bir kafede yalnız oturmak

tercih meselesidir. tek sevimsiz yanı boş sandalyeleri görüp "bu sandalye boşsa alabilir miyim" diye gelenler. "boş değil birader kiralıyorum ben onları" diyesi geliyor insanın.
devamını gör...
inanılmaz canımın sıkıldığı durumdur. arkadaşımı beklemek için 15-20 dakika bile oturamam ben tek başıma, elimi ayağımı nereye koyacağımı, nereye bakacağımı kestiremiyorum çünkü. birkaç kere denedim, dergimi gazetemi alıp gideyim oturayım güzel bir hava alayım şöyle dışarı çıkıp diye. yok, olmuyor asla rahat olamıyorum.
yapabilenlere çok özenmişimdir.
devamını gör...
tercihen sokağa bitişik masada sokağa dönük şekilde gerçkleştirmeyi sevdiğim eylem. böylelikle sokaktan geçenleri inceliyrbiliyor, içimden dedikodularını yapabiliyorum. eğer sabahın erken vakti ise işe gidenlere bakıp işsizliğin tadını çıkarıyorum.
devamını gör...
benim icin tabulardan biriydi. bi gereksiz
utanma sıkılma. ama gecti. simdilerde elde kalem bir seyler yazarken yapildiginda keyifli olabiliyor. kendi dunyamda olup etrafa bakmadigimda.*
devamını gör...
hiç sorun olmayan hatta zaman zaman gerekendir.
kahvesini yudumlayıp, öyle mel mel etrafı izleyerek, düşünmek istiyor olamaz mı insan?!
hem yalnız değilim ki, ben, keyfim ve kahyası, üç kişiyiz yahu!
devamını gör...
o kadar da kötü olmayan bir eylem.

sevmediğiniz, çok gereksiz ve boş konuşan, sululuklar ile ben de varım demeye çalışan vs. bir insanın bulunduğu bir topluluk ile vakit geçirmekten çok daha keyiflidir. hele de okuyacak bir şeyler var ise.

bir insan özgür karakterliyse, yani aman yalnızlıktan sıkıldım, geberiyorum diyen bir kişi değilse tek başına dağ başında bile otursa orada da bir güzellik bulur.
devamını gör...
sevmediğim için yapamadığım şey. denizin karşısında bi bank olur izlerim tek başıma, sinema tiyatro da yaparım lakin niye kendimle sohbet için buluşayım. bilemiyorum altan. kitabımı çeker picamaları evde ya da balkonumda da okurum. *
devamını gör...
ben genelde çizim yapmak için yalnız olmayı tercih ediyorum. bi tane cafem var devamlı gittiğim orda takılıyorum kitap okumak belki daha normal ama çizim yapınca gelen geçen bakıyor soruyor bölüyor yoruyor...
devamını gör...
sadece kafeye indirgenmemeli. yalnızlık bir yaşam biçimi. gayet tabi olarak yalnız insanların da canı dışarıda bir kahve içmek ister, yalnızsanız hep yalnızsınızdır. yalnızsanız, kafede de yalnız oturur, kahvenizi de yalnız içer dönersiniz. yazdan kalma güneşli bir kış günü, bir parkta banka oturup güneşlenmek, yalnızların da hakkıdır. sinemaya da tek gidilir, takım tutmak, takımının maçını izlemek, bir halısahaya yanaşıp hiç tanımadığın insanların maçını izlemek de yalnızdır hep. takımının maçını izlerken formanı giyip en geriden izlersin, özel olarak maç boyu sevinen ya da tüm öfkesiyle köpüren insanları izlemenin lezzeti bir tek sana mahsustur... gün içinde aklınızın içinde yalnız sizin bildiğiniz küçük oyunlar kurar, gizli gizli onları oynayıp eğlenirsiniz filan. yalnız bir insanın kitaplardan, filmlerden, şarkılardan hatta erkenden uyanılan bir haftasonu sabahında kahvesinden aldığı haz daha bir başkadır.

yalnız olmayan insan için hangi kafede oturulur, yanında gelecek ya da buluşulacak insana orası uyar mı gibi dertler olur. senin içinden gelmesi yetmez, saatin ona da uyması gerekir... sonra içeride mi oturulur, dışarıda mı, yanınızda gelenin sigara içip içmediğine bağlıdır. sonra hangi masada oturulmalıdır? sen susmanın keyfini sürmek isterken o bir konu açar konuşmak icap eder, sen azıcık daha oturmak isterken onun işi vardır beraberce kalkmak icap eder, eder de eder anasını satiym...

güzeldir yalnızlık, kıymetinin bilene...

devamını gör...
fazla abartılan bir eylem. bu kadar anlam yükleyecek bir şey yok bu olaya yalnızsan yalnızsındır ve yalnızsam yalnızımdır ve yalnızsa yalnızdır hepsi bu. kim kafasında ne kurarsa kursun, kim acıyan gözlerle bakarsa baksın ömür boyu insanların hakkımızda yapacağı eneliz, dedikodu, fısıltılar hiç bitmeyecek o insanlar da bitmeyecek. o zaman wat da fak anasını satayım.
devamını gör...
fazla romantizme girmeyi gerektirmez. fonda çalan ezgi’nin günlüğü ve yoldan geçen araçları sayarak kendime zaman ayırıp yaptığım hataları düşünüyorum.
devamını gör...
istemsizce karşı masada frappesini yudumlayan sarışın hatunu kesmeyi gerektiriyor. tırto bir tabağa 30 tl bayılmalı veya kardeşim seri köz getirci konsept değil de bir kitap kafe formatı ise über bir şeydir. ara ara kafe sahibiyle kitaplar üzerine fikir teatileri yapilarak taze demlenmiş çayını yudumlarsın . kitapların kokusunu içine çekersin. güzel bi olay. kalmadı pek vahşi kapitalizm silip süpürüyor bu tür şeyleri.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar