son günlerde eskisine göre daha ciddi bir şekilde konuşulmaya ve tartışılmaya başlanan bedelli askerlik anayasanın eşitlik ilkesine uygun mudur?
parası olanın ülke ekonomisine yapacağı katkı ile acemi bir askerin bedeni ve canıyla yapacağı katkının karşılaştırılması ne kadar doğrudur?
yurtdışında yaşayan çifte vatandaşlara sunulan hak neden sıradan vatandaşlara da sunulmuyor?
vicdani ret gibi bir hak vatandaşlara neden tanınmıyor?
bir vatandaş vicdani ret ile hem zaman, hem para hem de manevi değerlerini kaybetme tehlikesinden kurtulabilecekken neden bedel ödemek zorunda bırakılıyor?
bedelli askerlikten elde edilecek gelir nereye harcanmalıdır?
acemi askerlerden alınacak bedelin profesyonel ordunun kurulmasına harcanması daha isabetli bir karar değil midir?
devamını gör...
her milletin bir karakteri vardır veya ön plana çıkarabildiği ve kullanabildiği bir özelliği vardır...

ingilizlerin siyaset becerisi, almanların mühendislik becerisi, japonların teknik üstünlüğü vs. gibi türklerin ne maalesef askeri alandaki üstünlükleri ön plana çıkabilmektedirler.

bin yıllardır süregelen bu karakter yapısı, beraberinde de bir birikimle gelmiştir. tabi materyalist düşüncelerde bu söylenenlerin yeri kesinlikle yoktur ama doğa üstü güçler olsun, ya da ilahi güç yardımı olsun (şamanlıkta da, islamda da benzer unsur görülmüştür), olağanüstü gücün ortaya çıkması türk ordularında kabul edilen bir durumdur. asker, inansın ya da inanmasın, gücün ne zaman nerde açığa çıkacağı belli değildir, bu yüzden orduda mutlak disiplin sağlanır ki, güç kendiliğinden ortaya çıktığında, ordu lehine kullanılsın. aksi durumda zaten, inanmayan kişi ihanete meyillidir ve savaş durumunda bu kişinin idamı haktır, bu idam meseleleri bile orduda disiplini sağlayacak unsurlardır.

bu görüşe şöyle bir örnek verebiliriz, boş bir alanda herhangi bir kediye sataşırsanız, o kedi mutlaka kaçar, çünkü güç dengeleri zıttır ve kedi bunu bilerek hareket eder ama köşeye sıkışmış bir kedinin üzerine giderseniz, o kedi tam tersi bir kararlılıkla mutlaka en bi güç ile üzerinize saldırır.

işte, ordudaki askerleri de bu minvalde düşünmek gerekir, yoksa gücün ne zaman ortaya çıkabileceğini kişi kendisi bilemez. büyük bir alayda askerlik yapmışlar şahit olmuştur, sivilde en ağır abiler, asker ortamında kız gibi ağladığı da olur, sivilde pısırık olanlar, askerde cengaver olduğu da olur. şehirdeki insan psikolojisi ile askerdeki insan psikolojisi çok farklıdır, şehirde silah taşıyan magandaların askerde ne derece ezik kaldıkları da bir başka gerçektir. beyazperde deki kahramanlık ile er meydanında destan yazanlar apayrıdır.

gücün ne zaman nerde ortaya çıkacağını kimse bilemez ama güce inanırsanız o bi şekilde açığa çıkacaktır, o yüzden kişi istesin ya da istemesin mutlaka orduda yeri olmalıdır. zaten ihanet edecekse de orduya faydalıdır,* etmese de hem kendine hem orduya faydalı olacaktır.

batı dayatmalı profesyonel ordu safsatası tam bir kağıt ordusudur, feminen ruhlu kıllı heriflerden oluşan başka bir şey değildir. bakın savaş durumunda kız gibi ağlayan amerikan-israil süper-kahraman askerlerine?!

