yalnızlık isteği

1 /
eskiden keyfime bağlı olduğunu düşündüğüm ama hakkında fikir değiştirdiğim durum. ben yalnızlık istemiyormuşum, ben insanlardan korkuyormuşum. yakınlıktan, bağlanmaktan, dostluktan, beraberlikten ürküyormuşum. bu bir zorundalıkmış, istek bile değilmiş aslında. kırılmayı göze alamamaktan gelen kaçınma haliymiş.
(bkz: Merdümgiriz)

Eşittir ben.
Hakkında paragraflar döşerim de, yazasım yok.

Ben sadece şunu anlamıyorum, hem buna müptela olup hem bir ortamdaki en komik insanla nasıl kendimi adeta yapıştırıyorum? Yalnızlığı sevip aynı zamanda muzip olabilmek öyle bilinmek çok tuhafıma gidiyor. Ağlayan Palyaço falan mıyım ben.
yalnızlıkta olmama isteğinden bahsedilebilir.
nasıl mı?
tam olarak şöyle anlatayım.
sevdiklerin, dostların ve özel olan kişilere anında ulaşabilme isteği, bazen keşke biri olsa da muhabbet iki hoş sohbet etsek düşüncesi bile gülümsetti, ütopik bir şey değil. sorun tam olarak şurada; hayat bazen öyle yalnız kalınca ve aslında yanında olmak istediklerinden ayrı tutabildiğinde yüreğe ağır geliyor, çekilmez bir hal alıyor, acı bir halete sokuyor. öyle işte, sanırım başlığı yine tersinden algıladım.
Yalnızlık isteğimin ihtiyaç olduğunu düşünürüm.

Talep etmekte çekinirim fakat bu isteğimin gerçekleşmesi için zaman kollar, fırsat oluştururum. Sonra gelsin çiçekler, böcekler, kuşlar, türküler... *gülücük*
yalnızlık isteğinin ana nedenlerinden birisi, insanların birbirlerini anlama çabasının kalmaması bir nevi anlayamayacağını kabullenmesi. kimse bir başkası ile uğraşmak istemiyor, tek tabanca yaşamak kısıtlı ekonomik kaynaklarla çok daha kabul edilebilir oluyor. yalnızlığa kendini itmek zamanla da yalnızlık isteği sanrısına dönüyor. gerçekten yalnızlığı istiyor muyuz, yoksa mecbur mu kalıyoruz ya mecbur mu bırakıyorlar belli değil.
çağın hastalığı haline dönüşmüştür. herkes bir başına yaşamayı seçmekle güya hayata meydan okuduğunu sanıyor. belki mutluluğu böyle bulduğunu sanyordur. memleketimizde dahi yalnız başına evde ölüsü bulundu haberi artık kanıksanmaya başladı.