uluhiyyette şirk

1 /
Saçmalıktır.
Allah'ın eşi, ortağı var mı? Yok.
Allah'a herhangi bir şeyi ortak koştuklarını zannedenlerin bundan haberi var mı? Yok. Burada anlatılmak isteneni anlamıyorlar bile.

"atalarım ibrahim, ishak ve yakub’un dinine uydum. bizim, allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz (ma kane, imkanın tersi) . bu, bize ve insanlara allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.” (yusuf-38)
uluhiyette tevhidin tam tersidir. öncelikle ilah kelimesinin (ki uluhiyet kelimesi ilah kelimesinden türetilmiştir) ne anlama geldiğine değinelim.

ilah:
sözlük anlamı:kulluk edilen, mabut haline getirilen, yönelinen, alışılan, düşkün olunan demektir. kendisinden türetilen "elihe" fiili; yönelmek, düşkün olmak, kulluk yapmak, örtmek-gizlemek, alışmak gibi anlamlara gelmektedir.

ıstılahi anlamda:kendisine ibadet edilen, ma'but sayılan her şey, her şeyden çok sevilen, tazim edilen kutsal varlık anlamında kullanılır. tapınılan, kendisine ibadet edilen, üstün sayılan bütün mabutların ortak adı "ilah"tır. türkçe'de bu "tanrı ve çalap", ingilizce'de "god" kelimesi ile karşılanır.

şirk ise, herhangi bir konuda allah'a ortak, evlat gibi şeylerin iftirasını atmaktır. şimdi konumuza geçiş yapabiliriz. son olarak kur'an'da iki anlamda kullanıldığını ve bu anlamların;
1- hak olsun batıl olsun bütün insanların kendisine ibadet ettikleri ma'bud.
2- gerçek ibadete layık olan, alemlerin rabbi olan allah.
şeklinde olduğunu da belirtelim.

a) öncelikle dinsiz insan yoktur. yani ateist diye bir şey yoktur. kur'an'dan öğrendiğimize göre ateist denilen kişiler şunlardır:"gördün mü o kendi hevasını-istek ve arzularını- ilah/tanrı edinen kimseyi. şimdi onun üzerine sen mi bekçi olacaksın"furkan suresi 43. ayet.
bu ayetteki heva ve hevesi bilim, akıl, deney gibi şeylerle meallendirdiğimiz takdirde anlam yerine oturacaktır. bu kişiler taparcasına mutlak doğruyu belirlemeyi allah'a değil, akıl ve bilime vermişler, ve bilim ve aklı haddinden çok çok fazla yücelterek bir zulme de neden olmuşlardır. akıl ve kısaca bilgi olmadan iman gerçekleşmediği gibi, bunların kural koyucu, hayatın nasıl idame ettirileceğini belirlemesi de ifrat ve tefritin en güzel örneklerindendir.

b)mekke müşriklerinin yaptığı gibi kainatın yaratılışını kabul edip, o en büyük ilah'a yakınlaşmak için aracılar koymak. bu aynı zamanda ibadette şirktir. yani allah'a yakın olmak için allah'ın kendisinin belirlediği ibadetleri yapmak yerine, taştan, ağaçtan veya helvadan yapılmış kendisine bile bir faydası olmayan şeyleri allah'a ortak koşmak. bunu müşrikler putlar aracılığı ile yapıyor idi. günümüzde ise, bir kısım insanlar bunu kişiler bazında düşünüyor. ibadetlerimizi edelim ama falan kişiye el bağlamaz isek, iman etmiş olmayız şeklinde düşünceler de bu katagoriye girer. burada bir evliyayı sevmek ve onun yöntemini benimsemek arasında fark vardır. bir usul takip etme anlamında bir şeyhe bağlanılabilinir. ama o şeyh sayesinde iman edilmiş olunur, ve hatta o şeyhe intisab edilmediğinde imansız olunur demek açıkca şirktir. zira imanın şartları arasında böyle bir husus yok.

c)yaradışta allah'ın biz beşerler gibi zaaflara sahip olduğunu söylemek. ki yahudiler'in tanrı kainatı yarattı ve dinledi gibi insanlara has özellikleri allah'a nispet etmek şirktir. dikkat ediniz tanrı'nın varlığı kabul ediliyor. ama yorulmak ve dinlemek gibi beşer özellikler isnad ediliyor.

d)yine yahudilerin "üzeyir allah'ın oğludur" demeleri ve nasrani'nin "isa allah'ın oğludur" demeleri, ve yine yahudi ve müşriklerin "melekler allah'ın kızlarıdır" demeleri de şirktir. burada da ilah tasavvuru beşer özelliklerle ele alınmıştır. oysa doğuran doğmuştur ve ölecektir. bu ise allah için düşünülemez. ki ihlas suresi bu konuda doyurucu bilgi verir.

e)ahkam/hükümler koymada allah'a şirk koşmakta bu minvaldedir. nitekim bu konu ile alakalı bir hadis-i şerif vardır. ve konuyu çok güzel açıklamaktadır. adiyy bin hatem hadisi'de denilir. kısaca hz adiyy bin hatem bir gün rasulullah'ı ziyarete gelir. o esnada rasulullah tevbe suresi 31. ayeti okumaktadır. ayeti duyunca hemen itiraz eder. "ben yahudileri ve hrıstiyanları iyi tanırım, onlar hahamlarına ve papazlarına ibadet etmiyorlar" der. rasulullah'ta:

"evet, onlar(onların önünde secde ederek) ibadet etmiyorlar, fakat onlar halka bir şeyi helal veya haram kılıyorlar, halk da din adamlarının bu hükümlerini kabul edip uyuyor. işte onları rabb haline getirmenin anlamı budur." buyuruyorlar. ardından rasulullah adiyy bin hatem'i islam'a davet etti ve o da kabul etti.

bu hadisten de anlaşıldığı üzre allah ve beraberinde bir takım insanların veya canlı cansız varlıkların helal haram koyma yetkisini kabul etmek şirktir. bir şeyin haram olduğunu sadece allah söyleyebilir. diğer hiç bir insan şu haramdır bu helaldir diyemez. yalnız burada bir noktanın aydınlatılması gerekir.

allah rasulü'de kur'an'da olmayan bazı haramlar koymuştur. bu rasulün aldığı kimi vahiy iledir ki, rasulün aldığı vahyin tamamına kur'an denmez. o allah tarafından sürekli gözetilen ve din hususunda kendinden bir şey konuşmayandır. eğer böyle bir şey yapmak ister ise, ayette belirtildiğine göre, allah hemen şah damarını kopartıverirdi. ve yine ilk dönem müslümanlarının fetihlerle yeni coğrafyalarda yeni durumlarla karşılaşmaları ve bu konuları kıyas yolu ile değerlendirmeleri de bu katagoriye girmez. onların helal-haram demesi ile ayetin bahsettiği farklı şeylerdir. ayette dile getirilen haram ve helal hükümlerinde oynama yapılmasıdır. yani atıyorum içki haram iken helaldır şeklinde yapılan ve halkın da buna evet öyledir demesi şeklinde cereyan eden bir durumdur. bir takım sapıtanlar haricinde ise, alimlerimizden bu minvalde bir ayet değişikliği yapma cüretinde bulunan çıkmamıştır.

f)allah'ı sever gibi veya allah'tan korkar gibi bir kişi veya şeyden korkmak veya o şeyi sevmek. sevgi söz konusu olduğunda müslüman birisi her zaman en çok allah'ı sevmelidir. en çok allah'ı ve falanı seviyorum şeklindeki, sözler şirktir. yeri gelmiş iken belirtelim, en büyük ne fenerdir, ne cimbom, ne de beşiktaş. taraftar olanların attığı bu slogan tekbir ile çelişir. zira en büyük allah'tır. lafız ile bile olsa bunlara dikkat etmek gerekir. ki islam'da şaka ile bile olsa nikah ve iman ortadan kalkabilir. bu ikisinde şaka olmaz.

g)bazı kişilerin ortaya koyduğu felsefi ilkeler, ahlak kuralları, hayata dair kurallar en iyidir denilir ise bu da şirktir. zira allah'tan iyi kanun va'z eden yoktur. o'ndan daha iyi yasa koyucu yoktur. o yegane yasa koyucudur. tam bu noktada meclistekilerin veya krallıkla yönetilen bir yerdeki insanların allah'ın hükümleri ile çelişen konularda çok dikkatli olması gerekir.

h)atalarının ruhunu, çinlilerdeki gibi kurtarıcı ve işlere yardımcı görmekte şirktir. kişiyi kurtaran ve kişiye yardım eden, ve kendisinden yardım istenilmesi gereken sadece allah'tır.

ı)bir takım futbolcu ve sanatçıları "gençliğin yeni ilahı" gibi tanımlarla isimlendirmekte şirktir.

kısacası allah'a ait bir sıfatı veya esma-ül hüsna'daki herhangi bir ismi başka bir varlığı isnad etmek şirktir.
kaynak:yer yer hüseyin k. ece'nin islam'ın temel kavramları adlı kitabından istifade edilmiştir.