tabi mevcut şartlar altında, bir şekilde orduya katılamamış 35-40 yaş üstü kişilerin askerliğe psikolojik olarak getirisinden çok götürüsü olacağından bunlara bedelli askerlik uygulanabilir ama kapitalist ortamda etkili olan paranın gücü yüzünden çok varlıklı kişilerin zaten bir katkısı olamaz, buna rağmen bunlara da bedelli çıkmamalı, en azından muhtelif gazinolarda hizmet görevinde bulunmaları sağlanabilir zaten yazılı olmayan kural da böyle işliyor).

elbette bedelliden alınacak para tamamen ordunun modernizasyonuna harcanmalı.
devamını gör...
diplomatik işleri masa başında halletmeye çalışan diplomatların, feminen ruhlu kıllı heriflerden oluştuğunu öğrendiğimiz münazara olmaktadır efendim.
halbüse ne gerek var di mi? bul bi ova, vuruşsun ordular aslanlar gibi, kanlar aksın, kafalar kopsun kim daha çok adam kesip, biçtiyse de kazanan o olsun. ne uğraşcan ya diplomasiyle falan. tırt.
batı dayatmalı profosyonel ordu safsatası da varmış. ulan biz bunu nasıl düşünemedik ya, pardon ya düşünmeye ne gerek var. zaten mükemmel bi ordu düzenine sahibiz; 20 yaşında hala arkadaşlarıyla "olm şu kız beni kesiyo lan vericek galiba" muhabbeti yapan "çocuk"ların eline g3 tutuşturup, sacdan yapılma karakollarda çatışmaya girmesi daha iyi. daha da askerleğini "paşa"ların garsonu olarak geçiren erleri saymadık yani. gerek yok profosyonel orduya falan böyle iyi di mi?
devamını gör...
kimin nasıl bir iyimser düşünceyle baktığı önemli değildir, önemli olan milletin menfaatidir, madem sivil hayatta askerliğe o kadar anlam yüklüyorsunuz, o zaman hak için gidin görün ve kulaklarınıza çalındığı kadar var mıymış görün, ha varsa da sıkın kafasına gitsin.

bu iş maymunla aslanın fıkrasına dönecek, hani aslanın canı sıkılmış da maymundan rica etmiş, in de oynayalım diye, maymun da güvenmemiş, inersem yersin beni demiş, aslan da samimi olduğunu göstermek için ellerini ayaklarını bağlamış, ağaçtan inen maymun da bi güzel +18 oynamış tabi. bu darvinist batılıların dayatmak istediği de bundan başka bir şey değil.

batılı argümanla konuşunca ifşa olacak arkadaşlar da susmayı yeğliyor ama savunanı görünce bi güzel kelime ayıklıyor, dur ya o aslan fıkrada öyleydi, sen ağaçta kalmaya devam et!...
devamını gör...
dayatılmak istenen düşünceyi toptan reddetmek dışında başka bir alternatif olmadığını düşünmek midir menfaat?
seninde bi blackwater kadar güçlü profosyonel bi ordun olamaz mı?
illa blackwater ın yaptığı gibi, katletmene de gerek yok
üstelik. orduyu, Allah ne verdiyse saldıran askerlerden değilde, teknik açıdan daha güçlü, askerliği zorunlu olarak değil işi olduğu için yapan insanlardan seçmek/oluşturmak mi/mı ağaçta kalmaktır?
devamını gör...
bedelli askerlik çıkmalıdır. çıkarılmalıdır. bu ülkede askere düğün bayram oynayarak gidenler olduğu gibi vicdani retçiler de var. bedelli askerlik demek salt parasız olan ölsün, paralı olan ölmesin demek değildir. bir erkeğin hayatının en verimli döneminde hayattan koparılıp askere alınması ne kadar mantıklı? bakalım herkes eline silah almak istiyor mu? sadece bedelli değil vicdani ret de konuşulmalı..
devamını gör...
fazla söze gerek yok. bedelli askerlik af niteliğinde bir işlem olması nedeniyle bence doğru bir uygulama değildir. parası olan olmayanı geçtim, eşit şartlardaki kişiler için bile eşit bir uygulama değildir. ne zaman böyle bir uygulama olur. aynen yutrdışında 3 sene çalışmış kişilere tanınan standart öngörülebiliri bir hak olduğunda. devlet der ki benim askerlik türlerimden birisi de şu. bakaya kalmadan 30 yaşına kadar askerlik yapmamışsan şayet 30 bin dolar vererek bedelli askerlik yapabilirsin. her zaman herkes için geçerli olan bir hak olur bu durumda. aksi halde haksızlıktır. ha bu son söylediğim şey de parası olan- olmayan arasındaki haksızlığı gidermiyor.
devamını gör...
vicdani red meselesine girmeden evvel vicdan'ın ne olduğunu öğrenmek gerek:

(bkz: vicdan)

vicdan'ın ne olduğunu öğrendikten sonra, şu iki kavramı da iyi bilmek gerek:

(bkz: organik vatandaşlık)
(bkz: mekanik vatandaşlık)

bu iki kavramı öğrendikten sonra da debray'ın şu sözlerine de kulak verelim:

'' her yurttaşın başkalarının özgürlüğünden sorumlu olması ve dolayısıyla ihtiyaç olduğunda silah taşıması gerektiği cumhuriyette devlet ordunun, ordu da devletin içine yerleştirilir. ölüm önünde -ve tabii vatan görevi bakımından- eşitlik olmaksızın yurttaşların eşitliğinin ne anlamı vardır? bundan dolayı cumhuriyetçi ilke, bütün vatandaşların askerlik görevlerini yapmalarına dayanan bir orduyu öğütler. ''

buradan çıkaracağımız sonuç açık ve nettir:

vatan savunmasını reddedenin, o vatanın hiçbir nimetinden istifade etme hakkı yoktur.
vatan savunması vazifesini reddedenin, hiçbir hak iddiasında bulunma hakkı yoktur.
vatan savunması vazifesini reddedenin, yani ölüm karşısında eşitliği reddeden kişinin, hiçbir hususta eşitlik talebinde bulunmak hakkı yoktur.


devamını gör...
vicdani red'di savunmanın temelinde şu üç husus yatar:

a- yaşanılan toprakları ''vatan'' olarak kabul etmemekten kaynaklanan bir sadakatsizlik.
b- yaşanılan topraklar üzerindeki devlete düşman olup, aynı toprakta başka bir devlet tesis etme düşüncesi.
c- dünyanın hiçbir toprağının vatan kabul edilmemesi, yani kozmopolitizm, yani evrenselcilik.

vatan müdafaası için üzerine düşen vazifeyi yerine getirmeyi reddetmek, hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın, kesin olarak zihinleri ifsad etme projesidir. her türlü nimetten istifade edip, olmayan haklarını savunup, en asli vazifelerini de yerine getirmeyerek, tam bir asalaklaşma ve tam bir parazitleşmedir.

vicdan denen şeyin kırıntısına dahi sahip olan bir kişinin yapacağı tek şey, külfetini reddettiği bir ülkenin her nimetini reddetmek, ölüm karşısında eşitliği reddettiği için de hiçbir konuda eşitlik talebinde bulunmamaktır. ancak bu vicdani red'ci mekanik vatandaşlar, en asli vazifelerini terk edip hak etmedikleri sözde haklarına sımsıkı sarılarak tam bir oportünist, tam bir müptezel tavır içindedirler. bu alçak tavırlarını perdelemek için de 'vicdan' gibi asil bir kavramı kirletmişlerdir.

devamını gör...
bedelli askerlik kanunu çıkarılmalıdır. ama öncesinde vicdani red hakkı tanınmalıdır vatandaşlara. vicdani red, ülkücü zırvalarında yer aldığı gibi sadakatsizlik, bölücülük ve vatansızlık anlamına gelmez. bu noktada bütün kadınlar bölücü ve vatan hainidir sonucuna bile gidebiliriz biraz fikir bombardıamanı yaparsak. vicdani red bir haktır ki herkes savaşmak istemez. savaşa karşı olan, bütün ömrü boyunca savaş karşıtı makaleler yazmış, çocukların, annelerin ve gazilerin dramını yazmış olan bir yazar düşünelim. zorla eline silah tutuşturulup cepheye sürülmek isteniyor. felsefik olarak savaşa karşı olan bir kişi vicdani red hakkını kullanarak zorla savaştırılmaktan kurtarılması gerekir. zaten acemi askerlerin hali ortada, tecrübeli gerillalar karşısında bile hiçbir şansları yokken profesyonel bir orduyla karşılaşmaları sonucunda bile bile ölüme gidecekleri çok açık. vatanı savunmak ölerek yapılmaz, yaşayarak yapılır. herkes vatan için ölürse ortada vatanı savunacak kimse kalır mı? o zaman ölenler vatansever kalanlar korkak ve savaştan kaçanlar mıdır? akıllı olmak lazım, yaşayarak vatanı savunmak zeka gerktirir. ölerek vatanın savunulduğunu zannedenler basit demogojileri aşmalıdır.
devamını gör...
vicdanlı filan, romantik olmamak lazım. parası olan adam askere alınmamalıdır. parası olan bedelli yapmalıdır askerliği. hayattaki herşeyi de para ile elde etmesi konusunda önü açılmalıdır. yasalar da hep yanında olmalıdır. fakir adamın ne işi olur bedelli ile, vicdan ile. onun ödeyeceği bedel ancak canıdır. zaten işi ne, gücü ne. diğer tarafta zengin genç, çalışıyor, alıyor, veriyor, ekonominin canına can katıyor. ülkesine bu şekilde hizmete devam etmeli. dur, dur bir de eyyam yapayım, tribünlere oynayayım: zaten bedir, uhud, hendek gibi savaşlarda bedelli askerlik yapanlar savaşmamıştır. elbette türkiye ile asr-ı saadet arasında benzerlik yoktur. o zamanlar insanların canı patlıcandı, şimdi can. ooohhhh, duygu sömürümü de yaptım. çok yaşayayım; mesela çukurca'da baskın yiyen asker kadar yaşayayım.

bunun yanısıra, ben yeniden asker olsam sınırda, badimin yani en yakın silah arkadaşımın, vicdani retçi olmasını, bedelli askerlikçi olmasını istemem. sırtımı güvenebileceğim birine yaslamak isterim, yani arkamı sağlam bir adama teslim etmek isterim. şimdi adam bedellici, elinde olsa pkk'yı da para ile satın alıp, bu çatışmadan kendini kurtarmak isteyecek biri; buna nasıl güvenebilirim. en baştan bunları ayıklasın tsk ya da milli savunma bakanlığı ki, cephedeyken dikkat etmem gereken şey silah arkadaşım olan bedellici değil, düşman olsun.

bu yüzden bedelli askerlik çıkmalıdır. çıkmalıdır ki, silah arkadaşlığı denilen kavram yalan olmasın.


özel tepki: çok faşist gördüm seni sadaret kethüdası.
özel tepkiye cevap: bu daha hiçbir şey.
devamını gör...
bedelli askerlik üzerine;

bedel; ar. değer, fiyat, kıymet. bir şeyin yerini tutabilen karşılık. eşit, denk. askerlik yapmamak için veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse. eskiden, kendi yerine askerlik yapması için birisini para karşılığı tutmak.
bedelci; bedel ödediği için kısa süre askerlik hizmeti gören kimse.

askerlik hizmeti; herhangi bir ülkede, belirlenmiş bir yaşta belirli bir süre orduda görev alması, eğitilmesi.
ülkemizde 1927 yılında çıkarılan, bir çok defa değişikliğe uğramış olan 11 111 sayılı askerlik kanunu uyarınca, 20 yaşına gelmiş t.c. vatandaşı olan her erkek ilk yoklamasını yaptırmakla yükümlüdür. cumhuriyetin ilk yıllarında askerlik süresi 24 aydı. günümüze gelene kadar yapılan değişikliklerden sonra şu anda yedek subay 12 ay, kısa dönem erbaş 6 ay, uzun dönem askerlik 15 aydır.
yurt dışında belli bir süre çalışanlar için dövizle bedelli askerlik hakkı vardır ve 21 gün hizmet süresi vardır.
askere alınma ve terhis işlemleri, seferberlik hali dışında kanunla düzenlenmiştir.

cumhuriyet tarihinde bedelli askerlik uygulamasına 10 defa başvurulmuştur. yakın dönemde; 1984-1987 ve 2000 li yıllarda başvurulmuştur. bedelli askerliği gerekli kılan hususlar itibariyle, askerlik yaşı gelmiş ve ihtiyaç fazlası durumlarında ve/veya devletin ek gelire ihtiyaç duyduğu haller (1999 depreminden sonra uygulanan 2000 yılı bedelli hizmet) öne çıkmaktadır.

bedelli askerlik uygulaması son bir kaç yıldır, ülke gündeminde yer almaktadır. yürütmenin de zaman zaman dahil olduğu talepler, askeri karargahın terörle mücadele ve ihtiyaç durumu dikkate alınarak milli savunma bakanlığının da görüşleri istikametinde olumlu yanıt bulmamıştır.
anlaşıldığı üzere 10-15 gündür yapılan tartışmalar ve yürütmenin tavrı göz önüne alındığı takdirde, uygulamaya gidileceği ihtimali yüksek görülmektedir.
tartışmaların ana ekseni bedelin mahiyeti-ifade kapsamı ve terörle girişilmiş mücadelenin sürmesi noktasıdır.
bedel, maliyeti olan bir şey. kısaca ifade edersek, kapsamı henüz netleşmese de, bir kısım askerlik hizmetini şu veya bu sebeple yapmamış kişilerin bedel ödeyerek askerlik hizmetinden muaf tutulması, buna mukabil gönüllü olarak parası olduğu halde bu haktan yararlanmak istemeyenlerin olabileceği gibi, haktan yararlanmak isteyen ama bunun maliyetini karşılayamayacak bir kesimin varlığı, doğrusunu söylemek gerekirse anayasanın eşitlik ilkesine vurgu yapan 10. maddesiyle uyuşmaz bir durum yaratabilecektir. aslında geçmişte yapılan uygulamalar da aynı uyuşmazlığı bağrında taşımaktaydı. madem eskiden aldırış edilmemiş, şimdi de edilmesinde ne mahzur olabilir diyenlere, sui misal emsal teşkil etmez evrensel ilkesini hatırlatmak gerekir.

bedel kavramının manevi hisleri rencide etmesi ayrı bir handikaptır. eski toplumlarda bedel karşılığı kölelikten azat sahnelerini hatırlatmaktadır.
yine anayasa hukuku açısından bakarsak meseleye, hiç kimse istemediği bir işte zorla çalıştırılamaz, açık ve amir anayasa hükmüdür. yetkililer şayet askerlik iş değil diyorlarsa, askerlik vatan hizmetidir argümanına dayanmak yolunu seçerlerse, o vakit ulvi bir görevin bedel karşılığını izahta zorluk çekecekleri açıktır.
aynı şekilde yaşanan bu karanlık dönemde bir gencin para karşılığı askerlikten muaf tutulduğu ortamda birilerinin çıkıp, ne olacak benim evladım şehit oldu, onun evladı parayla yırttı söylemi karşısında hem delikanlının ve hem de ailesinin düşeceği durumu, yaratacağı travmayı tarif zor olsa gerektir.

devlet, yürütme ve yasama çare üretme makamlarıdır. toplumda ezikliğe, huzursuzluğa yol açacak tarz uygulamalara kalkışmak yerine, yıllardır dillerden düşmeyen modern ordulaşma kavramının gereklerinin yapılması, ilk olarak süratle profesyonel askerliğe geçilmesi şart ve makul seçenektir. profesyonelleşme deyince hemen, askerlik hizmetini sadece askerliği kışlada bir iş olarak seçimle sınırlamak akla gelmemeli, gönüllülüğün dışında kalan kesimler, devletin tayin edeceği alanlarda istihdam edilebilir. asker statüsünde sivil alanlarda çalışan bu gençlerin, ülke ekonomisine ne denli katkı yapacakları düşünülmelidir.
kimi hadiseler vardır, lafı çok edilince yapılmaması, yapılmasından kötü sonuçlara sebep olabilir. anlaşılan yürütme ve asker kanadı bedelli konusunda hem fikirler gibi, şayet böyle bir uygulamaya gideceklerse bile artık bunun son kez uygulanacağını kanunda yapılacak değişikliğe eklemeleri gereklidir. kalıcı çözüm için ise vakit kaybedilmemelidir.
devamını gör...
vicdani ret argümanlarıyla bedelli askerliği savunmak hiç de etik değil, bugüne kadar vicdani ret fikrini savunarak gelmiş bir kişinin, bedel karşılığı tezkere alması da hiç etik değil. üstelik vicdani ret duruşu, bedelli askerlik savunucularına göre çok daha ahlaki.
devamını gör...
neymiş efendim vatan savunmasını reddeden o vatanın hiç bir nimetinden faydalanamazmış. dediği çok doğru arkadaşın, tabi ki sürekli bir savaş içinde olsaydık. şu anda yüz binlerce kişilik orduya ihtiyacı olan bir durumdayız da benim mi haberim yok? ya da onyıllar boyunca bu durumda mıydık? kime karşı savunuyorsun yahu bu vatanı? kim ateş ediyor sana bi söyle canını yediğim? paranoyak mısın? savaş çıksın o zaman konuşursun vatan savunması, vatan savunması diye. şimdi kimsenin kışlaya gidip garsonluk yapmasına ihtiyaç yok rahat ol.
vatan savunmasıymış peeh. vatan savunamaması denir şu anda türkiye'deki askerlik için ayrıca yani.
hayır ben bi de şunu anlamıyorum ya; vatan borcu nedir? neden vatanıma askerlik yaparak borcumu ödüyorum? zaten ben ne kadar vergi istediyse veriyorum ben, bi de bu borç nereden çıktı yahu?
ben bütün millet zorunlu avukatlık, hakimlik yapsın diyor muyum? hayır. neden? çünkü bunlar belli bir nitelik istiyor. aynı askerlik gibi. sen bu niteliği sağlarsan inan can kaybın da azalır, askerliğe olan bakış açısı da değişir. yaşadığımız çağa ayak uydurmalı hatta ve hatta yaşadığımız çağı aşmalıyız, aşmaya çalışmalıyız. ben ölüyorum, o da ölsün, o neden ölmüyor zihniyetiyle değil ben de ölmeyeyim başkaları da ölmesin mantığıyla bakabilirsek daha faydalı olur türkiye için sanırım.
ha bi de askerlik yapmıyorsun bari kamu hizmeti yap olayı var ki, saçmalığın bir başka boyutu o da.
devamını gör...
bozuk ve dusuk vatancilik, ulkecilik ve milliyetcilik temeline oturtulmus ve halkindan vatan putuna tapilmasi istenmis, laik ve demokratik devletlerde genelde tartisilan bir mevzudur. islam devleti'nde ise durum farklidir. islam devleti'nde osmanli'nin son donemlerine kadar zimmiler askere alinmamis ve onlardan bunun cizye alinmistir. yani islam devleti'nde bedelli bir askerlik diye bir sey yoktur. cocuklar haric eli silah tutan asker, cihad aninda askerdir. askere kimlerin alinip, kimlerin arka plandaki islerde tutulacagi ise cihat emirine bagli birimler belirler. yani ileride Allah'in vaadi olan islam devleti, nubuvvet minhaci uzerine tekrar kurulunca, muslumanin bedelini odeyim de cihadtan kacayim gibi bir dusuncesini fiile dokemez.
devamını gör...
bozuk ve dusuk vatancilik, ulkecilik ve milliyetcilik temeline oturtulmus ve halkindan vatan putuna tapilmasi istenmis, laik ve demokratik devletlerde genelde tartisilan bir mevzudur. islam devleti'nde ise durum farklidir. islam devleti'nde osmanli'nin son donemlerine kadar zimmiler askere alinmamis ve onlardan bunun cizye alinmistir. yani islam devleti'nde bedelli bir askerlik diye bir sey yoktur. cocuklar haric eli silah tutan asker, cihad aninda askerdir. askere kimlerin alinip, kimlerin arka plandaki islerde tutulacagi ise cihat emirine bagli birimler belirler. yani ileride Allah'in vaadi olan islam devleti, nubuvvet minhaci uzerine tekrar kurulunca, muslumanin bedelini odeyim de cihadtan kacayim gibi bir dusuncesini fiile dokemez.
devamını gör...
la ne bedellesi...

askerlik komple kaldırılsın ya...

21. yüzyıldayız...

millet uzaya çıkıyor...

ne askerliği...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar