yağmur

1 /
Bulutların toplanıp hazırlandığı bir güneşli bir güneşsiz olduğu ve bu durumun uzun sürdüğü vakitlerde beklenmesi biraz rahatsızlık verici olan rahmet.
Havanın ve iklimin insan ruhuna etkisi midir nedir, muallakta kalmış halet-i ruhiye, bir beklenti durumu, bir gerginlik ortamı oluşturabiliyor.
Ya da dolmuş dolmuş da çağlayan gibi akmayı bekliyor bu beklentiden sıkılınmış bir his yumağı.
1 haftadır ankara'yı etkisi altına alan doğa olayı.
sanki haziranda değil de nisanda gibiyiz.
ayrıca bizim mahallenin altyapısı yapılıyordu.
2 gün önceki yağmurda inşaat halindeki hat yağmuru kaldıramamış yollar çökmüş. trafik felçti.
Işıl Işıl güneşle başlayan bir günde sürpriziyle çamura bulayabilen.

Krem keten pantolonla gömleği ve ceketi çektim bugün. Alta da saten ve hasır karışımı sivri burun sayılan arkası bantlı haki ayakkabılarımı giydim. Aheste aheste yürüyordum ki birden bastırdı. normalde ıslanmaya bayılırım ama agresifleşmem kötü şeylerin habercisiymiş işte.. Devamında Malum Kaldırım taşlarından birine bastım lap diye.. altındaki bütün çamur üzerime. Güzelim ayakkabılar gitti. paçaları söylemiyorum bile.

Sen yağma yağmur..
“Herkes de mutluyken sen bize yağma.
Yağma, bizi temizlemez senin suyun.
Sakla gülüşünü..”
Üzerimiz hep çamur.
Su ögesinden nerelere çıktım. Nerelere? Tee geldim nurullah genç'in; "Hz. Adem'den bugüne kadar. Peygamberler tarihi, İslam tarihi, Batı tarihi, Bizans, Roma, Orta çağ… Bütün bir kainat, bütün dünya… Bir muhasebe içerisinde o duvarlarla konuştum ve benim ufkuma hücum ettiler. Sonra mısralar dökülmeye başladı. “Var edenin adıyla insanlığa nur” diye başladı ve devam etti şiir..." dediği şiire geldim.

Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini,
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir,
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini,
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir,
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından,
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından
muazzam, muazzam. Nurullah Genç'i niye bu kadar seviyoruzun cevabı. çünkü o sevgiyi layıkına tevdi ediyor kelimelerle. genç' in bu şiirin üstüne çıkması beklenemezdi zaten ve çıkamadı da. onun şiir yolculuğu zirveden inişin öyküsü gibi. ama ne güzel bir zirvedir bu.
okuyunca yağmur damlalarının sesi duyulan tevfik fikret şiiri. (bkz: sembolizm)


Küçük, muttarid, muhteriz darbeler
Kafeslerde, ramlarda pür ihtizaz
Olur dem-be-dem nevha-ger, nağme-sâz
Kafeslerde, camlarda pür-ihtizâz
Küçük, muttarid, muhteriz darbeler...

Sokaklarda seyl-âbeler ağlaşır,
Ufuk yaklaşır, yaklaşır, yaklaşır;

Bulutlar karardıkça zerrâta bir
Ağır, muhtazır dalgalanmak gelir;

Bürür bir soğuk gölge etrafı hep,
Nümâyan olur gündüzün nısf-ı şeb.

Söner şimdi, manzûr olurken demin
Heyûlası karşımda bir âlemin

Açılmaz ne bir yüz, ne bir pencere;
Bakıldıkça vahşet çöker yerlere.

Geçer hoş sokaktan, hayâlet gibi,
Şitâbân ü pûşîdes-er bir sabî;
O dem leyl-i yâdımda, solgun, tebâh.
Sürür bir kadın bir ridâ-yı siyâh.

Saçaklarda kuşlar -Hazindir bu pek!-
Susarlar, uzaktan ulur bir köpek.

Öter gûş-i ruhumda boş bir enîn,
Boğuk bir tezâd-ı sükûn u tanîn:

Küçük, pür-heves, gevherîn katreler
Sokaklarda, damlarda pür-ihtizâz

Olur muttasıl nevha-ger, nağme-sâz;
Sokaklarda, damlarda pür-ihtizâz

Küçük, pür heves, gevherin katreler...