yazarların çocukluk hayalleri

üzerimde zırhlı bir kaftan, başımda sarıklı bir miğfer, elimde döner bıçağını andıran bir pala ve altımda beyaz bir atla emrimdeki orduyu düşman saflarına karşı kumanda ettiğimi ve gözümün önüne gelen dünya haritasında fethedilmedik toprak bırakmadığımı hatırlıyorum. dünyayı değiştirmeye, karısını döven kapı komşumuzu dize getirmekle başlamış, evimizin bulunduğu sokağın başındaki dilencinin kucağına atımın üzerinden bir kese altın fırlatmayı da unutmamıştım. ardından, ver elini bosna; sırpları dümdüz etmeye. sonrasını biliyorsunuz, kurtardım boşnakları.

okuma yazma bilmiyordum o zamanlar. trafikte atlı bir orduyu nasıl yürüteceğimi düşünmek işime gelmiyorsa bunun için endişelenmiyor, bu çağda konvansiyonel silahlarla savaşmanın hayalini kuruyordum. bunlar için babama tarih ansiklopedisinde yer alan fatih tasvirini göstererek, bana onunki gibi bir at almasını istemiştim, o da ben büyüyünce alacağına söz vermişti. hiçbir çocukluk hayalim, yetişkinliğe dair değildi, hepsi tanıdığım insanlarla ilişkilerimdeki güçlüklerle ilgiliydi ve buna rağmen biri bile bana inandırıcı gelmiyordu. yani ileride asla hatıraya dönüşemeyecek hayallerdi; çünkü geleceğe yönelik değillerdi.

ben hayal kurarken, gözümde canlanan imgelerin hep yarımlığından, mükemmel olmayışlarından, yani onları istediğim gibi hayal edemeyişimden dem vururdum; hayalimde, boyası akan bir tablo gibi ya tavanın göçtüğüne, ya zeminin çöktüğüne şahit olurdum. bir insanın yüzünü olduğu gibi gözümde canlandırmak isterdim, başaramazsam ona rol vermezdim.

tabii artık hiç hayal kuramıyorum, o ayrı; elde ettiklerimin kadrini bildiğimden değil, uzanamadığım ciğer murdardır benim için. ama bir gün salih mirzabeyoğlu'nun ağzından şu cümleleri işittim:

- "dünyanın fethi demek, ille toplar, gülleler, kılıçlar, bombalar filan demek değil!.. herkes aslında insan olarak da bu dünyaya yayılan bir genişliktedir. yani günü kurtarma adına değil de, hakikaten ciddi olarak girdiğiniz zaman, Allah onu nasip eder, hepiniz dünyayı kendi mevzuunuzda fethe namzetsiniz!.."
devamını gör...

mübarek tv

abi bu soytarıların reklamını neden yapma gereği duyuyorsunuz ki?
adamların derdi para kazanmak, 20 dakikalık videoya 10 tane reklam eklemişler. böyle aykırı şeyler yaparak da dikkat çekmeye çalışıyorlar. siz bunların aykırılıklarını eleştireceğim derken her defasında reklamını yaparsanız, adamlar durumu daha da ileri götürürler. bırakın şu soytarıları, kendi çöplüklerinde yuvarlanıp dursunlar.
devamını gör...

kadın hangi şartlarda dövülmelidir sorunsalı

nisa 34 ayeti ile sorunsal olmaktan çıkmıştır.

"allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. iyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. doğrusu Allah yüce'dir, büyük'tür."
devamını gör...

erdoğan ın yerine kopyası geçecek

ayyıldız partisi başkanı serap gülhan açıklaması.

"değerli arkadaşlar, tayyip erdoğan dün mitingde kendisine suikast yapılmak istendiğini söyledi. yeni bir oyuna hazır olun. tayyip bey referandum öncesi suikaste uğrayacak. zaten hasta, öldürecekler ama öldüğü saklanacak. vurulduğu için kahraman olacak, oylar tavan yapacak. referandum geçecek, yerine israil'den getirilen bir kopyası geçecek ve türkiye teslim edilecek.
lütfen hertürlü oyun ve entrikaya hazır olun..."


gerçi yossi kohen şu an adnan oktar'da görev yapıyor ama bilemedim ben.

https://m.facebook.com/stor...
devamını gör...

dei intellectualis

boğazkesen caddesinde istiklale çıkarken sağda kalan bir butiğin şans adlı kedisi vardır. uzaktan bakınca bu bulutun yerde ne işi var dedirtir. eğer onu da fotoğraflarsa istanbul'un meşhur kedileri adlı sergisini bir avm galerisinde beğenilere sunabilir.
devamını gör...

istifa etmek

hobim. insanı inanılmaz hafifletiyor. koca bir yükten kurtulmuş hissi veriyor ama istifa ettiğim yerde en az 2 hafta daha çalıştırıyorlar beni, buna pek anlam veremiyorum sözlük. yapamadığını kabullenme konusunda ustayım ama insanları yüzüstü bırakmayı öğrenemedim henüz.
devamını gör...

başörtünün altındaki başları kaybetmek

nureddin yıldız'ın en güzel tespitlerinden;

"tam başörtüsü özgürlüğünü kazandık derken, örtünün altındaki başları kaybettik.."

bazen düşünüyorum; o dönemde bu mücadeleyi veren ablalarımız şu halimizi gördüklerinde neden mücadele ettiklerini sorguluyorlar mıdır? ılımlı islam projesinin galip gelişi içlerini acıtıyor mudur? yoksa onlar da... onlar da o cihad ruhunu kaybetmiş, ılımışlar mıdır?
devamını gör...