tüketim toplumu

1 /
tükenen/tüketen toplumdur. nitekim aldığınız her mala para, her para birimini kazanmak için de zaman harcanır. Sonuçta tüketilen her şey zamandan/ömürden gitmiştir.
bir de kavramlar vardır tükettiğimiz/p.çleştirdiğimiz; işte onlar daha fena...
badehu elde kalan her şey yarım yamalaktır.
“Tüketilen şeyler arasında diğer nesnelerden daha güzel, daha kıymetli, daha eşsiz bir nesne vardır: Bu nesne “beden”dir. Kapitalist bir toplumda özel mülkiyetin genel statüsü aynı zamanda bedene, toplumsal pratiğe ve bu pratiğin zihindeki temsiline de uygulanır. Günümüzde her yerde bedenin “yeniden keşfi” ve tüketimi cinsellik uğrunadır. Eskiden cinsiyet olarak köleleştirilen kadın günümüzde cinsiyet olarak “özgürleştiriliyor” ve kadının “özgürleştiği” ölçüde kendi bedeniyle karıştırıldığı görülüyor.” (Jean Baudrillard, Tüketim Toplumu)
insanoğlunun ilk gününden şu güne kadar yaptığıdır. ne yani nefes tüketmeyelim mi? onu tüketme bunu tüketme. ulan bi defa mantık yanlış üretim için bile bazı şeyler tüketmek gerekiyor. yoktan var eden bir kişi tanıyorum, onunla da aramız bozuk. neyse uzattım.
jean baudrillard kitabı. kitaptan bir cümle ;

" kadın ve bedeni tüm batı tarihi boyunca, köleliği ve sürgün cezasını paylaşmıştır. kadının cinsel tanımı tarihsel kökenlidir. bedenin baskı altına alınması ve kadının sömürülmesi, sömürülen her kategorinin doğrudan doğruya cinsel bir tanım almasını isteyen duruma aittir"

not: benim elimdeki baskı; ayrıntı yayınları, hazal deliceçaylı, ferda keskin çevirisinden.
üretime zerre katkıda bulunmadan daima tüketmeye yönelik insanların oluşturduğu güruh gözüyle bakmamak gerekir bu kavrama.

para harcama endeksli hayatımızda reklamların, bilinçaltına döşenen tuğlaların alışveriş çılgınlığı telkinlerine uyduğumuz gibi insan ilişkilerini, dostluğu, arkadaşlığı, kardeşliği, maddeler üstü birlikteliği, iç huzuru, sevgiyi, saygıyı, empatiyi de tüketiyoruz. boşanmalar almış başını gitmiş, eşlerin birbirine tahammül etme seviyesi oldukça düşmüş, muhabbet, güzellik insanı olmak yerini ortamların aranan-popüler insanı olmaya bırakmış, insanın en yakın arkadaşının kim olduğu en çok facebook beğenisi göndermeyle beğenilir olmuş, ana babaya saygı yerini çok farklı şeylere devretmiş vs vs.

asıl problem bakkal amcanın yerini migros'ların alması, her 6 ayda bir, her yılda bir yeni bir cep telefonu edinmenin statü göstergesi olması değil esasında. asıl problem onarma kültürünün, tahammülün, insanı insan yapan pek çok özelliğin de tüketiliyor olması. "nasılsa yenisi oralarda bir yerlerde var" anlayışının çöreklendiği bilinçler insanları kolayca dost kaybetmeye yönlendirebiliyor. "bir kez gönül yıktın ise" sözüyle derdini anlatmaya başlayan yunus emre'leri şu an hayal etmek bile çok zor, bizler en yakınımızdakileri tek seferde hayatımızdan çıkarmaktan gocunmuyoruz. eşler arası diyalogla çözülebilecek sorunlar eşler arası ayrılık yoluyla çözülmeye çalışılıyor. annenin babanın evladına vermesi gereken en önemli şeyin eğitim olmasından çoktan uzaklaşmış durumdayız, 3 yaşındaki çocuğuna akıllı telefon alan anne baba ebeveynlik görevini yerine getirmiş sayılıyor.

hayatımızı, insanlığımızı tüketiyor hale geldiğimizin farkında bile değiliz. teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, fizan'daki amcanla buradan görüşebiliyorsun görüntülü kameran ile evet, fakat amca'nın yanına gittiğinde onunla 2 saat geçirmek seni bayıyor değil mi? çünkü sen sıkılmaya, tüketmeye, yenisini edinmeye, değiştirmeye endekslisin.

bugün selvi ağacını bilemeyip selfi'nin ne olduğunu gayet iyi bilen nesiller yetişiyorsa bu büyük bir sorundur gelecek adına. gerçekten çok büyük bir sorun. tıpkı bu eleştiriyi burada yazıyor olup, birazdan hayatıma hiçbir şey olmamış gibi devam etmeye çalışacağım, akıllı telefonuma yöneleceğim gibi.

aşırı derecede kötü.
kapitalizm eleştirisi oldukça reyting toplar. müslümanları parantez içine alıyorum. onların bütün hayatlarını ve hayat alanlarını kapsayan dinleri var. sözüm, samimiyetsiz anti kapitalistlere. ne onun sunduklarına hayır diyebiliyorlar, ne de alternatif bir tutum geliştirebiliyorlar. yaptıkları sadece kapitalizmi, kapitalizm içinden eleştirmek.

kapitalizmin sunduğu bir konfordan vazgeçmiş babayiğit var mı burada? insanlık acınası halde maalesef. kapitalizme alternatif bir sosyalizm üretildi bugüne kadar; üretilen de kapitalizme rahmet okuttu. neyin peşindesiniz o halde milyoner çocuğu sosyalist tosuncuklar? sırça saraylarınızdan "yarın ne yiyeceğim" derdinde ki insanları küçümseyip alay etmekten başka ne kattınız bu dünya kımıl zararlıları? gezi olaylarında en büyük kapitalist koç'un devrim marketinden yemlenenler de siz değil miydiniz?
isteklerini karşılamak için meslek edin ve bu meslek uğruna mesai harca. hayatının bir bölümünü hayatınun geriye kalan daha az bölümünü kazanmak için sat. sonra da isteklerini karşılayacak kadar paran ama karşılayamacak kadar da zamana sahip ol. insanlar elinde çayı, kahvesiyle müzik dinlesin. kitap okusun, belgesel izlesin.

seninse daha saat 23:00 olmadan gözlerin şişmis olsun uykusuzluktan.. daha da kötüsü pazar günü evde sıcak bir kahvaltı sofrası varken, kendini iş yerinde...offffffffff ulan ben niye buradayım ve niye iki saattir bir şeyler yazmaya çalışıyorum.

işte zaman tüketimi. ben gidiyorum lan buralardan.