625 başlık / 1437 tanım
söz vermek öyle bir başlık açmak ki tanıma gerek kalmaması mevlana celaleddin-i rumi kafanda kurduğun kadar güzel kalması için bir insanı tanımaktan korkmak elden kayınca yılan dansı yapan duş başlığı akhal teke kültür ne değildir sadece gbkz ler ile tanım yazmak tahammül edilemeyen tipler zorla faizin içine çekilmek yeni evli adam göbeği renkli gözlü köy çocuklarının beklediği fotoğrafçılar komşusunu çıplak kadınlarla montajlayıp tüm mahalleye dağıtan adam Allahitanimak.com kahve fincanı azgın azınlık çocuk sahibi olmak isteyip evlenmek istememek fazla bilgi göz mü çıkarır golyat böceği leyla'ya mecnun gözüyle bakmak hep aynı şeylerden bahsetmek fazla tekrar sözün tesirini azaltır 22 temmuz 2019 271 milyon sahte dolar baskını moda ukdelerle yaşıyorum fiat likrezil kazanda külot kaynatmak nefes eğitmeni liyakat bu zorlu süreçten güçlenerek çıkacaksınız diyen psikolog gerçek islamı o piti piti yaparak bulmak zatı tali atatürk 'ün bedelli askerleriyiz bayan olan ortamda şekillere giren ekek vatandaşa kamu harcamalarına erişim imkanı verilmesi milena'ya mektuplar açık büfede yemek için meze için salata için ekmek için çorba için tatlı için meyve için ayrı tabak yoğurt ile bal yemek antep fıstığı ankara havasına oynarken şarkıya da eşlik etmek çok sevmem ama kadınların her ortamı güzelleştirdiği gerçeği beyin sözlüğe girmeyi yasaklaması beyaz kundura giymek dünya ilan merdi kıpti şecaatini arz ederken sirkatin söyler giydikçe açılır söylenenlere kulak asmamak ben fero

bir telefona bir maaşını vermek

ülkemizdeki gösteriş merakının sonucudur. bırakın asgari ücretliyi üniversite öğrencilerinin elinde gezer bu telefonlar. önce sen bir kendi maaşını al bakalım. ne yazik ki telefonlar günümüzde sosyal statü göstergesidir. bir de baba parası yiyenler var. tabi onlara göre çok normal bir durum bir maaşlık telefon kullanmaları. ama sonra telefon modeli düşük olanları pis fakir diye yaftalayanlar da bu kesimdir.
devamını gör...

öğrencilere dağıtılan sütü çalıp yoğurt yapan öğretmenler

söz konusu başlıkta yazan sırf mizah amaçlı yazılmış olsaydı güzel olurdu lakin olay tamamen gerçek.

adana'da bir ilköğretim okulunda öğrenciler için dağıtılan sütlerin, müdür ve yardımcıları için yoğurt yapıldığı ortaya çıktı.

merkez sarıçam ilçesi'ndeki bir okulda çocukları okuyan bazı veliler, iddiaya göre çocuklarına ücretsiz verilen okul sütünün dağıtılmadığını fark etti. veliler yaptıkları araştırmada günlük dağıtımı yapılması gereken sütlerin koliler halinde öğretmenler odasına götürülerek, hizmetliler tarafından okul müdürü ve yardımcılarına yoğurt ve sütlaç yapıldığını öğrendi.

"kalan sütler değerlendiriliyor"

okul müdürü, suçlamaları kabul etmeyerek soruşturmanın devam ettiğini söyledi. coşkun, yoğurtların öğrencilerin içmediği sütlerden yapıldığını, kalan sütlerin hizmetliler tarafından sınıflarda alınıp değerlendirildiğini söyledi. adana il milli eğitim müdürlüğü tarafından başlatılan soruşturmanın devam ettiği belirtildi.


http://www.ensonhaber.com/o...





devamını gör...

paralelci yazar paranoyası

ülke gündeminde olduğu gibi sözlüğün de uzun zamandır yaşadığı en büyük paranoya diyebilirim. yaklaşık 3 yıldır burada yazarım. ne zaman bir çıkmaza girildiğinde ya da siyasi olarak geri vitese takıldığında yenilginin hıncı burada paralelci denilen yazarlardan çıkarıldı. kimi zaman cemaatçilerle uzaktan yakından alakası olmamasına rağmen sırf hükümete muhalif olduğu için afaroz edilip, sözlükten gönderilen yazarlar oldu. hükümete ya da devletin bazı görüşlerine aykırı fikirler ifade ettiği için vatan haini ilan edilmek sıradan hale geldi. recep tayyip erdoğan'ı eleştirdiğiniz zaman hoca sevici olarak etiketleniyorsunuz.

bugün yaşanan siyasi gelişmeleri gene paralelci yazarlara bağlayan bir çok yazar gördüm ama sözlükte yazan paralelci yazar yok ki! kime bu atar? hyy 30 gün ceza aldı, muhayyer gene cezalı. muhalif olan paul atriedes ve alperen abilerin ya da subzero'nun paralelciler ile ilişkisi dahi yok. ama muhalifler ya kesin paralelcidir bu adamlar.

herşeyi ve herkesi geçtim. bu sözlük franz fiodor kafkayevski gibi temel direğini, bu saçma sapan yaftalamalar ve muhabbetler yüzünden kaybetti. en son konuştuğumda bir daha dönmem. bana iyi gelmiyor orası demişti. o yokken ben napıyorum burada diye düşünüyorum.

yani demem odur ki; siz birbirinizi yiyorsunuz ve bunun suçunu sözlükte olmayan paralelci yazarlara atıyorsunuz. önce bi dönün kendinize bakın.

not: ismini zikrettiğim yazarların, aramdaki samimiyete binaen beni mazur görmelerini arzu ediyorum.
devamını gör...

insanın neresi ağrıyorsa canı oradadır

bu bir atasözü müdür bilmiyorum ama ne kadar doğru olduğunu defalarca tecrübe ettiğim sözdür.

dişim ağrıdığın da "allah bu diş ağrısının belasını versin" diyorum. başım ağrıdığın da ise "keşke dişim ağrısaydı, karanfil çiğneyip hafifletirdim" diyorum. bir gün oluyo böbreklerim ağrıyo "kainattaki en pis ağrı bu heralde canımı alsalar daha iyiydi" diyorum ancak şu anda yaşadığım ağrı kesinlikle dünyanın en şiddetli ağrısı. Allah kimseye tırnak batması yaşatmasın.
devamını gör...

tgrlbb

yav gel artık iste. sözlükte ağırlığını koy.

tulaaaaaaaaaaaay tülay tülay tülay nolur dön tulaaaaaaaaaaay. seni çok seviyoooooooz.

baba yazar. yazar gibi yazar.
devamını gör...

dünyaitiraf.com

budama ve temizlik mevsimi olarak değerlendirdiğim şubat ayı z raporu ;

eski bir tanıdıktan kalma ; insanı pasifleştirip teslimiyete iten, beklentiye sokup gerçekleşmediğinde moral bozmaktan başka hiç bir halta yaramayan zararlı bir alışkanlığı bıraktım,

3-5 güzel , hikmetli söz duyar, güzel insanlarla tanışırız diye başladığım ancak artık bana bir katkı sağlamadığını gördüğüm haftalık sohbetleri bıraktım,

hem spor hem eğlence olsun , meslektaşlarla kaynaşalım diyerek başladığım ama artık angarya haline gelip keyif vermeyen halı saha maçlarını bıraktım,

önceleri iyi gelen ama özellikle son döneminde ekstra sıkıntı ve strese sebep olan modluğu bıraktım,

yarenlikten vazgeçip hasım olmaya karar veren arkadaşlarla , kendimi kötü hissetmeme sebep olan arkadaşları geride bıraktım , 3 maymunu oynayıp kulağının üstüne yatan arkadaşlarla ilişkilerimi de ‘’sen de artık herkes gibisin ’’ seviyesine indirdim.

mart hep zor geçerdi zaten ama bu sene hem mart hem sonrası daha da zor geçecek . epey temizlik yapmış yüklerimizden kurtulmuşuz , yanisi yer açmışız hayatın getireceği yeni şeylere. şimdi ne diyoruz; gönder gelsin bakalım hayat, menüde ne varmış bizim için bundan sonra.

eklemedir koca konak : birkaç gündür bunları düşünüyorum, 1-2 gündür de toparlayıp yazayım bi yerlere diyordum; artık ondan mı oldu başka şeylerden mi bugün her detayını hatırladığım 2 ayrı rüya gördüm , ikisi de birbirinden güzel zaten de , gene de bi kurcaladım neti neye işaret edermiş deyu, orda da iyi şeyler yazıyor. hazırız bekliyoruz efendim .
devamını gör...

mırra

arapça'daki acı anlamına gelen murra kelimesinden türeyen acı kahve çeşidi.

ceylanpınar'da bir aşiret reisinin koca arazideki evlerinin yanında bir misafirhane vardı. 3 katlı misafirhanenin salonuna geçtik ikramlar vs. adamların misafirperverliği vs. adamları hayranlıkla izleyip* ayak uydurmaya çalışırken o geldi! yoğun kokusu odayı doldurdu. hanımlardan biri elindeki 3 tane fincanla mırradan ikram etmeye başladı. e bizim sürü 45 kişi mırra fincanı 3 tane. içen veriyor tekrar doldurup başkası aynı fincandan içiyor. burda işler böyle dendi biz de ele hoştur deyip anlık kafein vuruşunun tadını çıkardık. umarım üşendiklerinden yapmamışlardır sözlük.
devamını gör...

insanın kendine gülmesi

kendinin en rezil hallerini bildiğinden, en ağır ahmaklıklarına şahit olduğundan sık sık yaptığıdır. sen git "birinden uzaklaşmak istemiyorsanız ona yaklaşmazsınız, bu çok basit bir kuraldır ve daha az acı duymanızı sağlar" falan diye zırvala sonra nerede olduğunu adın gibi bildiğin çukura tekrar tekrar düş. çok komik gerçekten.*
devamını gör...

nazım hikmet ran

hadi nazım hikmet gecesi yapak.hehe.

tanim:

sabaha karşı mıydı bilmiyorum
yoksa akşamüstü müydü
belkide gece yarısı
bilmiyorum
girdi odama pencereler
perdeli perdesiz
ben basma perdeleri severim
ama tül perdeler de vardı
kara ustorlar da
ustorları çekip çekip bırakıyordum
bir daha inmez oldu kimisi
kimisi bir daha çıkamadı yukarı
ve camları kırık pencereler
elimi kestim
kimi camsızdı büsbütün
camsız pencereler içime dokunur
camsız gözlükler gibi

pencereler
yağmur yağıyordu camlarınıza
kızıl saçları kederli uzun
ben alt dudağımda cıgaram
türkü söylüyordum içimden
yağmur sesini kendi sesimden çok severim

pencereler
beşinci katta güneşli boşluğunuzda bir deniz
bir deniz mavi yüzük taşından
serçe parmağıma geçirdim usulcacık
üç kere öptüm ağlayarak
öpüp alnıma koydum üç kere

pencereler
çıktım kırmızı velenseli yataktan
çocuk burnumu dayadım terli camına pencerenin
oda sıcaktı ve genç anamın kokusu vardı odada
dışarda kar yağıyordu
ben kızamık çıkarıyordum

pencereler
sabaha karşı mıydı bilmiyorum
belki de gece yarısı
bilmiyorum
odamın içindeydi yıldızlar
ve gece kelebekleri gibi
çırpınıyorlardı camlarınızda
ben onlara dokunmaktan çekinerek
açtım sizi pencereler
salıverdim yıldızları geceye
aydınlık sınırsız hür geceye
yapma ayların geçtiği geceye

kurtlar duruyor ayın altında
hasta aç kurtlar
kurtlar duruyor önünde pencerenin
kadife perdeleri kapasam da sımsıkı
ordadırlar bilirim
gözetliyorlar beni

pencereler
düştüm bir pencereden
bir güzele bakarken
dünya halime güldü
güzel dönüp bakmadı
belki farkında değildi

pencereler
pencereler
kırk evin penceresi odama girdi
ben oturdum birinin içine
sarkıttım ayaklarımı bulutlara
bahtiyarım
diyebilirdim belki
devamını gör...