Hiç başlık bulunamadı :(

eşli aile ortamında ilk fırsatta eşini gömmek

muadilleri var olan başlık yaluğuz buradaki fark ilk fırsat. bakın çok enteresan. evli eşler eşli arkadaşlarıyla aynı ortamda toplanıyorlar. dakika bir gol bir hoop hemen birisi diğerine laf sokuyor. ortam buz gibi geriliyor. yapmayın abicim biraz ortam ısınsın, daha bismillah gecenin başında olmaz.
konu zaten eşlerin kusurlarına gelecek. şakayla karışık laflar sokulacak. ortamdaki herkes bu konuya dahil olup kendi eşine giydirecek ama en başında olmaz.
biraz sabır. bu kadar tez canlı olmayın.
devamını gör...

kayın pedere gece romantik yayın yapan radyo dj yi sesiyle konuşmak

tevellüdü yetenler hatırlar. gece yayın yaparken sesini gizemleştirip romantik sözler söylemeye çalışan, en olmadı şarkının sözlerini efsunlu tonla tekrarlayarak gizemi ver eden radyo dj'lerinden çok çekti bu topraklar. hala da varlar. direniyorlar zamana. Allah belalarını vermesin.

yıllardır her ziyaretimde kayın pedere o ses tonuyla konuşmak isterim fakat yapamam. deli işi muhakkak. yine de istiyor insan.

- sizin işler nasıl damat ?
+ iş mi ? hıh...üç günlük dünyanın çetrefilli koşuşturmacası mı sorduğun ?
- nasıl ?
+ anlayamaman benim kabahatim, kaç kere alıp karşıma konuştum ki seni umarsızca, (daha da gizemli ) kır düşmüş şakaklarını biteviye görmezden gelen yine ben değil miydim ?
- selamün kavlen, hanım kalk bi su getir iyi değil oğlan,
+ su ? su hee ? hıh... zannediyor musun birkaç damla serinlik suhulet verecek yorgun ruhumun kimyasına..
devamını gör...

insanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı

jean jacques rousseau'ya ait eser.

rousseau'ya göre bu mülkiyettir. hatta daha temelde, "düşünce" ve "irade"dir. çünkü bunlar insanı "hayvandan aşağı" kılmıştır ona göre; halbuki başlangıçta, "konuşma" ve "gelişme" ihtiyacını doğuran şartlar meydana gelmeden önce, "yalnız" ve "sahipsiz" yaşadığı doğada ne kadar özgür ve mutluydu; bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip "bu benim!" diyen ilk insan başlatmıştı "aydınlanma" denen bu soysuzlaşma sürecini. aile, kabile, toplum ve devlet... yozlaşma böyle büyümüştü rousseau'ya göre.

rousseau'nun bu eseri, toplum sözleşmesi (bkz: social contract) çalışmasına temel teşkil eder. onun için, aydınlanmacı düşünürlerin kapıldığı sosyal ilerleme vehmini bir "ideal"e bağlamanın, insanı doğaya döndürmek mümkün değilse bile onun hayatında "doğal hukuk"u hakim kılmanın vaktidir artık. zaten aydınlanma düşünürleri, en ziyade insanın özgürlük ve mutluluğuna etki eden özel veya genel unsurlardan sanat ve siyaset meseleleri üzerine yoğunlaşma ihtiyacı hissetmişlerdir. sosyal kurumlara ve meselelere disiplin halinde yönelmeseler de toplum ve devlet görüşlerini, "eğitim" ve "mülkiyet" başlıkları kapsamında, "ütopya" üslubu ve "deneme" türünde eserlerle ortaya koymuşlardır. bu çaba, açıkça insanı anlamak içindir ve rousseau, insanın bozulmamış, saf tabiatına güvenen, "ilk ve aslî günah" miti üzerine bina edilmiş hıristiyan teolojisinin büyük pay sahibi olduğu genel kanının aksine onda "iyi bir öz arayan" bir düşünürdür.

hippias'ı çağrıştırır biraz; ikinci dünya savaşı'ndan sonra batı'da türeyen hippi neslinin "doğanın bilgeliği"ne dair felsefesini yarım yamalak benimsediği filozof, hippias. sofistlerden veya sokrat'ın talebelerindendi yanlış hatırlamıyorsam. ona göre de "doğaya dönmelidir insan"; orada balta girmemiş bir "nizam" vardır, "hakikat" ve "hikmet", saf ve her daim yeni olan tabiattadır. insan ona bırakmalıdır kendini, hakikati yakalamak, ona yetişmek için. rousseau'nun eğitim ve medeniyet üzerine düşünceleri hatırlandığında, sözünü ettiğim benzerlik de anlaşılacaktır. rousseau da kendisinden sonrakileri etkilemiştir bu eserle. marx ve engels'in mülkiyet temelinde işlenen "ilkel toplum" görüşüne olan etkisi bir yana, belli belirsiz de olsa, endüstri devrimi sonrası birçok düşünürün rahatsızlık belirtilerini haber vermiştir. misal, thoreau'yu ele alın; onun "sivil itaatsizlik" tezi, her ne kadar bir demokrasi eleştirisi olarak okunmasa da, rousseau'nun "genel irade" tezine kaynaklık eden bu eseriyle birlikte düşünüldüğünde, aydınlanmanın başı ve sonu arasında batı insanının medeniyet serüveni boyunca hangi nostaljik ve ütopik çalkalanışlara sürüklendiği görülebilir.

rousseau, baskı ve kötülüğün farkındadır. en çok bunların üzerine gitmiştir. bunların insanın aslî tabiatından kaynaklanmadığını iddia etmiştir. "itiraflarım" adlı eserinde kendi çocukluğunu anlatırken, nasıl hırsızlığa itildiğinden bahseder. hatta, ironik bir ifadeyle, onu bu davranışa mecbur bırakanlar kadar paraya değer vermediği için iyi bir hırsız olmadığını söyler. dikkat edin, ona göre "çocukluk" insanlık tarihinin başlangıcına işaret eden, insanlığın "ilkel" halidir; ve insanlık tarihi, insanın "düşüş"ünün tarihidir. bu ifadeyi (düşüş) bilhassa kullanıyorum; zira bu düşünce, belki bütün insanlığın şuuraltında bir "arketip" gibi mevcuttur ve bize hiç de yabancı değildir. rousseau'ya göre bu düşüşün öncesinde, insan için neredeyse bir "cennet" hayatı söz konusudur. hayvanî de olsa, "irade"nin müdahalesine kapalı, temel ihtiyaçlar içinde insiyakî dürtülerce sevk edilen bir türdür insan o devrede. ne olduysa "dil" ile, "toplum" ile olmuş; insan gittikçe yozlaşmıştır.

kısacası, rousseau, toplum malumu'nun fert malumu'nu determine etmesine karşı, ferdin saf ve hakikî yanını aramış, onda el değmemiş bir özün bulunduğunu iddia etmiştir. insanî hakikattir aradığı; "hakikat-i ferdiyye'dir... o ise peşine düştüğü bu hakikati açıklayamadığı gibi, çözümü tektip iradelerin bileşimini ifade eden "genel irade" tezinde bulmuştur. bu, ferde iradesini teslim etmek görüntüsünde, "sürü psikolojisi"nin temsilî iradesinden başka bir şey değildir. (bkz: demokrasi)

edit: şunu da böyle şuraya... ( #5464241 )

edit 2: bir de bu var ama zaten okumayacaksınız, belki ilerde okunur, dursun... ( #5716176 )
devamını gör...

fetö

bu örgüte mensup olduğunu beyan eden veya aşikar eden herhangi biri şu ana kadar sözlükte yok. geçmişte ciddi şüpheler barındıran veya mensubiyetini dile getirenlere gerekli uzaklaştırmalar verildi. fetöcü olduğuna dair ispat bulunan, hakkında kanıt gösterilebilen veya bu örgütü öven bir ifade kullanan kim varsa doğrudan bana iletildiği takdirde gerekli uzaklaştırma yapılacaktır. bunlar olmadığı halde birileri hakkında yapılan itham, ortaya atılan iddia, öyleymiş gibi değerlendirmeler ise nasıl ki hukukumuzda karşılık bulamıyorsa burada da bulamaz zira kimsenin hakkına girme lüksümüz yoktur. şunu da belirtmek gerekiyor ki hükümet eleştirisi kimseyi fetöcü yapmaz, erdoğan aleyhinde hakaret veya küfür veya iftira olmayan tespitler de kimseyi fetöcü yapmaz.
ekşi sözlük'te hiç tanımadıkları insanların sırf sahip çıktıkları görüşten veya inançtan ötürü anasına bacısına hatta peygamberine küfretmesine aldırış etmeyen müptezellerin, burada aynı ahlak ve edep değerleri taşıdığı kardeşlerinin minik yorumlarından terörist devşirmeye çalıştığını da gördük. aleni bir durumda görmezden gelecek değiliz, terör propagandasına ses çıkarmayacak da değiliz. herkes iddiasını ispat ile yükümlüdür ve gösterdikleri bu kapsamdaki her tanım veya başlık silinecektir, şüphe yok!
milyonlarca kişinin galiz biçimde küfrettiği, ahlaksızlığı telkin ettiği, terörü övdüğü twitter'da facebook'ta süt dökmüş kedi gibi takılanlar sahip çıkmadıkları şu samimi platforma pislik atmaya kalkmasın. buranın var olma amacı yazarlarıdır, varlığını sürdürecek olanlar da yazarlardır, burada ticaret değil dava sürdürülmektedir.
sizlere ''abi, abla, birader, bacı'' çekenlere lütfen dikkat ediniz!
adını, vasfını, mesleğini, yurdunu bilmediklerinize dikkat ediniz!
kırkınızın kuyruğunu birbirine bağlayıp gülenlere dikkat ediniz!
devamını gör...

allah yaratanların en güzelidir

imdi;

arapça'da, bizim türkçe'ye yaratma olarak çevirdiğimiz birçok kelime var. ayette geçen (خلق) kelimesinin şekil verme, yapma, üretme anlamı da var ve insanlar için de kullanılıyor.

bu ayette, insanların ve diğer mahlukatın yapması ve üretmesi ile Allah'ın yaratması arasındaki fark ortaya konuluyor ve deniyor ki "allah'ın yaratması başkalarının yaratmasına benzemez. o en mükemmel bir şekilde, zahmetsiz, hammaddesiz, örneksiz yaratır."

yaratanların en güzeli ifadesinde cümleye takdir edilmesi gereken (خلقا) masdarı var. ism-i tafdil olan 'en güzel' ifadesinin devamı. yani Allah'ın zatı değil, yaratmasının güzelliği ve mükemmelliğidir kıyaslanan.
devamını gör...

ayla

zaten kapı gıcırdarsa ağlarım öyle değildi sanırım o ama olsun ağlarım yani, ama şu an kör olma mertebesine yaklaştım sanırım o kadar ağlamanın göz yakması normal, bu kişisel veriler...
gelelim filme; sahneler oskara aday olacak kadar kaliteli.. cast bile güzel film bitince 10 dk.daha otur izle. kötü kadın müzeyyen hiç süleyman astsubaya kız olarak yakışmış mı? Allah aşkına habisss neyse sonuç izlenmeli...gerçek hikayelerin her zaman nabzı daha yüksek. birebir yaşananı yaşatmışlar helal olsun..
devamını gör...

münir özkul

kızı güner özkul'un açıklaması ; , "uzun bir süreçti. defalarca asılsız haberlerle bugüne hazırlanmış olduk.

rahmetliyle ilgili rasim öztekin'in bir anısı ; Yıllar önce rahmetli adile naşit vefat ettiğinde, Münir abi, rahmetli erol günaydın abi ve ben cenazeden çıktık, bir taksiye atladık, oyuna yetişiyoruz... münir abi "ben böyle bir kalabalık görmedim" deyince şoför döndü ve çok saftirik ve pervasızca "münir abi bu da bir şey mi? sen öl bak ne biçim kalabalık olacak cenazen" dedi.

cenazesi pazar veya pazartesi teşvikiye camii'nden kalkacakmış, hadi bakalım.

Allah rahmet eylesin mahmut hoca.
devamını gör...

iyi parti'nin oy oranı yüzde 20 buçuk

şimdilik muhtemelen en gerçekçi kısmı ''buçuk'' olan orandır.
daha ortada düzgün bir kadro yok? ortaya çıkış iddiası yok? parti tüzüğü alelacele yazılmış, sistem belirsiz? vaatler yok, kaynak yok, garantör yok. vakit yaklaştıkça üç buçuk attıklarını aşikar ediyorlar böyle amatör çıkışlarla.
velhasıl, iyi parti'nin şu anki oy potansiyeli hakkında en makul tahmin yüzde altı-yedi civarıdır ki algı kasmanın manası yok daha anadolu'da bu partiden haberi bile olmayan milyonlar dururken.
devamını gör...