız şeyleri, son sürat hastalıklı şekilde yaşamanın keyfi bambaşka değil mi!!

hıyar ağasının teki benim uykularımı kaçırıyor, ne güzel ben de bir başkasının termostat ayarını bozdum ihihihi.

kızın teki için yapmadığım şey kalmadı hala oralı olmuyor, ne güzel bir diğer kız da benim için yemek tarifi kitabı yazdı burada ahaha.

kimse kendisini kandırmasın anam. hepimizin canı en zehirlisinden toksik ilişki istiyor.
ama bu kötü bir durum değil. bu son derece doğal bir şey. kendimizde eksik olan, kendimize dair çözmemiz gereken ne varsa o toksik ilişki bize yol gösterecek çünkü. o ilişki sana kendini tanıtacak.
birgün bitecek ve sen başını iki elinin arasına alıp "ulan bu kadar şeyi bana yaparlarken ben neredeymişim" diye kendine hayret ettikten sonra anlayacaksın.
onlar kendilerine uygun yeni konaklar bulacak, sen de kendini bulacaksın.
kimi zaman muhatabını zehirleyen sen olacaksın. inan onun sana toksik geldiği kadar sen de bir başkasını zehirleyeceksin.

ama bir gün alman gereken dersi aldığında, o aşk diye sandığın şeyin çalkalanmış kola kutusunun kapağının arasından fışkıran köpük olmadığını idrak ettiğinde, hiçbir zehir sana çekici gelmeyecek.

o gün muhatabının en normal, en sıradan yanları gözünde büyüyecek.
işte o zaman aradığın şeyin ne olduğunu anlayacaksın.
durulacaksın.
artık benzerlerin arasında farklı olmaya, bir filmin esas oğlanı veya esas kızı olmaya değil; sevgilinle yıldızlarda oturup dünyadaki sıradanlığını keyifle izlemeye talip olacaksın.

o zaman sevgiyi hissedecek, o iki kişilik dünyada tatmin olacaksın.

diğer türlü hep yalnızsın zaten.
yalnızlık güzellemeye gelmedim ama nasıl desem, kendine kaliteli bir yaşam alanı, kaliteli bir sosyal ilişkiler bütünü oluşturabilmiş kişi zaten teknik olarak yalnız sayılır mı, en temelde oradan başlamak gerek.

yalnız, sadece duygusal bir ilişki anlamında bir takım işteş duygular yaşayamayan kişi midir? bu durumda tüm gün pc'ye gömülen ve sanal bir aşk yaşayan asosyal gamer bu yalnızlık tanımından azad mı olur? yani bence birini yalnız ilan edebilmek için sanki tek kriter duygusal ilişki değil gibi geliyor bana. belki duygusal ilişkisi olmamanın yanında sosyal ilişkilerden mahrumiyeti de eklemek gerek. nasıl desem hem ilişkisi olmayan hem de pek insan içine çıkmayan/sosyal çevresiyle ilişkiler kuramayan asosyal bir kişiye diyebiliriz sanki.

öbür türlü zaten sosyal çevresi ile nitelikli bir ilişki içinde bir şeyler öğrenmenin, bir şeyler keşfetmenin, bir şeyler başarmanın duygusal olarak tatminine varan, bunlarla sosyal bir paylaşım ortamı kurabilmiş kişiyi yalnız olarak tanımlamakla haksızlık ediyoruz sanki? nasıl yalnız? ölse cenazesini kaldıracak kimse yok gibi yalnız mı? bir yere gittiğinde kedisi tek kalacağı için mi ? bir aile kurmamak, geriye bir evlat bırakmamak mı mesela? oysa etrafa şöyle bir baksanız, mutlu görünen aile hayatları içinde kendi toksik birlikteliğine sadakatini sürdürmek adına rol yapan bir çok yalnız insan görebilirsiniz.


mazoşist bir yapıya sahip olan insanlar için ancak ve ancak versus yapılabilecek bir detay.

basireti mi bağlanıyor insanların yoksa yalnız kalmama dürtüsü gözlerine perde mi indiriyor yoksa alice’le fazla mesaiye mi kalıyorlar bilemiyorum. varlığı size yaşama hevesi vermeyen insanların peşinde heder olmaktansa yalnız başına kaliteli bir şekilde heder olmak bana çok daha çiçek böcek geliyor.

gözümü korkutacak düzeyde bazı şeyler. kendin et kendin bul imera, sakın sakın şaşma. *
İnsanın, bu ikisinden birisine mahkûm olması çok acı fakat günün sonunda tarafını seçmek gerekiyor.
Bir tarafta sinir, stres sahibi olmak; öbür tarafta ise garanti bir mutsuzluk var.
Bu ikilem biraz da, Kanser olup acı çekerek ölmek ya da direkt ölmek arasında seçim yapmaya benziyor.

Yalnız kaldığında; kendinle, iç sesinle başbaşa kalıyorsun ve yalnızlığa dair tüm sorun da aslında burada; dolu dolu ya da eğlenceli biriysen ne âlâ ama kendin de toksik bir tipsen Allah sabır versin.