ahmet haşim'e ait övgü ve alayın içiçe olduğu ironik bir söz. övgü unsuru son tahlilde "almanya büyük ve pembe bir elmadır ama içi kurtludur " tespiti ile devre dışı da kalmış sayılır.

1920'lerin avrupası için söylenmiş olsa da güncelliğini hâlâ devam ettirdiği kanaatindeyim. hatta biraz abartlı olacak belki ama bir klise görsen dünyadaki bütün kiliseleri de görmüş gibi olursun. hepsinin dışı dikdörtgen , bir kubbe ve iç dizaynı da aynı süs.

ahmet haşim gibi bir adamın tespitleri tabiki bizim gurbetçi tayfa gibi "abi adamlar gece 3 te bile kırmızı ışıkta duruyorlar her yerde çim var" şeklinde olacak değildi. ahmet haşim her şeyden evvel çok büyük bir göz dür. görülemeyen bütün değer ve değersizlikleri de görecektir. ki gayet doğal bu. aklın faal olmadığı durumlarda akıl nefse hizmet etmekten başka bir şeye yaramaz çünkü. herkesin avrupa'ya hayranlık ve ilgi duyduğu dogmatik bir uykuya yattığı bir dönemde bu tespitleri yapmak da çok büyük bir okumadır.

herkesin kalbini fetheden paris'i o da över ama "fahişelerin kol gezdiği ve derin bir hüznün kapladığı soğuk ve donuk şehir" olarak tarif etmekten de çekinmez.

ölümün hayattan çıkarılması ile başlayan maddeci mekanikçi ideolojilerin tüm yerel unsurları da yok edip tek tipleştirmesi avrupa'nın hediyesidir tüm dünyaya.

kadim medeniyetlerin hiç birinde bu yoktur. sadece avrupa'ya has bir şhttp://ey.ne mısır , ne mezapotamya , ne hint ne grek ne de islam. mesela osmanlı'nın bosna-hersek'te yaptığı bir mimari eserle mısır'da yaptığı bir eser birbirine hiç benzemez. o coğrafyanın kültür öğelerine tamamen sadık kalarak taşa ruhlarını işlemişler ve ibadet eder gibi inşa etmişler.

velhasıl gezmek görmek keşfetmek ibret almak Allah'ın kur'andaki bir emridir ama aynı şeyleri görmek de size pek fazla bir şey katmaz. tabi öyle yahut şöyle veyahut böyle kimsenin keyfinin kahyası da değiliz .
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar