bir 500t yolcusunun günlüğü

(bkz: 500t)

sevgili günlük,

bugün yine topkapı dan bindiğim otobüsümüz de kimseye yer vermemek için en arka köşeye oturdum ve her zaman ki gibi en büyük zevkim insanları izlemeye başladım.
insanları izlemek çok keyifli. hele bir 500t yolcusuysan daha inanılmaz. alışveriş için girilen mahalle bakkalında televizyona kilitlenmek gibi. bugün bir kez daha fark ettim ki bu otobüs insanları gittikçe içten pazarlıklı ince hesaplar peşinde koşturan bir canavar.

otobüse binip ayakta kalan her insan gözüne bir kurban kestiriyor. kurbanının başında sabırla bekliyor. otobüse ara duraklardan binen tecrübeliler bu konu da işi aşmış durumda kimin erken ineceğini önceden sezer gibi hep doğru tahminlerde bulunuyorlar. ben ise bugün başımda dikilen orta yaştaki adama bakıp " benden sana ekmek çıkmaz abi şifa mahallesinde oturuyorum ben, şöförden bile sonra iniyorum " dedim. "tüh yaa " diyerek gitti.

otobüse yanına azık alarak binen insanların sayısı gün geçtikçe artıyor bugün yolculardan birisi poşetten çıkardığı karpuzu otobüsün ortasındaki boşlukta yere gazete serip kırdı ve herkese dağıttı. ıslak mendil olmadığı için karpuzu yiyen herkes yapış yapış elleriyle otobüsün demirlerini berbat ettiler.

bazı günler uyuyarak gidiyorum. gündüz uykusunda 1 saat gece uykusunda 3 saate tekabül ettiği için 3 saat uyusam gece uyuyamıyorum.
yazımı bitirmeden önce sana bugün yaşanan bir olayı anlatmak istiyorum: hani sana anlattığım bir kadın vardı zincirlikuyu durağından binen. kucağında kundakta bebek taşıyan işte o kadının bebeği plastikmiş. meğer adi kadın yer vermemiz için 3 yıldır plastik bir bebeği battaniyeye sarıp bizi kandırıyormuş. bi keresinde ben bile yer verip sevmiştim o bebeği battaniyenin arasından.nasıl aldatmış bizi. Allah tan bugün o ptt veznedarı amca "3 yıldır büyümedi mi o çocuk aç bakalım şunu" dedi de öyle uyandık.
ne insanlar var yaa ?

neyse canım günlüğüm. sana fırsat buldukça yazmaya devam edeceğim. artık yatayım da beynime kan gitsin.
devamını gör...
bugün kozyatağı'ndan geçen onca otobüs beni evime götürebilecekken özellikle 500t'yi seçtim. galiba bünyemde bağımlılık oluşturdu. zaten annem hep sana rahat batıyor derdi..

vızır vızır geçen arabaların arasından john travolta bakışıyla beklediğim 500t geldi nihayet. beni de içine alacak kadar geniş yürekli olduğu için binebildim. bulduğum ilk boş koltuğa çömelmemle içimin geçmesi bir oldu.

uyandığımda, yolculuk ettiğim 5 dk içinde bile o kadar çok insan otobüse inip binmişti ki benimle binenlerin hepsi indiğinden bütün simalar bana değişik geldi.. nerdeydim ben.. bu insanlar kimdi..acaba uyurken başka bir arabaya koymuş olabilirler miydi.. neyse ki durağa yaklaştık..hemen inip diğer ''aktarma sanatı''nı icra edebilmek için arabayı beklemeye başlamalıydım..

to be continued..
devamını gör...
sevgili günlük,
bugün hiç yazasım yok,
otobüse birkaç gündür binen yeni güzel öğrenci kız bana "camı açabilir misin?" diye sordu. tabi deyip camı açmaya çalıştım. asıldım asıldım açamadım. gücümün sonuna kadar çektim olmadı. arkamdaki eleman ben açamayınca ayağa kalktı ve camı açtı. kız çocuğa teşekkür etti. ben de bütün yolculuk boyunca kafamı kaldırmadan yolu bitirdim.
şerefsiz herif. ayı gücü varmış.
hiç yazmak gelmiyor içimden.yarın da akbili doldurmam lazım.iyi geceler.
devamını gör...
merhaba sevgili günlüğüm,

bugün yorucu bir gündü. ama ne kadar yorucu olursa olsun yatağıma girip günümü seninle paylaşınca tüm yorgunluğum gidiyor. dün gece kuzenim abdullah'ın evinde kaldım. "abdullah diye kuzen mi olur ? kuzen dediğin bora'dır kaan'dır tolga'dır deme" ona kuzen diye seslenmemi kendisi istiyor. ben de onu kırmamak için bu şekilde hitap ediyorum. zeytinburnu telsiz mahallesinde oturan kuzenimin evinden çıkıp öğlen saatlerinde cevizlibağ'dan 500t'ye bindim. biner binmez otobüsün arka beşlisindeki boş yere doğru yöneldim.
beşlinin ortasında yer alan koltuğa oturup rahat rahat giderim diye düşünüyordum fakat gözardı ettiğim bir gerçek vardı: mevsimin kış olması. biliyorsun gizem yaratmayı seviyorum şu an sen "mevsimin kış olmasıyla ne alakası var rahatsızlığın" diye düşünüyorsun biliyorum. evet mevsim kış ve şişme montların, üç metrelik atkıların, paltoların zamanı. hele ki yer bir belediye otobüsüyse ve beş kişinin zorlukla oturabildiği bir yere beş tane paltolu adam sığmaya çalışıyorsa sorun var demektir.

koltuğa oturup arkama zorlukla yaslandım. sağım ve solumdaki iki adam arasında mengenede sıkışmış gibiydim. sağdakinin şişme montu sanki gittikçe şişiyordu.
otobüsün sallantılarını fırsat bilip ufak ufak dürtmeler ve omuz mücadeleleriyle alanımı genişletip rahatımı sağladım. otobüs halıcıoğlu durağına geldiğinde boş yer kalmamıştı.
durakta ön kapıdan binen yaşlı teyzeyi gören yanımdaki dört kişininde aynı anda uykuya dalmasını hayretle müşahade ettim. teyze kendisine yer verilmesini bekler gibi bir süre bakındı ve tepki almayınca orta sırada gözüne kestirdiği gencin başına vardı.

yaklaşık bir dakika sonra "oof bacaklarım, ooyhh" şeklinde sesler çıkarmaya başlayan teyzenin saldırılarına çocuk yer vermeyerek direniyordu. teyze okmeydanı durağına kadar inledi ve çocuk yer vermeyince "cık cık cık" lamaya başladı. bir çin işkencesi vardır biliyor musun bilmiyorum günlük. çok yakınında ağır ağır su damlatan bir musluk
bulunan ışıksız bir odaya kapatılıyor adam. saatler boyunca damla sesini dinliyor ve kafayı yemeye başlıyor. işte teyzenin cık cık cık ları tıpkı bu damla sesleri gibi çocuğun beynine iniyordu ve zavallı çocuk direnmekten yorulmuş bir kale kumandanı gibi koltuğu teyzeye teslim etti.

4.levent durağına geldiğimizde arka kapıdan da binmeye başlayan yolcularla otobüs pik yaptı. kımıldayacak yer kalmamıştı ayaktakiler için. hemen önümdeki kalın pos bıyıklı adamın bıyıklarının yanındaki çocuğun dudaklarına değmesini içim burkularak seyrettim. çocuk ne yana dönerse dönsün bıyıklardan kurtulamıyordu. bu görüntüden sonra nietzsche'nin karısını düşündüm nedense. hem çocuk hem kadın için üzüldüm..

evet günlük bedenimde yolun zihnimde gördüklerimin yorgunluğuyla artık uyuma vaktimin geldiğini anlıyorum. daha fazla yazacak takatim yok. şunu dinle;

dori dot dori dot dori dot

bitmiş akbil sesiydi bu tanıdın di mi ? ehehehe.

iyi geceler canım günlüğüm.

devamını gör...
sevgili günlük,
dün akşam yazamadım. şu an çok hastayım evde yatıyorum iş yerinden izin aldım tüm gün televizyon izleyeceğim. doktor 1 doz mahmut tuncer, yemekten sonra latif doğan, yatmadan önce de flash tv de ankara havaları yazdı. bugün otobüsümden de uzak kaldım. fakat bir şey fark ettim otobüsteki at kokusu üzerime sinmiş.
umarım çabuk iyileşirim.
devamını gör...
bi gün yine senle bakisiyoruz. uzun bir omur var bizim icin.. saatler sanki yillar.. gidesim var.. bir yandan icinde kaybolma korkusu .. kendimi geri cekiyorum.. vazgeciyorum.. hem seni hem kendimi kurtariyorum.. sen insan konservesi.. ben bir insan musvettesi..
devamını gör...
sevgili günlük,
nasılsın iyisindir inşallah ? beni ne kadar özlediğini biliyorum. görüşemesek de inan hep aklımdasın, koşuşturmaca içerisinde insan unutabiliyor. hayat işte.
biliyorsun artık metrobüse biniyorum. bundan dolayı sana yazamıyorum. geçenlerde bir haber aldım aslında onun için yazıyorum. nasıl diyeceğim bilmiyorum.
lütfen üzülme.
cafer abiyi tanırsın. hattın en eski şoförlerinden. pötürgeli. hani bana bir kere kıyak yapmıştı akbilimde bakiye kalmadığında geç geç demişti hatırladın mı ? işte o vefat etmiş. ani kalp krizi. bunu seninle paylaşmak istedim. Allah rahmet eylesin. ailesine sabır versin. sen de çok üzme kendini. fani dünya. hepimiz bir gün gideceğiz.

iyi geceler.
devamını gör...
dear diary;

bugün babadan kalma kışlık şatomuzdan çıkıp biraz halka karışayım dedim. * bazen deyimleri gerçek anlamıyla kullanmak gibi bir hataya düşebiliyorum. ben artık istanbul'um . evet evet yanlış duyamadın , halka karıştım , tüm hücrelerimle ben artık yoğum !!
bir de oksijen ne büyük nimet , sarımsağında Allah belasını versin. hoş antibiyotik o yine kendini iyileştirir. sanırım insanlar amme hizmeti yapmak için sarımsak yiyip toplu taşımaya biniyor, maksat hava yoluyla antibiyotik alalım. dedim ya ben artık istanbul'um. her şeyi daha iyi anlıyorum.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar