toprak ana

1 /
cengiz aytmatov eseri.
genelde okuduğum kitaplar hakkında bi'kaç cümle bi'şeyler yazmayı seviyorum.
ancak ilk defa daha henüz bitirmeden kitapla ilgili bir tanım yazacağım.
aytmatov'un diğer eserleri gibi kitabı çok samimi buldum. olaylar sanki anadolu'nun bir köyünde geçiyor gibi.
bu yüzden aytmatov'u seviyorum. aşk, savaş, zorluklar, mücadele herşey harmanlanmış.
uzun bir kitap değil. kitabın yarısına geldim. her geçen sayfa (sonu ile alakalı bazı ipuçları verse de) insanda daha fazla merak uyandırıyor.
kızının birini yeraltı tanrısı hades kaçırınca delirmiş olduğu anlatılır mitolojide. iştebu deli kadının kızıyla buluştuğu anlar ise bahar mevsimini oldurmuştur.
yıllar önce bir yolculukta okuduğum roman. yol boyunca gözyaşlarımı nasıl tutmaya ve gizlemeye çalıştığımı hatırlıyorum. tolunayın tren geçerken oğlunun sadece "anaaaaa" diye haykırışını duyabildiği ve fırlattığı kasketini görebildiği o sahnede gerçekten insanlığın ne büyük acılar çektiğini az da olsa yüreğimde hissetmiştim.

zaten aytmatov öyle diyordu romanın sonunda. ben bunları yazsam da yazmasam da analar ağlayacak, ölen düşman askerinin anası ile aynı acıyı yaşıyorum, birileri savaşırlar ve insanlar acı çeker. bu romanda kastım, olabildiğince çok insanın ruhunda bu acının tınısını hissettirebilmek.