ben bu yazıyı sana yazdım

tanım: sözlük yazarlarının içinden gelenleri, söylemek istediklerini birilerine ithaf etmesiyle oluşan metinler bütünü.

(mesela, bu yazı da benden sana:)

söyleyecek çok sözüm var belki hayata dair.. insanlığa dair.. yaşadıklarımıza dair.. ama sana söylemem gerekenleri de söyleyememenin acısı oturuyor arada bir içime.. ben sana bir kandil gecesi namaz kıl demişim.. adım nelere çıkmış.. ''bana oruç tut!'' diye de söylicek misin diyorsun.. ben hangi arkadaşıma bu zamana kadar şunu şunu yapacaksın diye dayatma yapmışım? kandildir dedim, bi söyleyeyim dua edersin dedim.. nerden bileyim ha?

ya da konuşmadığımız, konuşamadığımız konular var seninle.. kalp kırmadan neden tartışamıyoruz biz? neden görüşlerimize saygı duyamıyoruz, aşağılıyoruz.. sadece aklıma geldi yine, bu namaz olayından sonra.. bence sen çok peşin hükümlü davranıyorsun.. senin de olmazsa olmazların var.. bunlar uğruna üzebiliyorsun beni.. insancılım ben diyorsun, insancıl olmak her bakımdan saygı duymaktır.. ben nasıl ki bunları yapıcaksın demiyorsam sende düşündüklerime saygı duyacaksın.. ya da arkadaşına ''biz politika konuşmuyoruz ama hala çocuk bıraktığım gibi...'' demenin mantığı nedir? ben seninle konuşmuyorsam fikirlerimden mi vazgeçeceğim? ya da sen geçiyor musun? bazen çocuk gibisin.. anlayamıyorum.. ben sadece senin gibi kendim gibi düşünenlere saygı duymuyorum, herkesin görüşü nasıl ki kendince önemliyse benim içinde o kadar önemlidir.. bunu anlaman ümidiyle..

eğer bu gün biz konusu geldiği zaman seninle ''ülke sorunu'' konuşamıyorsak ikimizde sinirlendiğimiz için değil, ya da görüşlerimizde kararlı olduğumuz için de değil.. senin gibi olmayanlara kızmandan, sevmediğini o laflarınla belirtmenden, belki de argo tabirleri kullanmandan.. biraz empati, biraz saygı, biraz da çok yönlü düşünebilmen dilekleriyle... *
devamını gör...
sana yazmayı adet edinsem de, asla seni yazamadım yazamam, seni yazdığım anda, sen sen değilsindir artık.beni böldün, bakışımı, görüşümü, hissedişimi değiştirdin.güzeli de çirkini de böldün.hayalden ötelerde, en güzel gerçek hayalsin.istediğim belki de tek sensin, lâkin en büyük isteksin, sen en güzelsin.
devamını gör...
bir yaz gecesi kumsalın karanlığında tuana dinlemek

sayfiye yerinde levent yüksel ile kederlenmek.

birkaç arkadaş gelip giden bir kaç arkadaş. tatlı esiyor meltem. gecenin karanlığında teninini yalayıp geçiyor, okşuyor. tenler esmer, gözler esmer, yüzler esmer. ışık yok. karartı. eller sana uzanıyor. kıpkırmızı bir ışık. kıpkırmızı. buse...

gül hadi... -gül geldi.

soğuk su. akan dere. günahlar arınıyor içinde. elele tutunup sandal olup geçiyorlar. yarı yolda geri dönmek oldu kaderleri. gerisin geriye. üzülme diye. sen üzülme ağlama tuana...

soğuk, kumlar soğuk. ten soğuk, kumlar soğuk. kumlar ten, ten kumlar. kıpkırmızı bir ışık. kıpkırmızı. gecenin karanlığında tuana söyleyen ispanyol eteği kırmızısında bir kızıllık. kan damlıyor. kristalize lal’da kan akıyor. damarlarında belli belirsiz bir kızlık, kızıllık. gecenin bir vakti her yer ama istisnasız her yer karanlık. ateş bile karanlık. kıpkırmızı bir gül. hadi gül. susuyor o öyle. o öyle susuyor. aşka susuyor. gökyüzünden kıpkırımızı bir ışık kızıldıyor.

sevmek diyor sövmekten bir harf öte. saçları lösemi, esmerdi gözleri. babasından gizli sigara içerdi. tuana tu sana...

akdenizin upuzun akıp giden deniz fısıltıları, sarıdan bozma çadırları. çadırın önünde su dolu bir leğen. kirlenmiş ayaklarımızı yıkardık koşmaktan.
adı tauna, çalıyor gözleri tauna, dudağında bir tuana, yüreğinde umuda, ellerinde bir soğuma. ama kızıl mı kızıl uysal bir vampir tuana.

ana trafodan kablo çekerdik çadırlara, bir ampül yanardı tentenin arkasında. istediğimde açar istemediğimde kaptır bu aşkı sen öğrettin bana. yatardım, askeri, haki şezlonga. rüzgarda savrulan bir tül aramızda. ne güzel geldi kızıllık kulağıma. fısıldadı masalını. verdi şalını... rüya gördüm ben. oysaki gerçek olan sen...

levent yükselden tuana sene 1993...
devamını gör...
sana ihtiyacım var. ve aslında... her şeyde sen varsın. kaderimdeyse duymadığım isimler, görmediğim yerler, tahmin edemediğim mevkiler, bilmediğim diller,belki karanlık bazen aydınlık, nerede olduğundan bihaber olduğum bir eş, bir kaç çocuk, gözyaşları, tebessümler, dirsek çürümesi, dişeti çekilmesi,kemik erimesi... ve bu saydıklarımın belki en başında, belki ortasında bir yerlerde yada sonunda: ölüm. vuslat,sana kavuşmak.
iblis var bir de, şeytan. parmaklarımın ucunda yazdıklarımın her noktasında,hayatımın her anında ... evet bir kaç ay önceki hayallerimin peşinden gitsem, doktor olsam öyle güzel kılıf uyduracak ki bu şeytan ben hastamın elini sıkarken... yada tusa hazırlanırken ağlayan çocuğumu eşimin kollarına bırakıyor olabilmek belki bana onur verecek, verdirilecek. bilmiyorum bir arkadaşımla gözgöze gelince aradaki muhtamel elektiriklenmenin hesabını.ama o zaman şeytan girecek yine devreye: Allah vergisi leylaaa, güzelse gözlerin sen ne yapabilirsin? bu mutlu edecek olabilir beni. çözülmeyecek 3 yılda belki bu sorun. aç başını öyle oku diyecekler. şeytan yine çıkacak sahalara, düşünce sahalarına. amerika ya gitmeye, yine hasrete değer mi? diye başlayacak, fatih tıp mı? bunu gerçekten düşünebiliyor musun?, hem sen yıllarca bir tranvayla çapa tıpa gitmenin hayallerini kurmadın mı diye diye kemirecek latifelerimi. peruk diyecek, cihad diyecek, şefkat tokatını bile sokar bir yerlere eminim.
o senin emirlerini reddetti, sen de salih kullarını görmek için onu ve bizi dünyaya yolladın...

bir bakalım... şimdi ne var elimizde? dünyadaki kiri pisliği görünce o kadar da çamura batmadığınıfark eden, belki doğru belki yapyanlış düşüncelere sahiip olan ama tüm benliğiyle o salih kullarından olmayı isteyen bir kul. zamana bırakarak kendini bu aşamaya gelebilmiş hamdolsun.
ya şimdi? şimdi senden bir şeyler bekliyor,bir yol, belki hızırlığının farkına varamayacak bir hızır, bilmiyorum çapa nın yıkıldığı bir deprem dahi olabilir.
devamını gör...
düşen yağmur damlaları gibi
verilen sözler de aktı gitti
kelimeler yorgun
ama biliyorum dinleyeceğini
başka bir yolculuğu, bir kaderi, bir gerçeği bekleyelim
ve söyle bana şimdi
ne yapmalıyım ulaşmak için sana..
*
devamını gör...
sığındığım kitaplarda dışlıyor sanki senden sonra,içimde deli gibi küfretme isteği ve insanlara karşı tarifsiz nefret. cennetlerden cinnete düşmenin tarifsiz boşluğu. artık yorulduğunu hissediyorum bedenimin. inşirah diyorum sadece biraz...
devamını gör...
kimliğimin bilinmediği tek sözlük, doğru yer...

yordun beni sevgilim.
bugün sondu, ağlayamadım bile. buzdağından o koca parçanın koptuğunu bugün ağlayamayarak farkettim. küfürlerin, hakaretlerin, *küfürlerin ve yine küfürlerin bugün beni ağlatamadı bile.
hala iyisin. bin türlü yazıp belanı versin yerine noktalarını kullandığın için hala iyisin kendine göre. olmadı, olamadık. en kötüsüde o kadar çok şey yaşadıktan, o kadar çok şeye ağlayıp üzüldükten sonra ve o kadar çok dolu olmanın üzerine şu an hiç bir şey yazamamak, hiç bir şey diyememek ayrı bir koyuyor ve başımı ağrıtıyor.
üzgünüm çok, ağlamaya çalışarak müziğimi dinliyorum, zehrim dışıma aksın ve başımın ağrısı dinsin diye. olmuyor. bugün kapattın beni içime. tepki yok, ses yok, çığlık yok.


