walter benjamin

yirmili yaşlarının sonunda hazırlayıp sunduğu bir doktora tezinin frankfurt okulu tarafından reddedilmesinin bu çocuk ruhlu yazar üzerinde kısmen de olsa bir etkisi olmuş mudur pek bilinmez ama sonradan ilgili konuma geldiği okul üyelerinin hepsinden belirgin bir şekilde ayrılır walter benjamin: kıvırcık saçlı, gözlerinden buğulu bir hüzün akan bu naif kişilik, gelin görün ki, diğer üyelerde mumla arayacağımız bir içtenlikle gerektiği yerde edebiyattan, aşktan, hayallerden, bol bol rüyalardan da dem vurmakta tereddüt etmemiştir. onun melankolisi başkadır; ancak belki bir romanın sayfalarından bize taşan türden..
devamını gör...
son dönemin yaşamış en büyük marksist ideologlarından bir tanesidir. her ne kadar karl marx'ı kendi okuma listesinin son sırasına bıraksa da, getirmiş olduğu eleştiriler marksist kuram açısından çok önemlidir.
devamını gör...
frankfurt liboşlarının kahramanı. olsun yine içlerindeki en mantıklısı ve vicdanlısı. o da sosyalizm gelecek armegeddon'un mesihi gibi bizi kurtaracak abi. çok düşündün mü bunun için deli cevat? evet öyle benjamin...
devamını gör...
hennry gurland, sınırı walter benjamin'le birlikte geçmiştir ve onun son saatlerini anlatır. üç kişidirler, ispanya'ya doğru yolculuk etmek için marsilya'dan yola çıkıp amerika'ya varmayı umarlar. lisa fittko' nun kendilerine rehberlik ettiği yolda, on iki saat sürecek olan tırmanma, herkes için korkunç bir çaba anlamına gelmektedir. bulundukları yol , kendilerine tamamen yabancıdır; zaman zaman dört ayak üzerinde tırmanmaları gerekir. benjamin, asla bırakmadığı küçük, siyah bir bavul tutmaktadır elinde. '' son elyazmam bunun içinde.biliyorsunuz , bu bavul benim için en önemli şey. onu kaybetmeyeceğim. ne pahasına olursa olsun. ne olursa olsun, elyazması kurtulmalı. bu benim şahsımdan bile önemli.''
akşamleyin, port-bou'ya varırlar ve giriş vizesi yerine geçecek olan damgalı kağıdı almak için jandarma karakoluna giderler. bir saat boyunca ağlayarak, yalvararak , hiçbir eksiği bulunmayan kağıtlarını gösterdikleri jandarmalara karşı koyarlar. ama hiçbirinin uyruğu yoktur ve birkaç gün önce ,bir kararname, uyruksuz kişilerin ispanya' ya girişini yasaklamıştır. geceyi, otelde geçirmelerine izin verilir ve ertesi sabah onlara fransız sınırına kadar eşlik etmeleri için üç polis görevlendirilir.benjamin için, fransa'ya geri dönmek, bir kampta gözaltında tutulmak anlamına gelmektedir.
sabah saat yediye doğru , henry gurland' ı çağırır. önceki akşam saat on civarında , büyük miktarda morfin aldığını söyler ve henry' den bu duruma bir hastalık süsü vermesini ister. ona ,adorno'ya vermesini isteyerek bir mektup bırakır ve sonra bilincini kaybeder. çağırılan doktor , yıldırım gibi çarpan bir beyin kanaması tespit eder. arkadaşı bir rahip getirir ve bir saat onunla birlikte dua eder. bu süre içerisinde ölüm belgesi düzenlenir ve beş yıl boyunca kalacağı mezarın satın alma işlemi tamamlanır.
walter benjamin ,1940 yılında, 26 ağustos'u 27'sine bağlayan gece, bir sınırda , dar bir yolda ölmüştür. onun için en değerli şey olan kitaplarından uzak bir halde. hannah birkaç ay sonra port -bou'ya geldiğinde, onun mezarını boşuna aramıştır. mezarı hiçbir yerde bulunamamıştır. resmi görevliler kuşkusuz parayı ceplerine indirmiş, cenazeyi'de bir yere atmışlardır.
uzun yıllar sonra, kasabada bulunan iki mezarlıktan birinde , etrafı özel bir ahşaptan yapılma bir duvarla çevrili , başında isminin kazınmış bir levha bulunan ''benjamin'in mezarı'' gösterilecektir ziyaretçilere -ve hala da gösterilmektedir. elimdeki fotoğraflar , benjamin'in mezarıyla ilgili sorularla çok sık karşılaşan bu mezarın, mezarlık bekçilerinin bahşiş alabilmek için hazırladıkları bir uydurmaca olduğunu kanıtlıyor.


(hayali ölümler'den)
devamını gör...
''uçmaya hazırdır kanatlarım
dönmek isterdim elbet geriye
çünkü o zaman canlı olarak bile kalsaydım
azalırdı şansım yine de."

pasajlar
devamını gör...
"söz düşünceyi fetheder, oysa yazı egemenliğine alır"

"bir aşkta çoğu insan ebedi yurdunu arar. ama başkaları, çok azı, ebedi yolculuğu. bu sonuncular aşkta toprak anayla temasa gelmekten korkan melankoliklerdir. sıla hasretini onlardan uzak tutacak kişiyi ararlar. o kişiye sadık kalırlar."

''kitaplar ve fahişeler sergilenirken sırtlarını çevirmeyi severler.''

devamını gör...
walter benedix schönflies benjamin, alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısı.

doğum: 15 temmuz 1892, berlin, almanya
ölüm: 26 eylül 1940, portbou, ispanya
kitaplar: son bakışta aşk: walter benjamin'den seçme yazılar, pasajlar
etkileyenler / etkilendikleri: theodor w. adorno, diğer
ebeveynleri: pauline schönflies, emil benjamin
kardeşleri: dora benjamin, georg benjamin

(bkz: the mysterious death of walter benjamin)
devamını gör...
türkçe'ye çevrilmiş eserleri; brecht'i anlamak, moskova günlüğü, tek yön, pasajlar ve parıltılar'dır. son bakışta aşk ise hem adını hem de, içeriğini sevdiğim seçme yazılarının toplandığı eserdir.
devamını gör...
frankfurt okulunun belki de tek ümitvar düşünürü. adorno, horkheimer ya da marcuse ün aksine kültür alanının devrime kapı açacağına inanmaktadır. mekanik olarak seri üretilen sanatın da insanların zihniyetinde devrim niteliğinde bir dönüşüm yaratacağını iddia etmiştir. brecht e özel bir ilgi duyar ve brecht in tiyatrosunun işe yarayacağına inanır. adorno ise beckett ın absürd tiyatrosuna arka çıkar.

benjamin aynı zamanda kabalaya da ilgi duyar. frankfurt okulunun kendisi gibi yahudi olan diğer mensuplarının aksine dini geleneğine sırtını dönmemiştir. son zamanlardaki popülerliğini ise postmodernizme borçludur.

son olarak adorno ve diğerleri gibi amerika ya kapağı atamamış, ispanya ya kaçmaya çalışırken, nazi birliklerince yakalanacağını anlayınca intihar etmiştir.
devamını gör...
walter benjamin 15 temmuz 1892'de berlin'de dünyaya geldi. benjamin; berlin, freiburg im breisgau, münih ve bern'de felsefe öğrenimi gördü. 1920'de berlin'e yerleşerek edebiyat eleştirmenliği ve çevirmenlik yapmaya başladı. 1928'de sunduğu ursprung des deutschen trauerspiels (alman tragedyasının kökenleri) adlı doktora tezi frankfurt üniversitesi'nde geri çevrilince zaten pek sıcak bakmadığı akademik kariyerden bütünüyle vazgeçti.

ernst bloch, theodor w. adorno ve bertolt brecht'in etkisiyle 1930'larda giderek marksizme yakınlaşan benjamin 1933'te almanya'yı terk ederek paris'e yerleşti. burada edebiyat dergilerine ve new york'ta adorno ve horkheimer tarafından yayımlanan sosyal araştırmalar dergisi'ne eleştiri ve denemeler yazdı. 1939 yılında, alman mülteciler tarafından yayımlanan bir dergide çıkan yazısı nedeniyle alman vatandaşlığından çıkarıldı. almanların fransa'yı işgal etmesi ve paris'teki evini gestapo'nun basması üzerine fransa'nın güneyindeki port-bou kentine kaçtı; burada polis tarafından gestapo'ya teslim edileceğini öğrenince , 26 eylül 1940'da intihar etti. bu ölümü bertold brecht 'hitler'in alman edebiyatına verdiği ilk ciddi kayıp olarak' yorumlamıştı.
devamını gör...
1892-1940 yılları arasında yaşamış olan alman düşünür. yirminci yüzyılın en önemli marksist estetikçilerinden ve kültür yorumcularından biri olarak görülen ve bir sosyal üretim formu olarak sanatın önemini farkeden ilk kişi olduğu düşünülen benjamin’in temel ve en ünlü eseri “mekanik röprodüksiyon çağında sanat eseri” adlı denemesidir.

sanatsal üretimin maddi boyut veya yönlerine dair analizi, benjamin’in çağdaş düşünceye en önemli katkısını oluşturur. yeni kültürel koşulların yeni sanat türlerini veya formlarını talep ettiği teziyle frankfurt okulu’nun görüşlerine çok yaklaşan benjamin adorno ve horkheimer tarafından kültürle ilgili analizlerinin yeterince diyalektik olmadığı gerekçesiyle eleştirilmiştir.

yöntemi içkin eleştiri, yani teorik ilkelerin, dışarıdan getirilmek yerine, incelenen eserden çıkartılması gerektiğini dile getiren yaklaşımı uygulayan benjamin’de gelenekle moderniteyi birbirine bağlayan şey yeniden üretim kavramıdır. ona göre, modern dünyada olup biten şey, edebã® veya sanatsal değerle ilgili algılarımızın değişmiş, yüksek sanatla aşağı sanat arasındaki ayırımımızın aşınmış olmasıdır.

politik, teolojik ve felsefi amaçlara hizmet eden sanatın bir sosyal üretim türü olarak görülmesi gerektiğini söyleyen benjamin, önemli olanın sanatın ait olduğu zamanın üretim ilişkileri açısından nerede durduğu değil, fakat bu ilişkiler içinde nerede durduğudur. ona göre, 20. yüzyılda sanat alanındaki en önemli gelişme ve problem, geleneğin çözülmesi ve buna bağlı olarak yok olup gitmesiyle birlikte, sanatın yepyeni biçim ve işlevler kazanmış olmasıdır. başka bir deyişle, mekanizasyon ve kitlesel üretimin kültür alanına da yayılışındaki ilerici potansiyeli gören benjamin, öncelikle kültürel eserlerin veya sanat yapıtlarının mekanik olarak çoğaltılabilirliğinin, yüksek kültürün eserlerinin büyülü, ve kutsal kalesini, onları ritüel ve gelenekten koparmak suretiyle, yok ettiğini öne sürer. o söz konusu gelişmeyi, şeylerin evrensel eşitliği düşüncesini benimseyen kitlelerin çağdaş yaşamda giderek artan önemleriyle birleştirir ve bunu potansiyel olarak ilerici. bir şey olarak değerlendirir.

diğer bir deyişle, teknolojik alandaki büyük gelişmenin, sanat ve kültür için yepyeni imkanlar sağladığını iddia eden benjamin, fotoğraf ve sinema benzeri sanatların kaydettiği gelişmenin, kitlelerin katılımına açık, onların yararına olan bir sanatı mümkün hale getirdiğini söyler. ona göre, sanatın mekanik olarak çoğaltılabilirliği, kitlelerin sanata karşı olan tutumlarını değiştirir. bir picasso tablosuna karşı takınılan genci tavır, bir chaplin filmine karşı ilerici bir tepkiye dönüşür.

sanatın toplum için olduğunda ısrar eden düşünür, ritüel ve propagandanın 1930’lar almanya’sındaki rolüne gönderme yaparak, sanatın özerkliği veya sanat için sanat üzerindeki ısrarın estetiğin faşizm tarafından politik hayata sokulmasıyla tamamlandığını öne sürer. bununla birlikte, benjamin’e göre, geleneğin ve geçmiş kültürün özgürleştirici yönlerini de unutmamak lazım gelir. nitekim, o bir yandan da, kapitalizmle birlikte yok olup giden geçmişin kurtarılmasını amaçlayan tarihsel maddeciliğin savunuculuğunu yapmaktan hiç geri durmamıştır.
devamını gör...
“ezilenlerin geleneği gösteriyor ki, içinde bulunduğumuz ‘olağanüstü hal’ istisna değil kuraldır.”
devamını gör...
frankfurt okulu diye bilinen grubun en enteresan adamı. özellikle teknoloji çağŸında sanatın yeniden üretilmesi başŸlıklı makalesi mutlaka okunmalı. bir de tarih üzerine tezleri. türkiye'de nedense pek bir sevilir. sayarız.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.