bildiklerimiz bildiğimiz gibi değil

bildiğŸimizi sandığŸımız ne varsa gerek insanın kendi yaşŸam/gelişŸim sürecinde, gerekse insanlığŸın geldiğŸi noktada dinamik yapıdaki veri tabanının güncellenmesiyle sayısız ikilikleri birleyerek noktaya olan deviniminin işŸaret ettiğŸi gerçek.

insan aklı ve idraki tüm acziyle, sınırlılığŸıyla, öznelliğŸiyle nesnel/gerçek bilginin hep bir adım gerisinde olmaya mahkumdur. tüm bu ilim arayışŸı bu mesafeyi en aza indirgeme uğŸraşŸısından başŸka birşŸey değŸil. bilmek sadece bir iddiadır, süreçtir, asla yolun sonu değŸildir.
devamını gör...
insanın bir niyet ve düşünce ile anlam kazandığını düşündüm.insanlar niyetlerine göre iyi veya kötü olabiliyor,eşyaya bakış açıları da buna göre oluşuyordu demiş bir yazar.bildiklerimiz ;eşyalara bakışımız ,düşüncemiz ,kendimiz ve niyetlerimizi kapsıyor.ya da insan bildikleri ile kendini bulmaya sırrını anlamaya niyetleniyor.dünyası kafasının içersinde ki fikirleri..bildiklerimiz bildiğimiz gibi değil ise elinde ne var ne yoksa sonu hüsrandır zira bildiklerin seni oluşturan parçaların..insanın bilgi arayışı ve anlayışı akıl ve duyu organları ile gerçekleşiyor.anne karnında ki bebeğin uzuvların yetisini kullanamaması gibi ,dünya iken biz de şu an ki uzuvlarımızın yüzde üçlük kısmını ancak kullanabileceğimizi düşünmüş bir alim..ahiret hayatın da bu uzuvlar yüzde yüze ulaştığın da sırrı anlayabilme kapasitesine ulaşacakmışız(bana çok mantıklı geldi hehhehe).velhasıl bu sınırlılıkla görünenin ardın da dağ gibi bir görünmeyinin olduğu akla geldikçe insana merak geliyor.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar