ömründe bir defa düğün yapan bir kadının düğününe yeterince önem vermemesidir. bak dikkat hayatında bir defa oluyor bu. o zaman yardıracaksın. hem enişte sana değer veriyor mu vermiyor mu bunu da öğrenmiş olacaksın. adam senin için 3-5 senesini eşşek gibi çalışarak borç ödemekle geçirmeye göze alacak mı bunun testi.
devamını gör...
insanlığın, yüzü suyu hürmetine yaratıldığı kişinin kızının çeyizidir.
aynı hanımın bu çeyizi götürdüğü evin sahibi ise düşünün ki hz. ali'dir.
bu durumu zamanla mekanla şartlarla tevil etmeye yeltenecek milyonlarca kızımız var, o yüzden ne yazsak boş.
devamını gör...
insan olana yeterli bir çeyizdir.

israfı gösterişi lüksü hayatının odağı yapanların, "müslüman her şeyin en iyisine layıktır" ve "zekatını vermişse gerisi sizi ilgilendirmez" diyenlerin kulağına küpe olmaz bu çeyiz miktarı... onların derdi islam kisvesinden çıkmadığını düşünmek isteyerek günlerini gün etmek zaten. müslümanın itibarını yemede içmede giymede gezmede yattığı yerde sanırlar.
devamını gör...
damadın etinden sütünden yününden kemiğinden iliğinden dalağından böbreğinden vs.vs.
yararlanmadan yapılan düğün kızlarımız tarafından düğün olarak kabul edilmiyor artık.
devamını gör...
çok uzak değil, annem anlatırdı; evlendiklerinde demir karyola üstüne yatak ve yorgan ve bir uzun yastık * bir çeyiz sandığı ve üzerinde bir saatleri varmış.... evin şeklini değiştirmek istediğimde saati sandığın bir tarafından öbür tarafına geçirirdim... diye de devam ederdi. yer darıca, yıl 1951...
devamını gör...
sene 89'da köyden sivas'a göçerken 8 kişilik ailemizin göçü bizimle beraber bir traktör römorkuna sığmıştı. şimdi sadece bizim oturma odasındaki eşyalar daha fazla yer tutar.

biz çocuk olarak yine mutluyduk belki ama annem değildi elbette. zaten ilk işimiz de dünya paraya bir oturma grubu almak olmuştu. bu oturma grubunun borcunu ödemek bizi öyle zorlamıştı ki, rahmetli babam her ay taksit senedini yırttıkça dokuz yaşındaki bu oğlunun sırtından da büyük bir yük daha kalkardı. çünkü babasının sırtından bir yük daha kalkmış olurdu.

diyeceğim, dünya ne bindörtyüz sene önceki dünya ne de otuz sene önceki. ihtiyaçların ardından yetişilmiyor ve alışılan standartlar terk edilemiyor. neyin lüks, neyin gerekli olduğu ayrımı daha dikkatlice yapılabilir belki ama fazlasını yapmak pek mümkün görünmüyor.

neticede hz. fatıma'nın çeyizinden kat kat pahalı cep telefonlarından giriyoruz işbu tanımlarımızı da.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar