bilmek vs inanmak

bilmek iyidir ama fotoğraf çekip asmak gibidir. bildiğin değişir, dönüşür, akar, kokar...
yenisi gelince eskisi çöpe gider.

inanmak daha organiktir. inanılanın her halini kapsayabilir. esnektir.

sevdiğini biliyorsan, sevmiyorum dedi mi biter.
sevdiğine inaniyorsan, sevmiyorum dese de bir şey değişmez.
devamını gör...
bilmek ve bilmemek üzerine konuşuyorduk hep , bilmek ve inanmak farklı bir açılım olmuş.
yine keskin bir çizgi çekeceğim ama bilmek gerçektir, inanmak gerçek olduğunu düşünmektir.

doğru/yanlış, iyi/kötü geçeği biliyorsak ona göre hareket ederiz, tavır belirleriz, kendimiz hazırlarız ve bunu kabullendiğimiz ölçüde büyür, gelişiriz.

ne olduğunu bilmeden sadece inanıyorsak, inandığımız şeyin aslında öyle olmadığını ; kendimizi şartlandırdığımız şeyin olmadığını gördüğümüzde, sadece kendimizi kandırdığımızı anlarsak halimiz nice olur.
devamını gör...
- seni seviyorum.
+ beni sevdiğine dair kanıt göster?
- kanıt inancı öldürür. eğer kanıt gösterirsem seni sevdiğimi bilirsin. ben "seni sevdiğimi bilmeni" değil, "seni sevdiğime inanmanı" istiyorum..
+ neden?
- çünkü bilmek beyinle, inanmak kalple yapılan iştir.

sweet november
devamını gör...
her ikisinde de güç var. ancak bilmek daha çok huzursuz eden bir duygu. dostoyevski'nin "baylar, yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; hem de tam anlamıyla, gerçek bir hastalık.” sözüyle ifade ettiği gibi bilgi derinleştikçe, öğrenilenler arttıkça hasta eder sahibini.
oysa inanmakta bir itimat, tevekkül duygusu var ki iç huzuru ile birlikte emniyet duygusu aşılar insana. iyi gelir, rahatlatır o nedenle.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar