yazarların evliliğe bakış açısı

1 /
sabır işi.
yaşamayan bilemez.
öncesinde diğer evli kişilerin uyarılarına aldırış etmeden, ciddiye almadan verilen karar.
sevdiğin kişiyle sürekli yan yana olma hayali ve kendi evinin olması hayali birleşince pespembe görünen her şeyin, kara bulutlara dönüşmesi ihtimali.
sonrasında, keşke evlenmek yerine arkadaşlarla ayrı eve çıksaydım dedirten kurum...
böyle içinizi sıkmış gibi oldum ama siz yine de evlenin.
ben herkes evlensin istiyorum, kimse benden daha mutlu olamaz....
hihihihi
Evlenmek güzel bir şeydir ama illa olması gereken bir şey de değil benim gözümde. genelde insanlar illa birini bulup evlenmek zorundaymış bu bir kuralmış gibi davranıyor.

Bir de boşanmak mevzusu var. Bizim toplum hoş karşılamasa da boşanmak da evlenmek kadar doğal. Çiftler birbirine katlanmak zorunda olduğunu hissettiği raddeye geldiğinde ayrılmalı. Aksi halde sevgisiz aile yapıları ve birbirini yıpratan, psikolojik olarak tüketen çiftler ortaya çıkıyor.

Ayrıca itiraf ediyorum aynı insanla 50-60 yıl yaşamak falan çok garip geliyor. Nasıl olabilir böyle bir şey ya.*
onu benimle hanım bilir siz nerden bilceksiniz ki.

ben evliliğin erken yapılması taraftarıyım. (hayat şartları farklı sonuçlar getiriyor işte.) evlenmeden önce özgürsün mantığını da anlamıyorum. gidilen yerler, yenilen yemekler, içilen kahveler, yapılan eylemler yanındaki kişi ile güzeldir.

tamam biri ile hayatın tamamını paylaşmak kolay bir karar değil. fakat birbirini çok seven kişilerde bile "evlilik korkusu" olmasına anlam veremiyorum. evliliğin getirdiği sorumluluklar zaten sorumluluk bilinci olan yetişkin bireyler için normaldir. insanlar zamanla büyür, eğer doğru düzgün yetişmişse sorumluğunu bilir.

ancak diğer taraftan evlilik ürkütücü elbette. çünkü aileler çok sıkıntı. herkes bir şekilde karışıyor, yorumluyor, gelinler arasında veya damatlar arasında rekabet oluyor. böyle aileler var. birbirini dolduranlar, kıskançlık yapanlar, sürekli laf sokanlar.
"bir kere evleniyoruz" düşüncesiyle istekler bitmiyor. sevdiğinle mi evleniyorsun yoksa düşmanınla mı evleniyorsun belli değil. en kıytırıktan sorunları bile büyüten aileler var. (rabbim herkesi korusun böylelerinden)

tabi tüm aileler böyle değil. geçtiğimiz yaz kuzenim evlendi. (kardeş gibi birlikte büyüdüğüm kuzenim.) teyzemler anlayışlıdır, erkek tarafı da iyi gibi. pandemiden dolayı kına iptal oldu, düğün 2 kez ertelendi, sonra başka yer tuttular, çok çok az davetli gelebildi. ama tüm bu olumsuzluklara rağmen kuzenim çok çok mutluydu ve aileler birbirini üzmedi.

bir de tabi evleneceğin insanın ilerde ne olacağını bilemiyorsun.
çok iyi tanıdığımı düşündüğüm biri vardı. nasıl olabildi bilmiyorum, meğer hiç tanımamışım. üzülmedim hatta iyi kurtulmuşum ama hayal ettiğim kişiyi kaybettiğime çok çok üzüldüm.
dünyanın bin bir türlü hali var fakat ben evlilik sözleşmesi yapmak zorunda olduğum biriyle evlenmek istemiyorum, gerçekten güvendiğim biriyle evlenmek istiyorum. (ki ben çok çabuk güvenirim biraz safım.)
bence evliliğin en temel kuralı sevgi, güven ve anlayıştır. 3 basit kural.
Düşünsene, önceleri yabancı olan biri ile aynı çatı altında yaşamaya başladığını. Huyunu alışkanlıklarını bilsen de zor. Bir de bildiğine kanaat getirdiği halde öyle çıkıp çıkmama şüphesiyle yaşayabilir insan.

Güzel bir evlilik süreci için, iki tarafın birbirine dürüst ve şefkatli olması, lazım. Aşk yahut sevgi zaten en temel şey. Lakin aşk denilen, eğer muhataplar tarafından saplantılı ve ahlâksız bir hâl alıyorsa o aşk değildir. Hevestir, nefistir. İki insan birbirine açık olmalı, üsluba tavra çok dikkat etmeli. itici, hafife alan, lakayt veya zor kullanan, empoze etmeye çalışan bir üslupla muamele edilirse ilişkiyi zedeler, yıpratır. Bağlar kopmaya ramak hâle gelebilir. Tartışma, fikir farklılıkları illaki olur. Ama onları dile getirirken de seviyeli olmalı. Bence argo ve küfürlü sözler, seviyesiz espriler de ilişkiyi zedeler. Maddiyat konusunda da bence ikisi de birbirinin hakkını gözetmeli. düğün ve öncesi için yapılan hazırlıkta gereksiz harcamalar, lüks marka düşkünlüğü de insanların birbirine olan muhabbetini saygısını düşürebilir. Orta şeritte gitmek, en doğrusu. Birbirlerine destek olmalı, hayatı paylaşmalı, yüklerini hafifletmeli ve tatlı bir şekilde yüzlerini güldürmeli, birbirlerini mutlu etmeli, güven ve sadakat duygusu ile hareket etmeli, saygı duymalı, yeri geldiğinde nefes aldırmalı ama sorumluluk bilincini taşıyarak. Huzur kaynağı olmalı.

Kişiler önce kendi karakterini, mizacını, meşrebini, huyunu iyi tanımalı. Sonrasında da birbirlerine evlilikten beklentilerini en net ve iyi bir şekilde ifade etmeli. Yoksa iki taraftan biri veya ikisi de sıkıntı çeker. Ona yahut onlara evlilik zulüm olur. Son olarak bence erkekler, kadını özel durumlar için zorlamamalı. Önce konuşmalı ve bir zaman kadının alışmasını beklemeli. Sakin ve sabırlı olmalı. Ne demiş büyükler;

Sabırla koruk helva olur.