359 başlık / 928 tanım
evlenmenin önündeki en büyük engel 4 ağustos 2020 lübnan patlaması türkiye'nin covid-19 günlüğü geleceğin mesleği imkanı olduğu halde giyimine dikkat etmeyen insan hayatımızdan yavaş yavaş çıkan şeyler evliliğin güzel yanları sözlük yazarlarının karalama defteri incircekirdegi 2020’de gerçekleşmesi muhtemel sıradaki felaket yapılmış en aptalca dalgınlık evlilik görüşmesinde helalinden kazanıyor musun diye soran kız evlilikte namaz şartı aranmalı mı sorusu yetişkinlerin yeni nesil çizgi filmlerden bir zevk almaması ateist olma şartları bilim ve sanat yapan tarikat top sakal recep tayyip erdoğan almaktan en çok hoşlanacağınız hediye eksi veren yazara küsmek dostoyevski suç ve ceza romanını türkiye'de yazsaydı olabilecekler güney koreli bir hanımla evlenmek futbol topunun testislere gelmesi çaydanlık takımı altının hiç kullanılmayan kapağı drama köprüsü işsizim diyenler iş beğenmiyor dolar 1 lira olunca alınacak şeyler mülk Allah'ındır imam nikahı hayaller ne işe yarar dünyaitiraf.com bir delinin karalama defteri evin içinden gelen çıtırtı sesleri anadoludaki ermeni hazineleri yoldan geçen arabalara saldıran köpekler kadın ve erkeğin alışveriş mantığı firavun asla birlikte olamayacağın birini çok özlemek plank mağdur edebiyatı çocukların art arda sonsuz kere neden sorusu sorabildiği dönem yaz aylarında çırak olarak çalışan çocuklar muharrem ince kepek sorunu hiç tanımadığın birini özlemek ekstrem doğa olaylarını telefonuyla kaydeden yurdum insanı deprem

fahrettin fahrenheit

meraba, ben apolitik değilim. hiçbir zaman olmadım. politik olmak taraf tutmak değildir. belki de partici olmamak, yanlışları taraf tutmadan "aman ülke batmasin" demeden değerlendirmek en onurlu ve en sabit politik duruştur. verdiği oy sayesinde hamd olsun rızkımı rahat yiyebildiğim kişiler keşke bana masal anlatacağına kendilerine çeki düzen verselerdi. bir diger nokta ise, ben benden öncekinin hatalarini ortaya koymazsam, yeni bir yol peşinde koşmazsam, gelişme imkansız olacaktır.
tayyip erbakancı olsaydı, şu anda benden minnet bekleyen bir oy veren de olamazdın. ben rahat değilim, bana göre rahat olan geniştir. değiştirmeyen geniştir. bu genişliğe rağmen nedense haklıya hakkını teslim etmek onlara birkaç beden büyük gelir.
hadi selametle.
devamını gör...

koton

birkaç gün önce tecrübesiz bir satış temsilcisiyle beni yüz göz eden giyim markası.
alışveriş yaparken elimdeki parçayı tutturdu alıyor musunuz evet diyorum alıyorum. tek beden kalmış iade yollayacağım diyor.
alacağım diyorum. emin misiniz diye ısrarla yamacıma geliyor bedenine bakıyor. tek beden kalmış diyor.
iade yollayacaksan depodan getirt. gidip müşterinin kucağındakini çekiştirmek nedir ?

kızım ben seni yolarım. paç çooozzz.
devamını gör...

hazreti ebubekir

sıddıktır, cömerttir. Allah için kendisini çok seviyorum.

kendisine neden sıddık dendiğini bu günlerde yeniden hatırlamak gerekir.

--- alıntı ---

varlık nûru, kâinâtın sürûru efendimiz, isrâ ve mîrâc hâdisesini kureyş müşriklerine haber vereceği zaman:

“–ey cebrâîl, kavmim beni tasdîk etmez!” dedi.

cebrâîl -aleyhisselâm-:

“–ebû bekir sen’i tasdîk eder. o sıddîktır.” dedi. (ibn-i sa’d, ı, 215)

müşrikler, mîrâc hâdisesini duyduklarında, derhâl yalanlamaya koyuldular. ortalığa bir dedikodu velvelesi hâkim oldu. bunu fırsat bilerek, mü’minleri de bu yolda vesveselerle îmanlarından caydırmak istediler. hattâ hazret-i ebû bekr’e bile gittiler. ancak o, hazret-i peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e olan dâsitânî bir îman sadâ­katinin şevki içinde:

“–o ne söylüyorsa doğrudur! çünkü o’nun yalan söylemesine imkân ve ihtimal yoktur! ben, o’nun her getirdiğine peşinen inanırım…” dedi.

müşrikler:

“−sen o’nu tasdîk ediyor, bir gecede beytü’l-makdis’e gidip geldiğine inanıyor musun?” dediler.

hazret-i ebû bekir -radıyallâhu anh-:

“−evet! bunda şaşılacak ne var? vallâhi o bana, gece veya gündüzün herhangi bir vaktinde kendisine allâh’tan haber geldiğini söylüyor da ben yine o’nu tasdîk ediyorum.” dedi.

daha sonra ebû bekir -radıyallâhu anh-, o sırada kâbe’de bulunan peygamber efendimiz’in yanına gitti. olanları bizzat o’nun mübârek fem-i saâdetinden dinledi ve:

“–sadakte (doğru söyledin), yâ rasûlallâh!..” dedi.

allâh rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de, o’nun bu tasdîkinden gâyet memnûn kalarak cihânı aydınlatan tebessümüyle hazret-i ebû bekr’e:

“–yâ ebâ bekr, sen «sıddîk»sın!..” buyurdu. (ibn-i hişâm, ıı, 5)

o günden sonra ebû bekir -radıyallâhu anh- “sıddîk” lâkabıyla meşhur oldu.

ashâb-ı kirâm hazarâtı da ebû bekir -radıyallâhu anh- gibi allâh rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i tasdîk ettiler.

--- alıntı ---
devamını gör...

dünya sözlük

başlatmış oldukları sözlüğe yazar kazandırma çağrısı sonucunda yine yeniden suistimal edilecek sözlük.
bir kere sistem basştan kopuk, burada yeni yazar sayısı çok az fakat sözlükten atılmış ve bir daha geri gelmesi istenmeyen yazar potansiyeli çok daha fazla. sen onu yolluyorsun, çünkü sözlük huzurunu bozuyor. daha sonra farklı bir nickle onu geri alıyorsun. bu sefer elindekini de kaybediyorsun.
öncelik olarak bunun önüne geçilmeli. yazar kabul noktasında herkesi almak değil seçici davranılmalı. 1000 tane bomboş yazan yazar olacagına 100 tane nitelikli yazarın olsun. klişeye girdim ama doğrusu bu.
bir de şöyle bir önerim var. sözlüğü tek bir kalıba sokmayalım, yani sadece tek görüş, tek düşünce, tek bir çizgi üzerinde yürüyen insanları yogunlukta tutmak yerine, bunun tam tersi adamları da sözlüğe çekebilcek çalışmalar olsun. her şeye de "ya arkadaş sözlüğün görüşü budur! var git yoluna..." dersen kaybedersin.
bunu yönetici yapmıyor olsa da yazarların çoğu yapıyor. çünkü babalarının sözlüğü. çünkü kendisi buraların %70 ini parsellemiş.
yani, bilemiyorum.

ekleme: burası insanların gelip tanıdıklarıyla sohbet edip, içini döküp gideceği bir yer olmaktan çıksın bir de.
devamını gör...