konuşamıyorum, ağlayamıyorum, yazamıyorum.

ağlayabilmeyi, "tek yapabildiğim" şeyi bile kaybettim sayende. gücüm yok dur demeye. hoşçakal.
devamını gör...
yüzüne söyleyemeyeceğim için burada, ne idüğü belirsiz nicklerimizin arkalarına yaslanarak yazıyorum. aslında seni hep sevdim, başak burcu erkeğiyim ya hep geri kaçtım, söylemeye utandım, çekindim. garipseyeceğini düşündüm, belki de arkadaşlığını kesersin diye söyleyemedim. bunu düşününce arkadaş olmaya karar verdim. şimdi bir başkasıyla olduğunu öğrendim, hemde ciğeri 5 para etmez birisiyle. belki her şeyi geçerim ama sırf ciğeri 5 para etmez biri tarafından hayatından dışlanırsam o çok fena koyar bana işte. aslında biliyorum sen bile olmayacaksın benim için gelecek, her şey de sen evlenince bitecek. her ne kadar çok şey yaşamış olsak da arkadaşsal olarak hiç varolmamış gibi bitecek.

sen değer verdiğim insanlardan birisin aslında.
devamını gör...
tekrardan merhaba, yine içimi dökmeye geldim sana.

aslında içimi dökemiyorum ki sana. korkuyorum da çekiniyorum da. utanıyorum, sıkılıyorum. nefret ediyorum bu halimden. ama bir türlü kendimi değiştirmek için çaba sarf etmedim. kenan doğulu'nun yüzsüz yürek şarkısında dediği gibi bazen şeytan diyor ki git yanaş şuna
anlat içinden geçenleri, tut yüreğinden sıkıca ak hayatına gibi olmak istiyorum. ama bir kere oturmuş bu özellik. hayattaki en büyük kayıplarımdan birisi. herkese karşı hissettiğim iyilik gibi bu da sevdiğim ama nefret ettiğim bir özelliğim. son zamanlarda değiştin, benden de kaçıyorsun. ne yaptım sana bilmiyorum ki. hiçbir zaman kötü düşünmedim senin için, heep iyiliğin için yanındaydım. her şeyimdin, birçok sırrımı sana paylaşarak rahatladım. bu nefret ettiğim özellik yüzünden de başıma çok şey gelecek biliyorum. en azından yanımda ol güzel kız. başka bir şey istemiyorum. biraz daha görmeme izin ver.
devamını gör...
hey sen, için içini yiyor biliyorum. gözlerini kaçırdığın gibi sözlerini kaçırmandan biliyorum. sana ne çok şey demek istiyorum ama susuyorum, tıpkı sen gibi. içimden geçenlerin hepsini yazsam buraya var ya.. yazamam ki, üşengeçliğimi iyi bilirsin. aniden canımın sıkılmasını, kolay vazgeçişlerimi, nedensiz tepkilerimi. hepsinde sen varsın, ne biçim de bulaşmışsın..
devamını gör...
cher x veya z farketmez
nasılsın? aslında nasıl olduğunu önemsemiyorum önemsediğim şey nasılsınının içinde nasıl olduğumla alakalı. bencil değilim bak ama sen ne kadar büyürsen ben o kadar küçülüyorum. sevmediğim şey bu. neden aşkta eşitlik olmaz? hiç düşündün mü bunu? neden biri daha fazla düşünür biri daha fazla önemser? bence en iyi anarşi çıkarılacak yerdir bir insanın kalbi. bana anarşist diyebilirsin ama bencil asla. bak o sevidiğin kestane şekerlerini almak için ta bursa'ya gittiğim günü hatırla. hangi bencil kilometrelerce yolu zamanın içinde dakikalara sığdırabilir sırf senin şeker isteğine karşı? hı? emin ol annen baban yapmazdı bunu ya da o çok sevdiğin dostun. dost. sahi o dost nerde sevgili x veya z? neyse seni incitmek değil amacım sadece nasılsın demek ama nasılsın derken aslında nasılın neyi kapsadığını merak etmek. hmm pekala kendine iyi bak ya da bakma farketmez. beni merak ediyorsan bu tarafta bir şeyler farketmiyor artık.
devamını gör...
uyuyamadığı zamanlar bilemediği, anlayamadığı hissedemediği zarifoğlu şiirlerini okuyan bir gençtir bu adam, aslında anlamak istiyor da değildir, çünkü biliyor anlamaya başladığı vakit gökten düşer melekler bir bir, şeytan süt verir toprağa, geceler tapar güneşe, isa nefesiyle öldürür kuşları.. üzülerek söylemek zorudayım bunu, hızlıca çeviriyorum sayfalarını kitabın. olur ya, anlarım belki bir an.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar