tutunamayanlar

1 /
Farketmeden ekmeğin son lokması ile kitabın son kelimelerini aynı anda bitirdiğim kitap.

Önce okuyamayanlar için konusunu anlatayım sonra eleştireyim. Çünkü artık bitirdim.

Spoiler içerebilir, emin değilim.
Kitabı Turgut Özben'in bakış açısından dinliyoruz genel hatlarıyla. Selim Işık adındaki üniversiteden arkadaşının ölümü ile başlıyor ve 700 sayfa onun üzerine devam ediyor. Psikolojik polisiye havasında, en basit ayrıntılar bile netleşmeden yüzlerce sayfa geçiyor. Selim neden ve nasıl öldü, kimdi, nasıl biriydi? Turgut ile aralarında ne var, Turgut gerçekten eşini seviyor mu, neden Ankara'ya gitti? Eleştirmeye başlamışım, konuya döneyim.
Selim'in arkadaşlarını birbiri ile tanıştırmayı sevmeyen biri olduğunu öğreniyoruz. Yalnızca ismen bir iki defa bahsettiği kişileri Turgut bir görev belleyerek gidiyor buluyor, tanışıyor. Onların tanıdığı selim'in kim olduğunu öğrenmeye çalışıyor. Ayrıca geride bıraktığı notlar, şiirler ve günlük yazılarından öldükten sonra da arkadaşı selim ile tanışmaya devam ediyor.

Kitabın bir kurgusu var, yok demek haksızlık olur. Ancak bir kaç yerde yazarın da kabul ettiği üzere; taslak gibi yazılmış ve sonradan düzeltmeye, sadeleştirmeye uğraşılmamış bir yazı havası veriyor. Ayrıca kitabın başında da belirtildiği üzere yayımlandıktan yaklaşık 45 sene sonra yeni bir bölüm bulunmuş ve sonradan eklenmiştir. Bu derece taslak.
Yazıların havası çok umutsuz ve karanlık. Bir türk aydınının hayatı üzerinden ilerlediği için allah inancı epey zayıf, karamsar. Müslümanlıktan ziyade hristiyanlığa daha yakın. Bir sürü içki sahnesi ve kaçamayış. Bir bakıma dizilerde süslü gösterilen hayatın daha gerçekçi yüzü.

Gelelim neden okumak istediğim ve nasıl bitirebildiğime.
Sezgilerim beni bütünüyle yanılttı diyemem. Kitabın adını duyunca okumak istemiştim, kendimden parçalar bulacağıma inanarak. Buldum da. Şu alengirli hayatta naif bir oğlan çocuğu olan selim ışık kadar ben de tutunamayan sayılabilirim ancak beni geçelim.
Olric muhabbetlerini okumuş ve meraklanmıştım ancak o kadar az ki. Kitabın yarısına gelene kadar sadece iki kere olric ismi geçiyor. Sonrasında da 700 sayfa emeğe değecek, sarsıcı bir muhabbet izine ben rastlamadım.
Kitabın hiç lezzeti yok mu, elbette var. Hatta burada belki 100 başlığa tanım yazacak kadar fikri, yorumu, sosyolojik tespiti de var. Ancak değmez guzum.

Açık açık itiraf etmek istemiyorum ancak epey uzun zamandır kitabı okuyorum. Yeter artık bitsin dedim ancak okumakla bitecek gibi değildi. Burada sponsorum storytel'e teşekkürlerimi iletiyorum. Üçüncü bölüm ve sonrasını x1.5 hızda dinleyerek bitirdim. İyi ki de okumaktan dinlemeye terfi etmişim. 76 sayfalık bir bölümde hiç nokta yok, noktalama işareti yok. Okuyan kişiyi karşıma alıp tebrik etmek istiyorum. Zira ben katlanamazdım.

Öyle işte, çok şükür bitti. Açık, net ve tarafsız bir şekilde yorum yapabilmek için bitirdim ve yaptım. İçim rahat olric.
Pamuklara sarılıp yukarılarda bir yerlere kaldırılması gereken kitap. Yaban ellere düşmesin. Türkiyede en çok yarım bırakılan kitapmış, aynı zamanda en çok okunan üçüncü kitap, ne güzel çelişkisin sen. Günseli seli seli.
Dip not: Neyseki sosyal medyalara düşmeden fii tarihinde okudum.
Kitabın yarısındayım, 'Sadede gelelim bebeğim, artık gelelim' diyorum ancak hala gelmiyor.
Dili, anlatışı keyifli ve çok özgün ancak depresif gidiyoruz ve varamıyoruz bir türlü. Gün olur asra bedel gibi zaman geçmiyor bir türlü. Hadi hayırlısı. Bitirebilince tekrar yazarım.
Düş ülkemin içinden geçen ve darmadağın eden kitap. Ülkemi yerle bir eden Moğol hilkatli desem yeridir. Popüler kültür esintisi sona erince edinip okuyayım dedim, (hediye eden olmadı. Defalarca sosyal medyada önce alt metinden sonraları açık açık böyle dümdüz hediye edin ulan dememe rağmen kimse etmedi) demez olaydım. Sen senelerce içinde demlenmesi için kurgu besle, Tutunamayanlar karga gibi gelsin gözünü çıkarsın. Gönül gözüm ve kalemim yara aldı. Düşümden vuruldum, ülkem istimlak edildi. Yeni yetme zihnimin düşündüğünü yarım asır önce yazmış, yalamış yutmuş değil, bilâkis yalatmış yutturmuş! Öznem olacak bir kurgum olmayacak mı ulan!
Tutunamanışlar için kulanılan adlaşmış sıfat. Zor durum vesselam.

Avuç içleri nasır tutmuş,zamanın hor davrandığı kimseler de bunlara dahil.