(Tematik)

franz fiodor kafkayevski ile sözlük röportajı

--- alıntı ---

hangi işle meşgulsünüz? işinizi seviyor musunuz? sevmiyorsanız, hangi işi yapmak isterdiniz? neden?

--- alıntı ---
(bkz: seçkin)

* elektrik-elektronik mühendisiyim. enerji (hidroelektrik) işiyle uğraşıyorum. işimi seviyorum. hatta enteresan bir şekilde okuldayken sevip sevmeyeceğime dair ciddi şüphe hatta endişelerim vardı ama öyle olmadı. hatta okulu bırakıp sosyal bilimler okumayı bile düşünmüştüm ama iyi ki yapmamışım...
devamını gör...

15 temmuz u bir milat haline dönüştüremezsek yazıklar olsun bize

rte nin sözleridir..

rte nin tarihi sayılabilecek konuşmalarından..

(bkz: 29 temmuz 2016 recep tayyip erdoğan konuşması)

cumhurbaşkanı erdoğan beştepe kongre kültür merkezi açılışında ve şehitleri anma programında konuştu. işte erdoğan'ın konuşmasından satır başları:
15 temmuz gecesi 170'i sivil, 62'si polis ve 5'i asker olmak üzere 237 şehit verdik. bugün, saat 19.00 itibariyle yaralı sayımız 2191. şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına, milletimize başsağlığı diliyorum.
bizim dinimizde şehitlik, peygamberlikten sonra en yüksek makam.
arif nihat asya diyor ya, "şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için rüzgar bekliyor." bu ülkede şehitler tepesi boş kalmadı, kalmıyor.

"bunu ancak kafir yapar"
bizim şehitlerimizin yattıkları toprak, tuttukları bayrak, yüreklerindeki iman, dillerindeki kelime-i şahadet belli, peki onları şehit edenlerin neyi belli? sadece ihanetleri, şehitlerimizin hiçbiri bizim için meçhul değil. bilakis onların her biri milletimizin malumudur ve ebediyen malumu olarak kalacaktır. şehitlerimizin aziz hatıralarını yaşatmak üzere boğaziçi köprüsü'nün adını 15 temmuz şehitler köprüsü, kızılay meydanı'nın adını da 15 temmuz demokrasi meydanı olarak değiştirdik.
şehit yakınlarımıza terörle mücadele kanunu'ndaki tüm hakları aynen tanıyoruz. ülkesi ve milleti için canını ortaya koyan bu kardeşlerimizin emanetlerine sahip çıkmak namus borcumuzdur.
devletin sağlayacağı imkanların yanında milletimiz de kampanyalar yapıyor. şu anda aile ve sosyal politikalar bakanlığı'mız biliyorsunuz kampanyasını başlattı.
aynı gece, çok büyük bir bölümü ankara ve istanbul'da olmak üzere bu alçaklar saldırılarını yaptılar. uçakla bombaladılar. yetmedi, hemen arkasından, camiimizin önünü bombaladılar ve orada 5 şehit verdik.
bunu ancak kafir yapar. bunu ben müslümanım, ben türküm diyen biri yapabilir mi? bunların bu milletle alakası yok. bunlar benim askerimin, polisimin içine nasıl sızmış, devlet kurumlarımızın içine nasıl sızmış? birileri bize akıl veriyor batı'dan, geçmiş olsun. ama ardından bir şey daha söylüyor, "bu açığa alınanlar sebebiyle endişeliyiz" diyorlar. siz işinize bakın. işinize bakın. benim ülkemde darbe olacak ve benim ülkemde 237 şehidim, 2191 yaralım olacak, bir tane kalkıp taziyede bulunacak ardından 9 nasihat vereceksin. o aklı kendinde sakla.

"kula kul olmadık, olmayacağız"
bir terör eyleminde 5-10 kişi öldüğü zaman dünyayı ayağa kaldırıyorsunuz. burada, türkiye cumhuriyeti devleti gibi, demokratik parlamenter sisteme sahip çıkmış, yüzde 52 ile seçilmiş bir cumhurbaşkanı var, bunlara karşı bir darbe yapılıyor, siz bu hükümetin yanında yer alacağınıza, darbecilerin yanında yer alıyorsunuz.
ne ab'den, ne avrupa konseyi'nden kalkıp buraya taziye için gelen bir kişi yok. utanmadan sıkılmadan kalkıp bu tür şeyleri söyleme zilletinde bulunuyorlar. sonra da "erdoğan çok asabi" diyorlar. kardeşlerim, az önce bir şey söylediniz, unutmayın, biz sadece ve sadece rükuda Allah'ın huzurunda eğiliriz.
biz kula kul olmadık, olmayacağız. onu fetö'cüler düşünsün, onlar kula kul. "o bize şah damarından yakın" diyorlar, zavalıllar, cahiller, şah damarından yakın olan bize sadece Allah'ımızdır. başka yok. ve biz Allah'ımıza kulluk ederiz.
merhamet etmeyene merhamet olunmaz. benim gözümde 15 temmuz gecesi sokağa dökülerek ülkesine, milletine, istiklaline ve istikbaline sahip çıkan her bir kardeşim gazidir. parlamentomuzun o gece anında açılması sayın başkanımızın orada grubuyla bir araya gelmesi bana o anda şunu hatırlattı: yeniden bir istiklal mücadelesini yaşıyoruz ve istikbal mücadelesini veriyoruz.
biz ne mutlu ne kutlu bir milletiz. dünyada sizin emsaliniz yok, sizin eşiniz yok. şehitlerimiz, gazilerimiz ve canları pahasına tankların, bombaların karşısına dikilen tüm vatandaşlarımız yazdıkları destanla yeni bir dönem başlatmışlardır.
ben hanım kardeşlerimi, nine hatunlarımızı kutluyorum. tankların karşısına dikilip şehit olan hanım kardeşlerimi, dik durup yılmayan hanım kardeşlerimi kutluyorum. tankın altında şehit olma azmiyle olup ama şehit olmayan fakat o yiğitliği gösteren gencimizi kutluyorum. tank paletlerinin altına girenleri kutluyorum. şehit olanları kutlamak haddime mi? onu rabb'im kutlamış. sevgili peygamberim kutlamış. o sevgili peygamberimize komşu oluyor. ben şehitlerimizi kıskanıyorum.

"40 yıllık sinsi hazırlık 20 saatte yerle yeksan edildi"
15 temmuz gecesi ülkemizin her köşesinde, sokakta her siyasi görüşten insanlarımız vardı. o geceden beri türkiye gerektiğinde tüm farklılıkların üzerine çıkma iradesine sahip olduğunu herkese gösterdi.
objektiflere yansıyan manzaraların her biri türkiye'nin diz çökmesini bekleyenlerin kafasına birer balyoz gibi indi. bir süredir ülkemize farklı niyetlerle bakanlar sandı ki, pkk'sından daeş'ine kadar dünyanın en eli kanlı terör örgütlerini üzerlerine salarsak bu ülkeyi sindirebiliriz. sandılar ki fetö mensubu teröristleri sokağa çıkardığımızda bu milleti teslim alabiliriz. halbuki rabb'im ne diyor, "allah tuzak kuranların en hayırlısıdır."
15 temmuz gecesi millet olarak Allah'ın izniyle bize tuzak kuranların tuzaklarını başlarına geçirdik. tüm türkiye bir ve beraber olarak 40 yıllık hazırlığı, birikimi, sinsi hesabı 20 saate kalmadan yerle yeksan etti.
fetö'nün mazisi 40 yıl. 40 yıldır bunlar işte bugüne ulaşmak için çalıştılar. şimdi hesap tersine döndü. ama iş bitti mi, bitmedi. yapacağımız daha çok şey var. hep söylüyorum, bunlar kanser virüsü gibi. vücudu metastaz yaptı. şimdi bu virüs kazınıyor. bu tamamen kazınarak temizlenmesi, vücudun bundan arınması lazım. on binlerce kim varsa temizleyeceğiz.
ne demek neden? çünkü bunlara bu ülke kalacak olursa, ne yapacakları ortada. benim tertemiz insanıma o verdiğimiz vergilerle, aldığımız uçaklarla bomba yağdıranların bu ülkenin kurumlarında kalması mümkün değil. bunları temizlememiz lazım.

"darbe girişimi toplumu ele geçirmeyi hedefliyordu"
15 temmuz darbe girişimi, sadece hükümeti devirmeyi değil aynı zamanda toplumu da ele geçirmeyi hedefliyordu. şayet başarılı olsaydı, istisnasız herkes için 16 temmuz'da bambaşka bir hayat başlayacaktı. iradesini pensilvanya'daki çete başına teslim etmeyen kimse bu ülkede hayatını sürdürme imkanına sahip olmayacaktı. milletimiz işte bu tehdidi gördüğü için darbe girişimine karşı çıktı, devletinin ve yöneticilerinin yanında yer aldı.
günlük siyasi çekişmelerin ötesinde bu uyanış, bütünleşmeyi beraberinde getirdi. hamdolsun, milletimiz söz konusu vatan olduğunda diğer her şeyi teferruat haline getiren bir iradeyi ortaya koydu.
ak parti, chp ve mhp genel başkanları 25 temmuz'da bir araya gelerek hem darbe girişimi karşısındaki duruşlarını teyit etmişler hem de önümüzdeki döneme ilişkin güçlü mesajlar vermişlerdir. genel başkanlarımıza bir kez daha teşekkürlerimi ifade ediyorum.
15 temmuz darbe girişimini destekleyen tek bir genel başkanımızın olmaması, geleceğimize güvenle bakma konusunda ümit veriyor. benim gözümde 15 temmuz gecesi, çanakkale'de sergilediğimiz birliğin günümüzdeki tezahürüdür.
bugün, türkiye'nin yolu 15 temmuz sabahı olduğundan daha açık, daha aydınlık, daha berraktır. son 3 yılda yaşadığımız pek çok olayın şifresi 15 temmuz'da çözülmüş, takke düşmüş kel görünmüştür. geldiğimiz noktada, eskiden şunu dedik, bunu söyledik demenin anlamı ve gereği yoktur.

"şahsıma yapılan her türlü hakareti bir kereye mahsus affediyorum"
15 temmuz'u bir milat haline dönüştüremezsek yazıklar olsun bize.
bir milat olarak, bu vesileyle, şu ana kadar şahsıma her türlü saygısızlığı, hakareti yapanları bir kereye mahsus olarak davalarımı çekiyorum ve affediyorum. asıl bu imkanı doğru değerlendiremezsek, millet bizim yakamıza yapışma hakkına sahip olur diye düşünüyorum
.
toplumun tüm kesimlerinin ülkemizin önündeki hassas duruma uygun davranacağını düşünüyorum. darbecilerden hesap sorarken elbette intikam değil adalet peşinde olacağız. bununla birlikte fetö, pkk, daeş gibi tüm terör örgütlerinin başını ezmekte de en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz. düşman tek değil, düşman çok.
"ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın. gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın." böyle gideceğiz, durmayacağız.
polis teşkilatımızın, emniyet teşkilatımızın, aynen o takımın dışındaki polislerimizle, tüm o korucularımızla birlikte bölücü terör örgütüne karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. bu milletin refahına kast etmeye kimsenin hakkı yok.
türkiye bir hukuk devletidir. darbe girişimi sürecinde hukuktan en küçük bir taviz vermedik. hayata geçirdiğimiz her uygulama anayasaya uygundur.

"idam milletimizin talebidir"
yaşanan olağanüstü dönemden kaynaklanan hatalar olursa, onlar için de hukuk yolu açıktır. ama adaleti tesis etmek de boynumuzun borcudur. herkes "idam" diyor. burası demokratik parlamenter sistemle yönetilen bir hukuk devleti. burada hükümetin yapacağı şey, bu talebi alıp parlamentoya taşımaktır. parlamento tartışır, verilen karara herkes uyar.
yaralı kardeşim reçeteyi açıkladı, eğer bu konuda hükümetimiz sıkıntıya düşmeyecekse, parlamento idamın dışında verilebilecek en ağır ceza neyse onun kararını alsın dedi. o zaten var ama diğeri de milletimizin talebidir, bu talep de parlamentoya gelir, müzakere edilir, adım atılır.
bugün dünyanın büyük çoğunluğunda bu var mı var, türkiye'de de tartışılır. milletimizin 15 temmuz gecesi sergilediği birliğe uygun şekilde hedeflerimizi sürekli büyüterek yolumuza devam edeceğiz.

"dünyanın her yerinde oynanan oyunları bozacağız"
sadece fetö ile değil, diğerleriyle olan mücadelemizi daha güçlü şekilde sürdüreceğiz. suriye'de, ırak'ta, libya'da oynanan oyunu da bozacağız. dünyanın her yerinde oynanan oyunları bozacağız.
bunların hiçbiri ülkemizde yaşananlardan bağımsız değildir, hepsi aynı senaryonun farklı sahnelerinden ibarettir. dünyanın farklı bölgelerindeki pek çok şehirde 100 milyonlarca insanın kalbi, 15 temmuz gecesi bizim için atıyordu.
bu millet, dünyada farklı bir yere oturdu. her yerden size selamlar, dualar var. bu insanlar türkiye'deki mücadelenin kendi istikbal ve istiklal mücadelesi olduğunu biliyor. teröristleri üzerimize salanlar kendilerini dev aynasında görebilir ama bu milletin arkasında çok daha büyük bir güç var; mazlumların duası.
aynen istiklal marşı'nda olduğu gibi, biz hakk'ın vaad ettiği günlerin yakın olduğuna inanıyoruz.

"milletimizin geleceğinden endişe duymayanlar dostumuz değildir"
15 temmuz darbe girişimi sonrasında, dünyada zaten bildiğimiz pek çok tavra şahit olduk. pek çok devletin, devlet yetkilisinin tavrı demokrasi adına bir utanç belgesidir. vatandaşlarımızın asker elbisesi giymiş teröristlerin silahlarıyla vurulması maalesef bunların dikkatini çekmedi. buna karşılık darbecilerle çok yakından alakadar oldular. ohal kararı onları birden çok endişelendirdi. benzer şeyler abd'de fransa'da almanya'da yok mu, var. ama hiçbirinde bizim gibi bir darbe girişimi yok. alçakça katledilen 237 vatandaşımıza başsağlığı dilemeyenler, darbecilerin kötü muamele görme ihtimali karşısında teyakkuza geçmişler. açık konuşuyorum, darbecilerin akıbetinden endişe ettikleri kadar milletimizin geleceğinden endilşe duymayan hiçbir ülke bizim dostumuz değildir, bunu böyle bilsinler.
bu ülkelerle diplomatik ilişkilerimiz devam edecektir, ama kalbimizde yeri asla yoktur. 15 temmuz'da yaşadığımız olayın bir işgal hamlesi olduğunu elbette biliyoruz. bugün bir komutanımız öyle dedi, "akıncı meydanı'nı mürted olarak çevirelim" dedi. kendi devletine, kendi ordusuna ihanet edenlerin, timur'un tarafına geçenler sebebiyle oraya bu ad konmuş: dönekler. işte şimdi de dönekler.
isterdim ki, demokrasiden, demokratik parlamenter sistemlerden bahsedenler önce bizim parlamento binamızı gezsinler. ama gelmediler. bunların içinde darbe girişiminde bulunanları önce niçin şahsımı öldürmedikleri için eleştirerek niyetlerini açık edenler oldu. bu kadar ileri gidenler oldu. bizim derdimiz o değil ki, biz kefenimizi giyerek yola çıktık zaten.
şehitlerimizi kıskanıyorum dedim, o makam herkese layık olmaz. batılı ülke liderlerinin yaşadıklarımız için üzüntülerini belirtmekten ziyade endişe ifade etmeleri gerçekten ibret verici. darbe girişimine rağmen ülkemizi eleştirerek samimiyetsizliklerini ortaya koyuyorlar. avusturya'da almanya'da miting yapmak isteyen çifte vatandaşlara müsaade etmiyorlar. evlerde türk bayrağı asmalarını yasaklayacak kadar, bunlar bu şekilde demokratlar. şaşırdık mı? hayır. üzüldük mü? evet.

"ne yapacaksak kendimiz için yapacağız"
insanız, her şeye rağmen, birazcık empati beklemekten kendimizi alıkoyamıyoruz. 3 milyon mülteci ülkemizde var mı, var. dünyadan bize destek var mı, yok. biz şu anda stk'lar ve milli bütçemizden yaptığımız yatırımlar neredeyse 20 milyar doları aştı. dünya elini uzatacak diye atmadık bu adımları. dedik ki bizim medeniyetimizde ensarlık farklı bir şey. muhacilere göğsümüzü açtık. ne yapacaksak kendimiz için yapacağız.
kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz lazım, diyorum. dışarıya bağımlı olan değil, dışarıya veren durumuna gelmek mecburiyetindeyiz. ekonomide ve savunma sanayiinde belli bir düzeye gelmemiş olsaydık, ne terör örgütü eylemlerinin ne de darbe girişiminin altından kalkabilirdik.

"bu türkiye onları ürkütüyor"
bu türkiye onları ürkütüyor. her şeyi ile dışa bağımlı türkiye olsaydı, mücadeleyi başından kaybetmiştik. şu an ideal seviyede olmayabiliriz ama en azından kritik dönemlerde kendi ayaklarımızın üzerinde duracak güce sahibiz. 2023 hedefine ulaşacağız. ne yaparlarsa yapsınlar, hangi tuzakları kurarlarsa kursunlar, Allah'ın izniyle 2023 hedeflerimize ulaşacağız.
biz görmeyeceğiz ama torunlarımız inşallah görecek; 2053 ve 2071 vizyonunu hayata geçirmeleri için gereken zemini hazırlamış olacağız. ''

devamını gör...

bir kere o eli indir

koş http://ensonhaber.com da akpartiyi eleştiriyorlar, yetiş, sen olmazsan bir eksikler diye haber vererek başımdan def etmek istediğim yazar.

t: yazdığım her entry'ye maydanoz olduğu yetmiyor gibi özelden de ulaşan yazar.
paragraflarda (daha 2 paragraf yazdığına denk gelmedim) kullandığı en uzun cümle kalıpları: yargılanacaksınız, hesabını soracaz, hainsiniz, siz varya yandınız olm cehennem sizi bekliyor,
az muhasebeden kafasını kaldırınca hemen buraya dalıyor, doğal tabi onca rakamdan sonra beyin dayanmıyor, devreler yanıyor bir yerden sonra. pencereyi aç az havalansın.
devamını gör...

yan dünya yok ol kavrul

anlatacaklarım bugün yaşadığım bir olaydır.

diyanetin bayan kuran kurslarından birinde hafızlık çalışan çok zeki bir kız var. maddi durumları biraz sıkıntılı. duyduk ki, kız akşam ezberini rahat yapsın diye ailesi hep beraber yorganın altına girip ses çıkarmadan kızın ezber yapmasını sağlıyorlarmış, üşemesin diyede hep birlikte öylece yorgan altında oturuyorlarmış...

kız çoğu çağırdılar, kızım size bir elektrikli soba alalım böyle zor olur dediler.
kız istemediğini belirtti. kızım böyle şeylerin utancı olmaz dediler. kız mahçup bir şekilde hocam elektrikli soba çok elektrik yakar biz onu ödeyemeyiz dedi...

işte o an, yan dünya dedim, yok ol kavrul...

sağıma baktım soluma baktım yutkundum. biri sordu hayırdır abi neye arıyorsun...

hazreti ömer'in adaletini dedim. o an gerçekten onu aradım...
devamını gör...

yeğen

çok masrafsız varlıklar. seversin, sıkılırsan anasına banasına havale eder kaçarsın. * ama bu yeğen erkekse ve anaya babaya kötü gelen huyları varsa doğrudan amca'ya olmadı dayı'ya çekmiş denir işin kolayına kaçılır.

Allah bağışlasın bir tane var böyle başımda. çocuğun bütün ters huyları babası ve annesince bana benzetilir. lan daha ilkokul 2. sınıfa giden bebeden ne bekliyorsunuz siz? keyfi çatar kapıya bakar, canı sıkılır elinde tablet hiç oralı olmaz. çocuk olmuş mu diye düşünen yok. bütün sorun amcasına çekmesi. inşallah ömrünün geri kalanında dişe dokunur işlere imza atar da anasına babasına aynı ben diye hava atarım.
devamını gör...

boğaziçili öğrencilerin cumhurbaşkanına cevabı

bence de tartışmasız bir şekilde cumhurbaşkanını haklı çıkaran cevaptır.

erdoğan: boğaziçi akademik olarak istenen seviyede değil
boğaziçili süüpır smart gençler: biz atatürk çocuğuyuz bi kere onu biliyo musun sen
erdoğan: dünya üniversiteleri arasında hakettiği yerde değil. bunu yapması için milli değerlerden kopmamalı vs.
boğaziçili süüpır smart gençler: biz geziyiz onu da bil. gezide biz vardık bi kere. okula da anca biz yokken gelebilirsin taam mı?

yani şimdi bu mudur cevap? Allah aşkına nasıl bir akıl tutulmasıdır bu?

muhalif olmayın demiyorum. çıkıp boğaziçi üniversitesinin istenen başarıyı elde edememesinde hükümetin yanlış icraatlarından bahsetseniz ya? yök garabetinden. üniversite yöneticileri siyaset ilişkisinden falan. üniversitelerin başarılı olmasında yerlilik kadar bağımsızlık ve finansman gücünün gerektiğinden ve bu konuda hükümetin yetersiz kalışından.

geziiii diye demagoji yapmak daha kolay tabi.
devamını gör...

cehalet ve yoksulluk bir araya gelince ortaya akp iktidarı çıkıyor

cumhuriyet gazetesi yazarı orhan bursalı'nın tespiti.

"yaşamını günlük nafakasını çıkarma ve ailesinin en temel ihtiyaçlarını karşılayabilme çabası içindeki büyük bir çoğunluktan sağlıklı bir siyasi hikâye çıkartamazsınız. akp bu yoksulluğu, eğer son oy oranına bakarak bir değerlendirme yapacak olursak, başarıyla yönetiyor!
bu ciddi bir sorun, yoksulluk şüphesiz ki cehalet üretiyor, var olan cehaleti daim kılıyor. cehalet ile yoksulluk birleşince ortaya akp iktidarı çıkıyor. iktidarın politikası daha çok çocuk, daha yoksul kitleler, daha büyük cehalet ve iktidarın sürmesi."


bunlar bu kafayla sittin sene iktidar olamazlar. he anam akp'nin tek nedeni cehalet ve yoksulluk.

haber
devamını gör...