türk milleti

1 /
Güçlü millet. Hasta olan toplum. Eleştirirken bu farkı hep gözetmeye çalışmışımdır. Ne fark var? Çok fark var... hasta toplum /güçlü millet. Saat 2 tez yazacak kafada degilim peeh sanki yaz desen yazabilecem. zaten cimbom da yenilmiş.
özünde büyük problemler taşıyan millet.

erdemi, aydınlanmayı, yükselmeyi, eğitimi ve sanatı içselleştirememiş; hem kendi nüvesi, hem de iradesi dışında kalan güçler tarafından buna izin verilmeyen bir garip millet.

işte bu "yaban" köylülüğü, tıpkı karanlık çağ avrupası ya da hala amerikanın bazı eyaletlerinde hüküm süren bağnaz taassup sosunda, çöl bedevisi emperyalizminin çabucak yayılmasına ve yerleşmesine olanak sağlıyor.

kutsal kitaplarını bir kere bile okumayan yığınlar, araplar gibi yaşamayı cennete merdiven sayıyor, en azından dışarıdan öyle görünmesini istiyorlar. yoksa, şimdiki muhafazakar görünümlü rizeli müteaahit tayfası yalakası bıyıklı burjuvanın yaşamında ve söylemlerinde kolaylıkla belgelenen pudra şekerli, baldızlı daldızlı hayatları devam ediyor. o tepelere yayılan çirkin kutu kutu yapılarda akla hayale gelmeyecek olaylar dönüyor. bir nevi taş devri.

bürokrasi tayfası deseniz, yaratıcıdan ziyade yaratılmıştan korkuyor; sağlanan kara çarklar düzeninde tutunmaya çalışıyorlar. idealizm, dürüstlük, liyakat, aydın düşünce, adalet, eşitlik vb, bunlar sözlüklerde geçen kelimeler olarak dağarcıklarımızda yer alıyor. bu ticari organizma büyüdükçe doyurmak zorlaşıyor; pastadan pay almak isteyenler artıyor; ihale peşkeşleri ile alınan jiplere doğan jöleliş saçlı, parlak bıyıklı sakallı gençlerimiz ve bol makyajlı, kızarlar ama, gucci çantaşlı hanım kızlarımız, bunları ana babalarının muhterem çalışmalarının getirdiği bir hak sanarak birbirlerine showerlar düzenliyorlar.

millete dönersek; yavaş yavaş bağımsızlığını kaybediyor, kendisini çok ileri seviyelere getirebilecek olan cumhuriyeti kaybediyor; hem kendi özü hem de gittikçe zorlaşan şartların yarattığı bu karanlık ve sevimsiz ormanda, gittikçe vahşileşerek inine çekiliyor. toplumsal bilinç gittikçe yerini yoz bir bencilliğie, cahilliğin kibrine ve belli figürlere tapınmaya bırakıyor; bıraktı.

tarih de böyledir tahminim. toplumlar değişir, sınırlar değişir, ülkeler değişir.

çok ciddi kaynakları olan ve gelişen ülkeler grubunda olan Türkiye, bir pakistan, bir bangladeş olma yolunda hızla ilerliyor.

yirmi yıla beş katına çıkarılan dış borcu, aylık 8 milyar dolar cari açığı ile; matematik hamaset dinlemiyor; ülke uçurumdan aşağı düşüyor.

ülkemizi seviyoruz. bağımsızlığımızı seviyoruz. hiçbir şey olmasa, çanakkale şehitlerimizin, kurtuluş savaşı kahramanlarımızın kanı var; onların hakkı var bu vatanda.

insanca yaşamak tüm namuslu vatandaşların hakkıdır. insanın hakkıdır. mevcut dengesisziğin, mültecişgalcilerin bilerek ülkeye doldurulmasının; hepsinin bir bedeli olacak. ya bugün, ya yarın.

allah, onların ve masumların hatrına, sonumuzu hayır etsin.
işçi emeklisi, köylü bir ailenin çocuğu olarak, net bir biçimde söyleyebilirim ki, insanları fakir olmayan fakat fakir yaşayan ülkedir. hayatını ev alma, araba alma, cep telefonu yenileme gibi şeylerle ipotek etmese, tarihi olarak, kültürel olarak, iklimsel olarak, doğa olarak dünyanın belki de en güzel ülkesinin nimetlerini optimum seviyede tüketmesini bilse, dünya çapında bir millet olarak nam salması içten bile değildir.

yıllar yıllar önce, yoksulluk sınırı altında da olsa cebimiz para görünce ana babamı alıp kapadokya'ya gittik. sonrasında marmaris, didim, kuşadası felan gezdik. babamın şu lafı hiç aklımdan çıkmıyor üzerinden 10'lu yıllar geçmesine rağmen.

''mal gibi yaşamışız.''

evet insanlarımızın sözüm meclisten dışarı mal gibi yaşamalarında, pek kıymetli devletimizinde çok büyük katkısı var sağolsun. halkına güven aşılamayan bir devlet bizimkisi bir asırdır. zaten böyle devletler tam anlamıyla güçlü devletler olamaz. insanlarımız da kayıt dışı ekonomi oluşturuyor doğal olarak. yoksa 5500 tl ile yaşamak zorunda kalsam, muhtemelen taramalı ile meclisi tarardım veya dexter'ı arar, 600 milletvekilini şikayet ederdim. o gereğini yapardı zaten.
tayyip erdoğan, kemal kılıçdaroğlu, meral akşener, devlet bahçeli, muharrem ince, ahmet davutoğlu, ali babacan, apo, sılho ekseninde dönen siyasetten medet uman millet. yani daha iyisini hak etmeyen millet. yatsın kalksın haline dua etsin.
bayrağı ve istiklal marşı müslüman, devleti laik olan millet. saçmalığın daniskası yani. bu ülke gelişebilebilir mi? bu ülkenin şu halde olması bile bence dünyanın bir numaralı gelişmişliği sayılmalı. çözüm odaklı bir tipleme olduğum için hemen çözümü mü söylüyorum. devleti laikler yönetmeli veyahut devlet islam devleti olmalı. laikler ve müslümanlar bu durumu kabullenmeli. tabi bu dediğim bir ütopya olduğu için bir iç savaş ile laikler ve müslümanlar hesaplaşmalı. ne hesaplaşmaya maçamız yetiyor, ne de iki tarafta bu durumu kabullenmiyor. ortada ise türkiye cumhuriyeti garabeti duruyor. ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol. adam olun, samimi olun canımı yiyin.