vincent van gogh

1.
hollandalı ard izlenimci ressam. bazı resim ve eskizleri, dünyanın en tanınmış ve en pahalı eserleri arasında yer alır.

van gogh, gençliğini bir sanat simsarlığı firmasında çalışarak geçirmiş, kısa süren bir öğretmenlik deneyiminden sonra da belçika'da fakir bir madenci kasabasında misyoner olmuştur. resim kariyerine 1880'den sonra başlamıştır. başlangıçta koyu ve kasvetli renklerle çalışan van gogh, paris'te tanıştığı izlenimcilik ve yeni izlenimcilik akımlarının etkisiyle canlı renklere geçmiş; güney fransa'da geçirdiği süre zarfında da bugün yaygın olarak tanınan kendine özgü resim tarzını geliştirmiştir.

devamını gör...
ünlü tablolarından biri ay çiçekleridir. londraki ulusal federal'in 45 numaralı salonunda asılıdır. ingilterede bulunan en ünlü resimlerden biridir. aslında bir vazo içinde çiçek resimlerinden biri. ama en iyisi. sıradan bir natürmort değil.

ilgili tablo: http://www.cogitosozluk.net... bir tür oto portre sayılır.
devamını gör...
hastalıkla geçen kısa bir ömür, yine bu hastalığa rağmen çalışma azmi ile ortaya çıkardığı eserler ve harika bir kardeş bu zahmetli yaşam içinde yaptıkları. onun resimlerinde gördüğünüz ilk şey renkler ve ifadelerdir, önce karanlık ve sonra aydınlık pırıl pırıl resimler.
devamını gör...
bir rivayete göre kulağını çok beğenen bir fahişeye kulağını kesip bir kutuda göndermiş. başka bir rivayete göre ise kulağı kendisi değil, zilzurna sarhoş oldukları bir gecede arkadaşı tarafından kesilmiş. buarada doctor who nun van gogh ile olan bölümünü izledikten sonra kendisine sempatim arttı.

küçük bir bilgi de theo van gogh için gelsin. submission adlı kısa filmi ile tüm islam aleminin nefretini kazanan ve islami bir grup tarafından öldürülen bu şerefsiz yönetmen müsvettesi vincent van gogh un küçük küçük torunudur.
devamını gör...


kendi portresini 35 kez çizmiştir. iki tanesinde kulağı kesiktir. sol kulağı kesiktir ama resimlerde sağ kesik gözükür.

bir rivayete göre kulağını cinnet esnasında kendi kesmiş ve sevgilisine götürmüştür ama ondan daha güçlü olan rivayetse arkadaşı gauguin'in bir tartışma esnasında yanlışlıkla kılıcıyla kulağını kestiğidir. van gogh'un arkadaşını ele vermediğini de ona yazdığı mektuplardan birindeki "sen de sessiz, ben de..." cümlesini delil gösteriyorlar.

"eserlerime yüreğimi ve ruhumu harcıyorum ve bunu yapınca aklımı kaybettim."

"ben çoğunlukla gecenin, günden daha canlı ve daha zengince boyanmış olduğunu düşünüyorum."
devamını gör...
gece gece rivayetlere dayanarak bilgi vermeyeceğim. uzun araştırmalarım sonucunda vincent van gogh abimizin ağır ruhsal bunalımlar yaşadığını bizzat doktorlarının abimiz hakkında yazdığı raporların olduğunu biliyoruz.
genel itibariyle çoçukluğundan bu yana duygu durum bozuklukları yaşayan van gogh ilk büyük ruhsal bunalımını ressam arkadaşı (bkz: paul gauguin)'i kendi yaşadığı o meşhur sarı eve davet etmesiyle başlar. ikisininde sahip olduğu dengesiz duyusal yapı sayesinde aralarındaki resim tartışmaları giderek daha çok kızışır ve bu şiddetli tartışmalardan sonucu 23 aralık 1988 yılında ilk büyük ruhsal bunlanımını yaşayan van gogh sol kulağının alt kısmını keserek genelevde çalışan rachel isimli fahişeye hediye eder! (insan cinnet geçirince böyle oluyo-muş!)
bu olayın ardından sakinleşen van gogh tam bir yıl sonra tekrar halüsinasyonlar ve zehirlenme paranoyası şikayetleri sebebiyle hastaneye yatar.bu büyük ikinci krizin ardından üçüncü kriz yaşanır. bunun üzerine kardeşi
theo'nun tavsiyesini dinler ve saint-paul-de-mausole akıl hastanesine yatar. dr.theophile peyro onunla yakından ilgilenmiştir ve van gogh artık resim yaparken doktorunun takibi altında girmiştir. bu süre zarfında ünlü mercure de france dergisindeki bir yazıda van gogh hakkında ''dahi'' diye bahsedildi. yani bunca ruhsal rahatsızlığı olan bir adamın böyle muhteşem resimler çizmesini geçte olsa insanlar ayakta alkışlamaya başlamıştı!
hastanede kaldığı 70 gün boyunca 70 resim çizen van gogh'un iyileştiğini anlayan hastane takımı onu azat eder. hastaneden çıkar çıkmaz biricik kardeşi theo'nun yanına dinlemeye gider fakat bu kadar sakinlik hayra alamet değildi aslında!
27 temmuz 1980 yılında resim yapma bahanesiyle sessiz sakin tarlaya giden van gogh kendisine tabanca doğrultarak intihar eder. ağır yaralanan van gogh 29 temmuz'da hayata veda eder.


--- alıntı ---
''madem önümüz kış, bırakın beni, rahat rahat çalışayım, çalışmam bir delinin çalışması ise, eh ne yapayım, ne çıkar!
dayanılmaz sanrılar bitti ama, şimdilik yalnız kâbus var, aldığım fazla bromürdöpotassium'dan olacak o da...
ve bir daha söylüyorum, ya beni bir deli hücresine kapatın dosdoğru, belki yanılmıyorum diye karşı koymam, yahut ta bırakın var gücümle çalışayım, söylediğim tedbirleri de alın bir yandan.
deli değilsem, başlangıcından beri sana söz verdiğim resimleri sana göndereceğim. bu tablolar ister istemez dağılacak belki, ama sen birini görmekle bütünüyle ne yapmak istediğimi anlarsın, böylece umarım memnun olur, avunursun...
tutkulu,coşkulu,duygularina cabuk kapilan bir insanim ben.ufak tefek,ya da büyük delilikler,sacmaliklar yapabilecek bir tabiatim var; yaptiklarimdan az ya da cok pisman oluyorum daha sonra .kimi kez sabirla beklemek daha yerinde olacakken,aklima geleni aninda yapıyor ya da söylüyorum”
— (1989-theo'ya mektuplar)
--- alıntı ---
devamını gör...
üzerinden para kazanmak isteyen tüccarlar sayesinde adı şanı baya ileriye gitmiş sanatçı. hapcı olduğu dönemlerde kendisi bile "ben eserlerime param vermem" dedikten sonra kör ölmüş badem gözlü olmuş sendromu.

dünya da bu adamdan daha başarılı nice adam var lakin pazarlama denilen şey almayı düşünmediğin şeyi kafana yerleştirmek.
devamını gör...
kardeşine (teo'ya) bir mektubunda "fırçasız ve boyasız kalmakla aç kalmak arasında tercih yapmak zorunda kaldığım zaman ben hep aç kalmayı seçtim" diyen büyük ressam. bizlere dehanın mutlak çalışkanlığın ve azmin oğlu olduğunu bir kez daha hatırlatan üstat. sarı rengi fazla kullanmasının kendinde var olan bir hastalıktan kaynaklandığı söylentiler arasındadır. ancak van gogh, mısır tarlasını basan kargalar resminde, kendi içini saran, çepeçevre kuşatan buhranları çizmiştir...

van gogh, ölüme giderken yanında tuval ve boyalarını götürdüğü bildiklerimiz arasındadır. ölüme giden bir kimsenin yanında neden tuval ve boya götürdüğünü anlamak güç...

ancak belki aradığı şeyin resmini öldükten sonra yapabileceğini düşünen bir insan bunu yapabilir.. ne dersiniz?

fuzuli'de ah-ı mecnun, aşık veysel'de saz, yunus'ta şiir, van gogh'ta resim..

hep aynı arayışın ve fakat bulamayışın eseri değil mi?

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.