vefa

vefa sevilen için kendinden vazgeçmektir.
unutmamaktır, hatırda saklamaktır, her anını o'na adamaktır.
kal-u bela'da, o büyük gün 'evet' diyerek aldığımız yükü , 'ömür' sayfalarında an be an , o'na attığımız adımlarla taşımaktır.

mecnun, leyla ile karşılaşır bir gün.leyla onu sınamak için neyin varsa bana ver der.mecnun garip, yakasında taşıdığı bir iğneden başka bişeyi yoktur, onu da leylaya verir.leyla dahasını ister.mecnun , ben çöllerde seni ararken, ayaklarıma dikenler batar, bu iğne ile onları çıkarırım, dünyada bu iğneden başka birşeyim yoktur der.leyla gücenir, der ki; aşkında sadık isen, bu iğne sana yakışmaz.sen o dikeni çıkarırsan buna vefa mı denir?

vefa, seven için yaratılmış beka tohumudur..
vefa, bir ucu kulun boynunda muhabbet kemendidir..
vefa, ateşler arasındaki ibrahim,
vefa, kuyuda yusuf, balığın karnında yunus'tur.*
vefa, kan kırmızı hüznü yudumlarken, dudaktan düşen ebruli bir gülümsemedir
vefa, sözde durmaktır,
vefa, hz hatice'nin merdivenleri çıkarken sayıkladığı 'mim' harfidir,
vefa, hümeyranın gözlerinden düşen bir damla yaşın gökkuşağına sarınmasıdır,
vefa, tüm cennet hazineleri o'na açılmışken,
cemalullahla buluşmuşken,
miraçtan dönüştür..
vefa, o'na dönüştür...
devamını gör...
değil ki insan ı kamil, en alelade ademoğlu'nda dahi bulunması elzem olan haslettir..

en ali faziletlerdendir..

fakat ne yazık ki, pekçok köpek bile insanoğlu'nun ekserisinden daha vefalıdır..

köpeğin ne imanı, ne vicdanı, ne cenneti-cehennemi olsa da..

bir kemik bir kap suya mukabil vefa gösteren köpeklere bakınca, bize vücut veren, ruh veren, nimetler veren, can veren yaradan'a karşı ne kadar vefalıyız diye düşünüyorum bazen..

siz düşünmeyin, tavsiye etmem.. kötü oluyor insan..

yaşayıp gidelim!! aynen böyle devam edelim!! nisyanla yaşayalım!!
devamını gör...
beyazıtın, süleymaniyenin, fatihin orta yerinde bir semt-i vefa..öğrencinin kaçışıdır kimi zaman, orayı "ora" yapan yerleri vardır, ne yazık ki pek çok iş yeri vardır, durmadan oradan oraya mal taşıyan insanlar vardır..

bakımsız, tarihi ve çok değerli camiileri vardır..sonra eski kitaplara cilttlerin yapılabildiği sahaf dükkanları, eski bir sıbyan mektebinin ihyası ile oluşturulmuş ufak, pek sevimli kütüphanesi vardır..

etrafa öylece bakan turistleri, civar yurtlarda kalan üniversite öğrencileri, pek deli halli liselileri vardır..olur olmadık yerlerde türemiş kafeleri, eskiden buralar ulemanın mekanıymış diyen üzülürleri vardır..

vefa, ebûl vefa hazretlerinin kabr-i şeriflerini ağırlar..o'na vefayı unutmayanları da vardır inşallah..
devamını gör...
sevgi ve dostluk bağını muhafaza etme, sürdürme.

insan oğlu insan için ortalama bir vasıftır. bu vasfa sahip olmak için yüksek erdemlere sahip olmak gerekmez. bu vasfı kaybetmek için ciddi şekilde alçalmak gerekir.

zaten insanı erdemli kılan vasıfların hepsi de ortalama vasıflar değil midir?

demek ki ortalama bir fazilete sahip davranışların, insan da meleke haline gelmesidir erdemlilik.
devamını gör...
söz verip sımsıkı tuttuğun ellerin hakkını vermek... darda koymadan yerine dara düşmek. zorda bırakmadan, zoru göğüslemek. kolun gerekiyorsa başını adamak. yürümen gerekiyorsa, yetinmeyip koşmak...

sızlanmadan, şikayetlenmeden, karşılık beklemeden, söyletmeden, unutmadan, bıkmadan, usanmadan, geçikmeden hep beklenenden bir adım önde olmak..

bekletmemek... sabır sınamamak...

yani bir şarkıyla mırıldanılırsa;

zor dostum zor...
devamını gör...
istanbul'da bir semt adı olduğunu duymuştum. istanbul dedim aklıma yine ankara geldi. ankara diyince istanbul gelmez hiç aklıma ama istanbul diyince ankara gelir. herkesin mersine gittiği yerde tersine gidenlerden olduğumdan belki, istanbula dönüş yolunu değil ankaraya dönüş yolunu sevenlerdenimdir çünkü. ankara demişken, bunca sevmeyeni varken, bunca sevmeyene rağmen, orayı sevmenin adı; vefa olsa gerek.
devamını gör...
en müthiş örneğini peygamber efendimiz*de gördüğümüz güzel haslet.

mekkeyi fethetti ama o* yine en zor zamanında kendisine kucak açan ensar dostlarının yanına döndü...
devamını gör...
bu kelime bana hep şu dörtlüğü hatırlatıyor..

"dostlukmuş, ölüme beraber yürümekmiş, üstüne titremekmiş, vefaymış
aşk dediğin, zavallı bir kapıyı duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış
bana koymaz deyip sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları
asıl sancı, uyandığında bütün odaları boş görünce koyarmış."
devamını gör...
"vefa, gavr-ı in’idama çekildi. tûfan-ı gadir feverana başladı. kavl ve amel ortasında uzun bir mesafe açıldı."

-muhakemat-

vefa yokluk mağarasına çekildi, zulüm tufanı fokurdamaya başladı.sozler ve yapılan isler arasında uzun mesafe açıldı..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.