bilinçaltı sayıklamalar

fil prototipi, su deposu, yarın okul, biraz üşümeli, burda nokta yok, uykuda bile virgül, bağlama, lise, arkadaşlar, yarın okul, (arkadaşlar)', borçlar, kanun, yenilgi, kuzen, yenilgi, çok euro, borç, kalamış, moda, su deposu, yenilgi, yenilgi, yenilgi, yarın okul, beraberlik, yenilgi,,,
devamını gör...
bip sırtından vurdu , bip şerefli olmayışını ortaya koydu , ağladın ağladın kendinden geçtin , kıçından iğne vuruldun bipp acıttı çok acıttı , sen yoksun onlar eğleniyor , sen yoksun sırtından vuruyorlar , sen olmıycaksın.
deli doktoru mu o , o elindeki ney , iğneler küçükken daha az acıttı sanki mi?
bipppp!!
devamını gör...
'ya benim içimdeki yağmurlar, ya benim yüreğimde kopan fırtınalar, seller, erozyonlar. ya benim yüreğime gömdüklerim, avaz avaz sustuklarım. ya benim gözkapaklarıma kazıdıklarım, ya benim aklıma kalbime işlediklerim, ya benim gönlümün en gizli mâbedine sürgün ettiklerim. ya benim gözbebeklerimin annesi, ya benim bakışlarımın olmasını istediğim tek sahibi. ya benim içimde taşan kanallar, ya benim yüreğimin en diplerine yağan yağmurlar, çakan şimşekler, yıldırımlar, kopan fırtınalar. ya benim içimdeki en şiddetli yağmurların bile söküp atamadığı, silip temizleyemediği insanlar. ya benim kaybolmayan hafızam, unutmayan aklım, affetmeyen kalbim. ya benim celladına aşık olan yüreğim, her ölüşünde daha da bağlanan duygularım. hadi beni boşverdik de, bunlar ne olacak doktor..!?'
devamını gör...
dusunduklerimi soylesem de oldurseler mi beni?
zihnin bedenden cok ayri bir sey oldugunu, bedenin zihnin sadece kabugu oldugunu anlamiyorlar ki.
aptal bunlar kuzum, bildigin acizlikten dokuluyorlar. sorsan hayatin anlamini cozmus, nirvanada halay cekiyorlar.

olunce zihin nereye gider acaba? dusunmeye devam eder miyim? yoksa cehennem, sadece bana dusuncelerimin en uc noktalarinda hucum eden o bulanikligin getirdigi sey mi?

kisi kendi cehennemini yaninda tasiyor bence. tensel acilardan da ote, zihin sancisi ceken bilir boylesi derin cehennemi.

varolusun dipsiz kuyularinda esiriz hepimiz. belki bazilarimiz bunu anlayabildigi icin farklidir. ki anlamamis olmayi en cok isteyen yine onlardir. anladim, bitti iste.
devamını gör...
disarida bir hayat var, evet.
senin, benim, bizim gibi garipler icin degil ama.
kacak kat cikan muteahhitlerin, vergi hirsizi "degerli" beylerin ve onlarin vitamini bol, kirmizi yanakli toraman cocuklari icin.

teneffus yasagi koyan ogretmenini azarlama hakkina sahip olan 8 yasindaki kolejli berke, bence ogretmene agiz burun dalsa ayakta alkislanir. ogretmensen eger, haddini bileceksin!

zaten buyuyunce de bagdat caddesinde spor otomobili ile hiz yaparken bir masumu ezer ve gercek zenginler kulubune girmeye hak kazanir.

disarida bir hayat var, evet.
bize ise o hayatta yer yok! bizim hayatimiz iceride, derinlerde..

birbiri uzerine dizilmis sutyenler gibiyiz. pazar tezgahlarini senlendiriyoruz.
kimimiz 80, kimimiz 85 bedeniz.
bizi goren herkesin ici giciklaniyor. adamlar, kadinlarinin memelerinde hayal ediyor bizi, inceden biyiklari titriyor.

benim rengim mavi, onunki sari. parasi olan herkes alabilir bizi. nasil koktugu, yasli mi, genc mi oldugu onemli degil.
sarkik ve igrenc tum kusurlari biz ortuyoruz..


"buyuyunce doktor olacagim" diyen cocuklarin doktor oldurdugu bir dunya burasi.
olumlerden cinayet begenme mahalli yani.
simdi cildirsan 5 dakikaya adli tip iste.

yolculugun ve ziyaretin kisasi makbul olana dek hirpalanacaksin.
yani sen,
olume susayana kadar aci icirecekler sana..

kanin katran, ruhun piç olana kadar durmayacaklar.
seninle ugrasacaklar diyorum,
duygularin, mantigin, hislerin yok olacak, oldu.

beden curugune hapsolmus gunahkar bir ruhsun artik.
tevbeler hep bedava...

mezarim, bir beden buyuk olsun lutfen.
belki seneye bir daha olurum...
devamını gör...
hayat envanteri -eksikler-

pencere onu teyzeleri
cekirdek coplerinden tepeler
pantolon cebinde leblebi
kitap arasi gul cesetleri
cekmecede eskinin sinema biletleri
tedavul'u mutecaviz kavanoz dolusu piril bozuk paralar
ıstisna gemisi kaptaninin yosunlu ask mektuplari
5 dakikaya orada olacak kizin yillik gecmis zaman faturasi


hayy'dan gelip hû'ya giden dunyaya gecimsiz abdal
biraz gec kalsa kellesi koltugunda muezzin bilâl
husû icinde murted olan dini butun burokrat
ugruna olemeyecegi adam icin katil olan ziyankar
kimsin? desen bocalayacak tevellud-u israf varyemez

hic kaybetmeyeceksin degil mi?
peki.
kazandigini sandiklarinla azrail'e gulumse.
devamını gör...
simarik bir veletsin ey icimdeki muhabbet
uzaktan kumandali seytanim, bahsi uzun gunahlar

sahibine iade bu kul'dan menkul umutlar
satirlarca dikense, sayfalar boyu bombalar
hem de hepsi organik, kufre mustâk hayâlar.

ne saniyorsun kendimi?
bir ben miyim bu nefsin gizli dehlizlerinde cinlayan o histerik loş kahkaha

patla dostum, sen de ak irin irin

domuz camurunda bogulmaktan kurtulan da var ki bil!

cigerlerimde nefese dair bir iz kalsin umitsin sen ey sevdigim zehir

yalama son!
yaralarima kanaya kanaya tuzu akitan el sen ol
ve dol,
ıcime oksijence karsilansin oksuruklerim ve vereme dair bilmecemsin, bilemeyence bitmez yol
ve umut son. yok ki sen. bilme! sen
devamını gör...
kendi yarattigimiz putlara tapmaya bayiliyoruz.
kimimiz guzel bir kalca oluyor bir reyting programinda, kimimiz firinda dilber dudagi.
farkliliklar o kadar bariz ki, kimse fark edilmekten korkmuyor aslinda.
gunah islerken bile gelecek gunaha olumune tesneyiz.
ıstemem yan cebimde seviselim misali.

sadece gozleriyle gorduklerinden korkuyor yeniler. anlatilanlar hep biraz palavra geliyor.
eskiler oyle mi oysa?
korkacak daha cok seyi var eskilerin.
yenilerinse kaybedecek.

ne yeniyim, ne eski. hic yokmusum, olmamisim gibi.

ılk evcil hayvanimi birkac sicak sarilmaya sattim anneme. pisman degilim.
zaten onu benden daha cabuk benimsedi, nankor.

kolundaki saate tapiyorsun bence, inkar etme.
cebindeki telefona, arabanin anahtarina falan.
cuzdanin ve banka hesabinsa taptigin en buyuk tanri olsa gerek.
ne de muazzam tapiyorsun.

tapiyoruz iste, yani, falan.
bazen bir cift memeye,
bazen yalanca okunmus siirlere,
bazen orgazma, cikolataya, sigaraya,
bazen de goz yaslarina, tapiyoruz hunharca.

en kimliksiz halin hangisi peki? en adini bile unutmuslugun?

sen her seyi birak bir kenara da, umutlarimin cop kutunda ne isi var onu soyle bana?
soyle de git! alisamadim bu kül kokusuna.
cehennemden gelen.
devamını gör...
uykum var

dun gece oylesine deliksiz uyumusum ki uyandigimda aclik derecesinde uykum var

ruyalarim karincali ekranda ankaragucu maci.
siyahlar, sarilar, eflatun ve pembeler buradalar.
kusatmislar ufkumu. ruyamdalar.
cok uykum var.
annem yanimda degil. ruh gibi melek annem, bir bardak bozulmus sut istesem?
titreyerek uyaniyorum, ruyamda ahiret sinavindan ff almisim, daha bir derin uyuyorum.
ben, cok uykum varken de fazlasiyla sarhosum.
uykumda yuruyorum bazen, odadaki komodinin uzerine isiyorum, amonyak kokuyor ruyalarim.
cok uykum var.

haydi gidelim benim guzel ruyalarim. kanim durmuyor zira.
gidelim, siyahlar, sarilar, eflatun ve pembeler de gelsin.
ayaklarim bileklerinden kesik, ruyadayim.

uykum yok, öluyorum.
devamını gör...
(bkz: dünya sözlüğün en ciddi başlığı)

subjektif bir değerlendirme ama subjektif olduğu için de doğru. bilinç altına az biraz asinayiz. sayiklamalari tıp literatüründe vs biliyoruz ama ikisinin birleşiminden bir sonuç çıkaramıyor beyin. 1+1 nasıl 2 ise veya dünyanın 1/3 u kara ise 2/3 sudur sonucu doğru ise benzerinin bu iki kelimeye de uygulanabilir olması lazım.

salt mantiktan veya objektif realiteden bahsetmiyoruz, aslında izafi pek çok mana barındığı belli ama izafiyet olması için temelde bir şeylerin de olması gerek. yani yer çekimini bulduktan sonra gezegenler arası çekim ve galaksiler arası çekimi dusunmek biraz daha olasıdır.

bilinçaltının acaba sayiklayabilmesi için bir bilinçaltı ve birikmislik mi gerekir? yoksa bu alanla alakalı ciddi bir farkındalık mi?

her ne ise. henüz kendini bana acmadin ey başlık. ama gözüm üstünde.
devamını gör...
hangi dağda ölürüm şimdi ben.
nasıl bir şeydi tüm http://bunlar.acılar en gerçeği en bi derini.ruh atılan oklarla delik deşik her daim. ne olacak şimdi bilmek istiyorum.durup dururken bu sükunet ne.fırtına.
fırtınayı mi bekliyorum. o değil miydi fırtına.
du bakalım!
durmak istemiyorum. bakmak hele dönüp bakmak hiç istemiyorum.
ve sabahattin abi ben de ben de içimde biriken hislerin, birdenbire patlayarak beni zerreler halinde dağıtacağından korkuyorum.
devamını gör...
dipsiz bir kuyudayım, ayaklarımı hissetmiyorum, yere basmıyor. sürekli düşüyorum ve düşüş hızım devamlı artıyor. buna rağmen, ara sıra güneşi görüyorum tepemde, etrafımı aydınlatıyor ama başımı indirip ayaklarıma bakmak istediğim anda kayboluveriyor ve ben düşmeyi sürdürüyorum. kuyu dipsizken ve ben devamlı düşüş halindeyken, güneşi nasıl oluyor da görebiliyorum? esasında güneş her zaman kendini gösteriyor da ben bile isteye mi gözlerimi kapatıyor, onu görmemek için çabalıyorum? sandığım gibi dipsiz, derin bir kuyuda değil miyim yoksa.. aslında hep yüzeyde olduğum ve güneşi de her zaman görebildiğim halde derinlerdeymiş, diplerdeymiş gibi davranmak hoşuma mı gidiyor, daha mı cazip ya da kolay geliyor? anlaşılan o ki kendimi kandırmam mümkün değil..çabalamam nafile.. gerçekte ne olduğunu itiraf edeyim: ayaklarımı toprağa gömdüm..o yüzden göremiyorum onları.. kendi kendime onları çürüttüm; evet, hissetmeyişimin gerçek nedeni bu.. kuyu falan yok ortada.. ve esas yapmak istediğim şey de, kendimi tümüyle toprağa gömüp, çürütmek.. ama bunu yapmaya da cesaretim olmadığı için "dipsiz kuyu"yla avutuyorum, kandırmaya çalışıyorum kendimi işte.. ama güneş kendimi kandırmama mani oluyor, gerçekleri yüzüme vuruyor sürekli.. bense hala dipsiz bir kuyuda olduğuma inandırmaya çalışıyorum kendimi.. güneşten kaçamayacağıma, ya da onu saklayamayacağıma göre; yapmam gereken en iyisi başımı kuma gömüp oradan hiç çıkarmamak belki.. en başından beri amacım da kendimi toprağa gömmek değil miydi zaten..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar