dünya sözlük yazarlarının başından geçen komik olaylar

yine üniversite yıllarım. istanbul büyükşehir bursu ha yattı ha yatacak günlerden pazartesi falan. babam telefon açtı ve para yatırayım mı falan dedi. bende okuyan 2 kardeşim daha olduğundan gerek yok falan onlara yatır bana burs yatacak yarın dedim. günlerden salı oldu burs yatmadı. cepte 2 tl falan var onla okulda sağlam bir öğlen yemeği yedim. masadaki ekmek sepetinden tüm ekmekleri yemiştim. akşamda bedava yurt fişi ile yarım ekmek arası peynir falan aldım yedim. çarşamba oldu burs yine yatmamış. yurt fişine ekmek aldım dolapta adanalı arkadaşın getirdiği salça vardı 1 ekmeğin arasına sürdüm öyle karnımı doyurdum. musluktan suları içiyoruz tabi ki. bu arada musluk suyu o kadar da kötü değilmiş.
perşembe dediler burs yatmış. belediyeye gittim 2 km sıra var sıra gelmedi. aç yurda döndüm. yemek fişini harcamıştım dolaptan salçayı öyle kaşık kaşık yedim. su yine musluk suyu. geceleri rüyamda ıssız bir adadayım ve megan fox mayo ile denizden çıkıp bana doğru koşuyor bende heyecanlanıyorum ve ona koşuyorum sonra o elindeki adana dürümü bana vermeden geri denize doğru koşuyor. bende kadını yakalamaya çalışıyorum tam yakalıyorum bir bakıyorum elinde döner dürüm yok geri bırakıyorum. neyse cuma oldu artık acımdan ölmek üzereyim dolaptaki salçayı yemekten yurdun tuvaletini adana salçası kokutmuşum.
tekrar büyükşehir belediyesine doğru yola koyuldum. bir baktım belediyenin önünde sıra yok. ve kadının biri gişeden her gelene para sayıp veriyor ve her gişede 1 kişi falan var. birden kendimi kaybettim ve boş bir gişeye hızlıca koştum.
tam kadına yaklaştım görünmez bir duvara çarptım yere düştüm. sağlam düştüm ama !! etrafımda ışık falan belirdi. kadına bakıyorum ışıklar içinde falan ayağa son bir güç ile kalktım tekrar kadına yöneldim yine beyaz bir ışık ve kafa acısı yere düştüm. sonra bir görevli geldi kolumdan tuttu ve beni kaldırıp camdan yapılmış bölmenin etrafından geçirterek beni kadının yanına götürdü. parayı nasıl almışım tavukçuya nasıl gitmişim, ibrahim tatlıses in dürüm yiyişi gibi o dürümü nasıl yemişim hatırlamıyorum.
devamını gör...

yer vermeyi asılmak zannetmek

üniversite okurken başıma gelen durum. eski model körüklü otobüslerde kızın biri sırtında ağırlığından vücudunu geriye çeken bir sırt çantası var.
diyalog şu şekilde
+ buyrun siz oturun ben iki durak sonra ineceğim zaten.
- benim sevgilim var asılma bana!!

diğer koltukta oturan yaşı 50 civarı teyzemiz olaya dahil olarak "sana asılan çantan kızım indir onu sırtından geç otur. ayıp yani" dedi.
tövbe estağfirullah dedim geçtim kapının oraya. otobüsten indim durağa gelince. bir daha da hamile ve yaşlı haricinde herhangi bir kadına yer vermedim.
devamını gör...

atatürk havalimanı ndaki saldırıyı abartmayın

dakikalarca canlı yayından haberin verilmesine tepki veren yiğit bulut'un isyanı. ülkemiz kötü gözüküyor. ölenlere de tesüf ediyorum, dip dibe geziyorlar olay çıkınca sayı artıyor. hayır yani alt tarafı 3 canlı bomba insanları önce taramış sonra kendilerini patlatmış, resmi rakamlara göre 36 kişi ölmüş 147 kişi ise yaralanmış. niye canlı yayınlar, tanıklara bağlanmalar falan? yiğit bulut kafasına bak hele.

yahu yalan habere karşı çık tamam başım üstünde yerin var. ama bir ülkede bomba patlıyorsa bunu 3-5 dakika haber yapıp abartmayın ne demek? izledikten sonra gerçek anlamda kustum. öyle abartmıyorum. kusturdu beni bu mide bulantısı.

http://alkislarlayasiyorum....


daha önce bu işten kıl payı kurtuldum. eğer ki bir sonrakinde önceki kadar şanslı olmazsam diye vasiyetimdir. asla ve kat'a a haber, trt haber, atv gibi kanallarda benden 30 saniyeliğine geçiştirilecek bomba haberlerinde bahsedilmesin. 20 kişi mi öldük, beni düşsünler 19 olsun. yiğit bulut gibilere selam dahi veren hiç kimse, ama hiç kimse cenazeme gelmesin. hdp gelmeyi aklından dahi geçirmesin. çelenk göndermesin istemiyorum. vallahi ben ölü bedenimin birer et parçası gibi değersizleştireceği, başıma gelenleri böylesi siyasi malzeme edenleri istemiyorum. vasiyetimdir. tutulsun.
devamını gör...

19 temmuz 2016 ekşi sözlük darbesever trollemesi

an itibarı ile şahit olduğum bir olay. olayın kahramanı traylaylom adlı bir yazar. "19 temmuz 2016 zorla ifadeye götürülmek" diye bir başlık açtı. güya tweetter da askeri savunan bir yazı yazdığı için evinden alındığını, bayan olduğunu, polis'in kötü muamelesini, önlerinde üzerini değiştirmek zorunda kaldığını filan ifade etti. tam bir ekşici avı. çünkü ekşi sözlüğün duyarlı yazarlarının kafasında polis, akp seçmeni filan sapık, cinsel problemleri olan, muhafazakar kapalı bir hayat yaşadıkları için daha rahat yaşayanlara karşı bir nefret duydukları, onlara karşı hastalıklı bir haz duydukları gibi bir psikolojiye sahip çoğu. darbe girişimi süresince yaşanan masumların öldürülmesi, devletin şerefli generallerinin gördüğü muamele, halkın temsilcilerinin meclisin bombalanması gibi olaylar hakkında üç maymunu oynayıp kemerle darpedilen asker, küfür yiyen adam, hukuksuz muamele içeren bir gözaltı ile ilgili duyar kasıyorsan kusura bakma güzel kardeşim, samimiyetin ortada. sen masumu savunmuyorsun, gezide polis taşlanmasını meşru görmüş adamsın sen, askerin kemerle darpedilmesini filan umursamıyorsun. ellerini ovuşturarak beklediğin darbe gerçekleşmedi diye, bunu engelleyenlere nefretini kusmanın bir yolunu, neresinden tutsamda bunlara giydirsem diye bir fırsat arıyorsun. işte sizin samimiyetiniz bu kadar.

neyse duyarlı ekşi yazarları hücum etti bu başlığa. kısa sürede 6-7 sayfa oldu başlıktaki tanım. bu süreçte yaşananlar, ölenler mesela 16 yaşındaki abdullah'ı bir aratın. 3 gün oldu hakllarında neler yazılmış, üç beş tanım, başlığı olmayanlar bile var. üstelik yorumların çoğu da "çıkmasyımış", "niye çıkmış", "bir hiç için ölmüş" gibi saçma sapan şeyler... "19 temmuz 2016 zorla ifadeye götürülmek" başlığında ise maşallah daha 1 saat olmadan tüm duyarlı kardeşlerimiz toplanıp tanımlarını esirgemimişler 6-7 sayfa.. "işte belliydi zaten böyle olacağı", "bunun için yaptılar bu darbe tiyatrosunu" neler neler... sonra yazar, bunları trollediğini açıklayınca hızla silmeye başladılar tanımlarını. duyarlı yazarları suistimal etmiş diye adamı attırmaya çalışıyorlar şimdi.
devamını gör...

klasik basiretsiz akp li bakış açısı

bir genellemedir.

yazar, kendi gözlemlerine dayandırarak bir eleştiri sunmuş..

haklılık payı var yok değil.. ama yazısında eksik kalan yer genellemeden kaçamamasıdır..

bu ülkede ak parti seçmeni 20 milyondan fazladır.. beş parmağın beşi bir değilken bu kadar insanı yanlışları kabul eden bir güruh olarak kabul etmek yanlıştır..

kaldı ki siyaset bilimi zaten tutarsızlıklarla doludur.. insanlar öyle yada bir fikre sahip olacaklar ve kendi fikirlerini savunacaklar.. bu çok doğal.. aynı tutum chp, mhp ve hatta terör odaklı bir partinolan hdp seçmenlerinin içinde de var..

yinede bu tarz bir güruhun olmadığını kimse iddia edemez.. vardırlar ve olacaklardır.. ne yazık ki..!!
devamını gör...

nezir

ehl-i sünnet'e ait ne varsa yıkıp şia'yı buralara yani türkiye'ye getirmeye çalışan biri işte.

biz biliyoruz amacını. diyelim niyetin o değil fakat bunları sana öğreten kimse onların niyeti bu. 1000 yıl da uğraşsan muvaffak olamayacaksın bunu bil. işte safdillik diye de buna denir. neye hizmet ettiğini bilmemek. fetö daha cemaat iken mensupları da öyle demiyor muydu zaten? bizim yolumuz doğru...
devamını gör...

neden parfüm kullanmamalıyız

(bkz: kul hakkı) bir kere gardaşım. ulan bildiğin zehir gibi kokuyor çogu. hayır kullananların burunlarındaki koku reseptörleri yanmış mı nedir anlamadım. bi tane arkadaşım var kız akciğerlerinden rahatsız en küçük parfüm sigara kokusunda fena oluyor. e zenginde değil araba alsın mecburen toplu taşıma araçlarını kullanıyo. bu kıza yazık değil mi şimdi.
devamını gör...

evlilikte denklik meselesi

eşim 2 üniversite mezunu, yüksek lisansı var, ben ise lise diploması olan biriyim. yaş olarak benden 1 yaş büyük, çalıştığı dönem de benden daha fazla para kazanıyordu. ben bu ülkenin en doğusunda bir şehirde doğdum * ailem oralı. eşim ise bu ülkenin en batısında doğdu *, ailesi oralı, 10 yıllı geride bıraktık, bir gün bile kültürel bir kavgamız olduğunu hatırlamıyorum, bir gün bile benden habersiz bir çöp bile aldığını hatırlamıyorum, bir gün bile bana cahil muamelesi yaptığını hatırlamıyorum.

biz genel de yemek konusunda tartışıyoruz...

bence bütün olay, insanların birbirlerini nasıl ve biçimde anladıklarıyla ilgili. bir kaç gündür, bekarlarla ilgili başlıklar açıyorum, maksadım ve amcım ise insanların bazı konularda taviz vermeleri gerektiğini hatırlatmak. hiç bir insan her konuda fikir sahibi olamaz, Allah resulünün sünnetini takip edenler görecektir. yeri gelir eşleriyle istişareler yapar, yeri gelir onlar ile yarışır, yeri gelir onlara ev işlerinde yardım eder. bizler onun ümmeti olduğumuzu söylüyoruz, onun yaptıklarını yapmanın faziletlerinden bahsediyoruz. o zaman bu sınıflandırmalar neden.

bakın Allah resulünün ilk eşi hazreti hatice annemiz ekonomik olarak da, yaş olarak da Allah resulünden büyüktü, efendimiz hz. hatice annemiz vefat edene kadar, hiç kimseyle evlenmedi. burada önemli olan eşlerin birbirlerine ne kadar tahammül edebildikleri kendilerinden ne kadar fedakarlır yapabildikleri. gönüller bir olduktan sonra sormak lazım acaba insanı mutlu edebilecek başka ne olabilir.

hz. ali k.v efendimiz hz. fatma annemizle evlendiklerinde evlerinde bir döşşek iki yemek kabı vardı. ne kaybettiler sevgilerinden.

bence hepimiz, kendimizi ördüğümüz duvarlar ile kısıtlıyoruz. sevmek, hoşgörüye sahip olmak demektir. hayatımızdan kur'an ve sünnet çerçevesinde onun yasak ve emirleri dışına çıkmadan kişisel beğenilerimiz isteklerimiz ve arzularımızdan verebileceğimiz tavizler ile bir ömür kurabiliyoruz.

evlilikte denklik mevzusu bana çok anlamsız geliyor bazan.
devamını gör...