Hiç başlık bulunamadı :(

15 günlük tatil için 36 ay vadeli kredi çekmek

-her gün kirlenmediği halde değiştirilen çarşaflar
-yiyemeyeceği yemeğin kat be kat alınan parası
-herkesin girdiği ve muhtemelen bir kaç kere kullanılacak havuz
-gece geç saate kadar dışarıda yürüme öğlene kadar uyuma
-dört duvar arasında boğulup yine dört duvar arasında huzur arama
-şöyle üstün körü gezilen ve her şeye dahil olmayan geziler
...
...
...
günümüzün tatil anlayışı işte tam olarak bu. buna da o para değer biçiliyor. eee bir şeyler yapılıyor ve birileri tüketmeli. neden bu sen olmayasın ey kapitalist?
devamını gör...

cemaat kadrolaşmasının boyutu

1970lerden itibaren başladığı iddia ediliyor. 2003-2011 arasında da soruları vermeye kadar götürmüşler işi. yani bırakın kadrolaşmayı devlet kadroları fethullahçı olmayanların giremeyeceği bir hale gelmiş.

hatta öyle bir boyuta ulaşmış ki kendilerini darbe ile başa gelebileceklerine inanmışlar. ben bu kadar aptal olduklarına ihtimal vermiyorum yine de. aslında söz aldıkları, ittifak kurdukları daha bir sürü insan vardı, o yüzden daha büyük çaplı bir girişim düşünüyorlardı. bazıları mabad korkusundan caydı bunları yarı yolda bıraktı. bir kısmıda son dakika da çark edip deşifre olmadı. bakın olaylar olduğu gece 2.ordu komutanı adem huduti televizyonlara darbe karşıtıyız gibi bir açıklama yaptı. ama ilgililer yakalanınca onun da işin içinde olduğu anlaşıldı. aynı şekilde akın öztürk darbeci diye tutuklandı, sonra darbe karşıtı diye bırakıldı. bakın hulusi paşa'dan bahsediliyor ?

(bkz: hulusi akar da işin içinde)
devamını gör...

emile zola yı kadın sananlar kulübü

başkanı olmak istediğim kulüp...

tek rakibim olarak ta kürk mantolu madonna kitabında madonna'nın olduğunu sanan hanımefendi...

tabi mersin güneydoğu nun incisidir diyen kemal kılıçdaroğlu'da aday olabilir..seçilme şansını birde burda deneyebilir bence...

ekleme: haritada almanya'yı zor bulan merkel hanımefendide aday olabilir...yabancılara karşı açığız, yeter ki dinimizi yaşamamıza engel olmaya çalışmasınlar.

aday olmak isteyenler veya aday göstermek isteyenler, fikirlerini yazsınlar çekinmeden...

kendisiyle derdi olmayanın kimseyle derdi olmaz mottosuyla yaşıyoruz hayatımızı...
devamını gör...

sözlüğe geri dönüş için eski yazarlarla irtibata geçmek

yönetici ve moderatörlerin hatta gerekirse monarkın yapmasını tavsiye ettiğim olaydır. bayadır dikkatimi çekiyor. sadaret kethüdası isimli yazarın eski tanımlarına sürekli denk geliyorum. Adam sözlüğe çok şey katmış ve mükemmel bir yazar gibi gördüm kendisini. Yahut yolcu 819, seyir defteri vs. ben bu yazarların hiçbirini tanımıyorum ancak nereye elimi atsam karşıma çıkıyorlar. bu isimler gibi bir iki yazar daha var gerek bilgisiyle gerek kalitesiyle gerekse tecrübesiyle sözlüğe işlerlik kazandıracağını düşündüğüm. gerçi herkesin vardır üzerinde mutabık kaldığı, kalitesinden şüphe edilmeyecek ancak sırra kadem basmış yazarlar.

mevcut yazarlarımızın her biri ayrı ayrı değerlidir, her birinin kendine has üslubu vardır ancak bu arkadaşların da tekrardan sözlüğe kazandırılmasının dünya sözlük'e çok şey katacağını düşünüyorum. bu yazarların illa ki mail adresleri vardır. bir şekilde irtibata geçilip "gönlüm hep seni arıyor neredesin sen?" denilebilir. ha işleri güçleri vardır, zamanları yoktur vs o ayrı mesele tabi. yine de en azından çıtlatılabilir. tabi yönetici ve moderatörler diyebilir; "kimsenin peşinden koşamayız. giden gitti kalan sağlar bizimdir" ona da hak veririm. ben sadece ortaya atayım dedim.
devamını gör...

kadının kaburga kemiğinden yaratılması

musevi kaynaklarında geçen bir hadise. maalesef bir çok müslümanın belleğinde kur an'da geçiyor, hadislerde var diye yerleşmiş. belki bana öyle denk geldi ama gözlemlediğim ve beni en çok şaşırtan da: anti-semitizmi neredeyse islami hassasiyetlerin bile önüne geçmiş olanlar arasında daha yaygın olması. yani somutlaştırmak gerekirse yahudi karşıtı eylemleri kaçırmayan, islam medeniyetlerinin geri kalmasını, osmanlı'nın yıkılmasını filan dönüp dolaşıp yahudilere bağlayan, bunların karşısında islami bir refleks gösterdiğini zanneden nispeten radikal kardeşimizin, aslında islamda var diye inandığı şeylerin yahudi inanışlarına dayandığının farkında olmaması.

mesela aynı şekilde ashab-ı kehf'in 7 kişi olduğu zannı. bugün kendini dindar olarak tanımlayanlar üzerinde bir sosyal araştırma yapsak herhalde ashab-ı kehf'in kaç kişi olduğu sorusuna alacağımız cevabın ekseriyetle 7 olması bizi şaşırtmaz. hatta öyle ki dilimize yedi uyurlar olarak geçmiş bazı yörelerde. ancak bu mevzuda 7 rakamı yine musevi kaynaklı bir inanış. oysa kehf suresi 22. ayet bizzat bu konuda ashab-ı kehf 'in sayısı hakkında tahmin yürütmememiz gerektiğini öğütler.

"ashab-ı kehf'in sayılarında ihtilaf edenlerden bazıları: onlar, üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. diğer bazıları da "onlar, beş kişidir, altıncıları köpekleridir " diyecekler. her ikisi de bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (kimileri de:) "onlar, yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir" derler. de ki: "onların sayılarını rabbim daha iyi bilir." onları ancak pek azı bilir, bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dışında bir münakaşaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye de bir şey sorma"

bir başka konu meslea kadınların özel dönemlerinde necis sayılması...

bunun gibi islam da karşılığı olmayan fakat halkımız arasında sanki dinimizde varmış gibi yerleşmiş israiliyat kaynaklı pek çok hadise var.
devamını gör...

hollanda ya teşekkür etmemiz lazım

ne yani bütün bu rezillikler (koskoca ülkenin rezil olması) oy için mi dedirtecek açıklama. aferin hollanda'ya evet oylarını az çok garantiledi bu mu yani.

ulan bir çenenizi tutun. kılıçdaroğlu saçma sapan konuşuyor ama sizin de bir farkınız yok ondan.

neyse hele bu kadar rezillikten sonra herhangi bir yaptırım uygulamadan olaylar hiç olmamış gibi davranın referandumdan sonra o zaman asıl rezillik çıkacak ve bütün bunların seçim tezgahı olduğu kafada netleşecek.

bir seçim için ülkeyi rezil edecek kadar alçakça bir tezgah olduğuna inanmak istemiyoruz sonuçta.
devamını gör...

yazarların bulunduğu en marjinal ortam

yurt içi, yurtdışı bir çok yerde, en havalısından ,en leşine bir sürü ortamda bulundum ama en marjinali sanırım askeriyeydi...

uyuşturucu torbacılığından cezası olan eleman ile hakimlik sınavlarına hazırlanan avukatın aynı ranzada, dünya turu yapmış boğaziçi fizik mezunu ile, köyünden ilk kez çıkmış türkçe bilmeyen adam aynı ranzada, trakyada yağ fabrikası olan adamın oğluyla, o yağ fabrikasında vardiyacı olarak çalışan eleman aynı ranzada yatabiliyor. daha ilginci ise bunlar hep birlikte penceresi olmayan basık bir bodrumda, dream tv'de son ses açık serdar ortaç şarkıları dinleyip, klipte oynayan dansçı kızlar hakkında birbirlerine "ağa çook güzel hatun yaa" diye muhabbet ediyorlar. siz ulen acaba bana bakan var mı diye utana sıkıla göğsünüzden, dizlerinize kadar inen peştemal gibi havluya sarınmış banyo koridorunda ilerlerken, aniden önünüzden baya çarşı boyunda volta atar gibi rahat ilerleyen tangalı bir abi(!) geçiverir.

iki gün önce tuvalette bileklerini keserek intihar eden çocuğun görüntüsü gözünüzün önünden gitmemişken, sabah traş olmaya gittiğinizde kitli bulduğunuz lavaboları açmasını söylediğiniz tuvalet bekçisi; "açmam abi, sonra içeride intihar ediyorsunuz komutan benim çarşımı kitliyor" aymazlığında olabiliyor.

dışarıda bonzai satarken korkan adamın, içeride nasıl olsa polis yok, arama yok rahatlığıyla dışarıda kazandığımın üç katını kazanıyorum, müşteride aramıyorum burada müşteri beni buluyor diyerek askerliğini uzatmanın ticari kariyeri açısından faydalı olacağına karar verdiğine de şahit olursunuz.

ve daha niceleri...
devamını gör...