içlerinde en az 16 milyon sevmeyeni de barındıran kitledir. seven 2 milyon kişi neye aldanıyordur bilinilmez, bir köşede nazla sarıyer'den geçenlere bakan hacı amcaların dizildiği köşeler, diğer yanda torun uyanmadan evden çıkıp geceden kalan ekmekleri güvercinlere hediye eden ümraniye'de mübarek teyzeler.

kızılın ana meydanda mermerlere selam vererek yükselmeye başladığı o zamanlar da, yan taraflardan burnuna gelen gevrek simit kokuları ve acele ile kadiköy vapuruna yetişmek için balat istikametine giden yüzleri şiş hayat yolcuları.

bu adamlar hiç uyamaz mı dediğin bir fırından , iki simidi kapıp - demli bir çay ile tekini devirdikten sonra beşiktaş iskelesini arkasına alan taksici dayılar.

kulağına yorgun haşmet fısıltıları gelen çam ağaçları arasından yavaşça yürüyen öğretmenler, ilerisine bakınca eğimli bir yol iki araba geçemez, arnavut kaldırımı taş kırmalı , nereye çıktığı belli olmayan lakin sağın ve solunda meftaların fatiha okuyun taşları dizili -ruhunun sessizleştiği hele bir de soğuksa diken diken olduğun bir yol - karacaahmet müdavimleri. dallar arasından haliç gören , ilerisinde unkapanı yavaşca bir bakış atan ,taksim'in arka tepeleri gözünden sola doğru süzen ama hedef belli kim tutar ki aşk ile seveni diyen eskiciler ve ezgileri.

yüzler görürsün kafaları öne eğik olan tekstil atölyesinden geliyordur.. bir hüzün , içten okunan tebareke hastasına, hediye edilmiştir bir mektup sevenine liseli de sever istanbul'u kıymetle. oda onun dergah yolu işte.. sevene ne yolda takıldığın taşlar zor gelir, ne de eğimli yollar lakin otobüsü, metrosu zorlar işte o saydığım 16 milyonu.

asıl sevda o yolda yürürken hala güzeli görebilende ben mi? bende optik lens var..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar